2 Cities 1 Woman

Yağmurlu Bir Günde

Gerçekten mi yazmak istemiyorum yoksa kendimi mi durduruyorum bu aralar emin değilim. Bir zayıf noktam var. Başkalarının benim hakkımda ne düşündüğünü fazla önemsiyorum. Daha doğrusu yanlış anlaşılma korkum var. Bir insan benim hakkımda ”bana göre” haksız bir yorumda bulunmuşsa, bu durumu kafama çok takıyorum ve kendimi çok fazla savunuyorum. Bu eskiden beri vardı da sanki anne olduktan sonra ya da Almanya’ya geldikten sonra daha da arttı. Annelik kaygı düzeyini artırıyor o yüzden de falsolar daha mı gün yüzüne çıkıyor yoksa artık daha fazla vaktim olduğu için bunları kafama daha mı çok takıyorum yoksa yaşlandıkça falsolar daha mı derinleşiyor bilemiyorum. Ama bir süredir gündemimde bu konu. Beni zorluyor, yoruyor.

Ben kendisiyle uğraşangillerdenim. Bana göre hayatının sorumluluğunu üzerine almayan, sorumluluğu/suçu hep başkalarının üzerine atanlar bir de benim gibi ortada bir sorun olunca önce kendi içine dönenler var. İşte bu da çok yordu beni.

Ortaokul yıllarımda okuduğum ”Kara Kitap”ta insanın tanımlamalarla nasıl da kendini kafese tıktığından bahsettiğini hatılıyorum Orhan Pamuk’un. Çok büyük bir aydınlatma yaşatmıştı bana 8. sınıf yıllarımda o kitap. Hala da aynı düşüncedeyim ama kendimi tanımlalardan özgürleştirdiğimi söyleyemeyeceğim.

O yüzden buraya yazmak da yordu beni, tanımladım kendimi, burayı okuyan samimiyetimi görüp ister burdan yazmak ister yüzüme cak cak konuşmak suretiyle olsun kendinde hak gördü. Halbuki ben o hakkı kimseye vermedim. Ben, benim gibi hissedenler kendilerini yalnız hissetmesin diye samimiydim. Paylaşmak istediğim için yazdım. Ben böyle olduğum, ben yazmayı sevdiğim, anlatmayı sevdiğim için yazdım. Nedenlerin çok da önemi yok bence. Ama sonuçlar önemli oldu.

Haksızlığa uğrama, yanlış anlalışma korkum böylece tetiklendi. Bir yandan da iyi oldu. Bu sayede bu korkuyla daha fazla yüzleşmek zorunda kaldım.

Kendi öz farkındalığım arttı, sorunu aşmaya bir basamak daha yaklaştım. Ama o arada yoruldum.  Laf anlatmaya çalışmaktan, kendimi tanımaya çalışmaktan. Bazı ilişkilerimde bir de baktım ki ben kendimi tanımaya çalışırken, ben sorumlulukları üstüme alırken karşı taraf yağ gibi her şeyden sıyrılıp bütün suçları bana atmaya başlamış.

O yüzden bir süre durdum. Bu arada çok dertlendiğimi, boşandığımı hayal edenler olmuş. Baya fantazisi kurulmuş.

Yanlış anlaşılma korkum var ya çırpındım da çırpındım, öyle değil, ben size hayatımı güzel göstermeye çalışmıyorum, bakın benim de dertlerim var diye samimiyetle anlattım. Sonra baktım ki herkes bana ”ne kadar da şikayet ettiğimden bahseder” olmuş. Sonra aslında ne kadar da şükranla dolu olduğumu anlatmak için çırpındım.

Benim derdimi önemsemeyenlere benim de derdim kendime büyüğü anlatmaya çalıştım bu sefer yine dırdırcı ve şükürsüz oldum.

Sonra baktım ki kimsenin de umrumda değilim. Herkes kendi içine dönmek yerine karşısındakine, kendine anlatmak istediğini çamur atıyor. Sonra baktım ki ben kendimi ne kadar anlatsam da anlatabileceklerim sadece karşımdakinin anlamak istediği gibi. Aslında çoğu zaman da problemi benim değil kendiyle.

Özetle ben kendimi sorgulamaktan yoruldum. Şimdi biraz sakinledim. Umuyorum ki bu saatten sonra kimseyi pek de sallamadan kendime bakacağım. Ben de sınır çizmeyi böyle böyle öğreneceğim işte. İsteyen hayatımı mükemmel göstermeye çalışan bir sosyal medya anası olduğumu düşünsün, isteyen elimdekiyle mutlu olmayan hep şikayet eden bir insan olduğumu düşünsün. Günün sonunda hepimiz kapımızı kapatıp kendimizleyiz.

Yakında 38 yaşıma giriyorum. Benden herkese bir abla tavsiyesi. Herkes işine baksın. Başkalarına haset etmekle insan hiçbir şey elde edemiyor. Evet bazen ben de özeniyorum başka insanlara ama bir gün bile elindeki kaybetsin diye dua etmedim. Benim de olsun diye dua ettim. Size de tavsiye ederim. Evren/Tarın/Allah/Karma vs neye inanıyorsanız inanının ya da inanmayın hayat her şeyin tersini gösterecek kadar uzun ve başıma gelen tüm iyi şeyler iyi niyetim yüzünden geldi. Öz farkındalığım için şükürler olsun. Beni yorsa da hayatta başıma gelenlerin sorumluluğunu alabildiğim için şükürler olsun. Ben bildiğim yolda yürümeye devam edeceğim.

Sevgiler,

Önce kocaman plazalarda çalışan işkolik bir avukattım. Yüksek ökçelerim üzerinde ise tam bir “Sosyal Kelebek“. Sonra aşık oldum, Ale’ye… Evlendim… İstanbul’u bıraktım, Bremen’e taşındım. Bir de baktım “Domestik” olmuşum. Sonra ise anne… Vera’nın annesi… Şimdi yeniden hayata karışma zamanı. Ve işte karşınızdayım, iki şehirden Zeynep, anne, kadın, avukat, insan, okur yazar, öğrenmeye aç, seyahate aşık...

Yorumlar

  • yelda

    Merhaba Zeynep cim,
    sevgi ve merakla takip ettiğim instagramdaki 3 kişiden birisin,(irem çağıl,gerçekmutfak ve sen) Senden 10 yaş büyüğüm. elindekilerinin kıymetini bilmediğini hiç düşünmedim.
    Çok fazla şikayet ettiğini de düşünmedim açıkçası.Sen hayatını olduğu gibi paylaşıyorsun bence, süslemeden ve aynı zamanda dramatize etmeden. Almanya da yalnız olduğun ve gerçek anlamda tek başına çocuk büyüttüğün için ara sıra bunalıyorsun. Seni, bazı sıkıntılı paylaşımlarından sonra hep içimden sarıp sarmaladığımı bilmeni isterim. Sana güzel duygular gönderdiğimi de.Vera ve eşinle hep mutlu ols, sevgiler..yelda

    | Cevapla
    • 2 Cities 1 Woman Yazının Yazarı

      Yelda çok ama çok teşekkür ederim bu güzel yorumun için. Bilmiyordum ama şimdi gördüm bu kadra sarmalanmak ne güzelmiş. Ne kadar doğru bir tespit bu kadra kurcalamasam da sadece arasıra bunaldığımı kabul etsem ne kolay aslında 🙂 olacak olacak biliyorum. Çok teşekkür ederim. iyi yazdınız. Sevgiler,

      | Cevapla
  • Irmak

    Sizi severek takip ediyorum. Sade, gösterişsiz ve samimisiniz. Bir süre sosyal medyadan uzaklaştığınızda da çok merak ettim.
    İnsanların ne düşündüğünü önemsememek benim için de çok zor. Ama emin olun çoğu insan bizim gibi etraflıca ve ince düşünmüyor. Şu sıralar ‘ağzı olan konuşuyor.’ Cümlesinin doğruluğunu anlıyorum.
    Normalde böyle yorum yapmam bloglara ama üzülmenize üzüldüm ve sizi anlayan birinin olduğunu bilmenizi istedim.Sizi seviyorum 💕

    | Cevapla
  • Bilsev

    Bir ara hiç paylaşım yapmadın merak ettim ve mesaj attım sana instagramdan. Neler oldu anlamadım ama hayatını samimiyetle paylaşmana bayılıyorum. Samimiyet cesaret ister, kendine güven ister. Sahte hayatların 7/24 mutluluk gösterisine kimse itibar etmiyor…Sen böyle oldukça hayat da sana samimi davranır. Bence böyle devam, maceralarını bekliyoruz 👍🏻😉✨🍀

    | Cevapla
  • ogrenen anne

    bir suredir yoktun, merak ettim ama sormak, karismak istemedim.. allah korusun ama kotu haber zaten hizli gelirr, icine donnek istedigini dusunmustum, dogruymus cok sukur..
    35ten sonrasini bu nedenle cok sevdim ben, gercekten digerlerini kafana takmiyorsun.. kim bilir belki 40tan sonra da kendini dinlemeyi birakirsin, olmaz mi 🙂 gorecegiz beraber..

    | Cevapla
  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir