2 Cities 1 Woman

Uyku ve Tuvalet Konusunda Yeni Gelişmeler

Şurada da tuvalet eğitimi yazısı yazalı çok olmadı ama yeni gelişmeler var. Kusur kalmayın dedim.  Malum geçen hafta çarşamba Vera’nın doğumgünüydü ve 2 oldu. Doğumgününden bir kaç gün önce ilk defa lazımlığa oturmayı istemeye başladı. Ben de oturttum. İlk oturduğunda beni de tuvalet oturttu karışılıklı cilveleştik ama bir şey yapmadı. Yani çiş veya kaka manasında 🙂

Sonraki gün baktım çiş yapmış. Ay ne sevindim, çocuk da şaşırdı. Tam bir gerizekalıyım. Kendimi tutmam ve öyle coşkulu tepki vermemem lazımdı ama ne bileyim işte Harvard’da master bitirmiş gibi gurulandım evlatçığımla.

Anneler neden çocuklarının her yeni gelişmesiyle bu kadar sevinip çocuklarını dahi falan zannediyorlar artık anlıyorum. Öyle hiç bir şey yapamayan küçücük çocuğu emek emek bütüyorsun sonra o kendi başına bir şeyler yapmaya başlayınca mutlu oluyorsun. Ama yine de sağda solda fazla anlatmamakta fayda var zira bunlar üstün başarı değil normal şeyler. Şu hayatta en gerzo insanlar bile bir gün tuvalete gitmeyi, kendi kendine yemek yemeyi öğreniyor. Dolasıyla bir şey erken yapıldı diye sevinecek bir şey yok.

IMG_3073

Neyse benim sevincimin sebebi de aman Einstein gibi evlatçığım var lazımlığa çiş yaptı değil elbette, tahmin ettiğim gibi Vera bu işi kendi hazır olduğu şekilde götürecek sevinciydi.

O günden beri lazımlığa oturmak isteyince oturtuyorum ve çişini yapıyor ama o kadar yani başka bir şey yok. Dediğim gibi beklentim de yok bu süreci Vera yönlendirecek.

Uyku meselesine gelince, arkadaşım Nida bana kontrollü uzaklaşmalı bir uyku eğitimi metodu yollamıştı. Onlar bir uyku koçu ile çalışmışlar ve bu yöntemle başarılı olmuşlar. Denesem mi denemesem mi diye düşünürken bir kısmını kendimce uygulamaya karar verdim.

Uygulama öncesi durum neydi önce onu bir hatırlatayım. Akşam yemeğinden sonra el ve yüz yıkama, diş fırçalama, şimdi bir de lazımlığa oturma eklendi, pijamaları giyme. Sonra Vera’nın odasındaki berjere oturuyorum ben o da yeni kitaplığından istediği kitabı seçip kucağıma oturuyor. Bazen bir yandan sütünü içiyor bir yandan da kitabını okuyoruz. Öyle hikaye kitabı okumuyoruz tabi, o günleri heyecanla bekliyorum ama henüz gelmediler. Biz daha çok resimlere bakıp ne olduklarını falan söylüyoruz, kaç uçak var sayıyoruz falan gibi şeyler. Kitap okuma yatağa gittiği saate göre en fazla yarım saat, en az on dakika sürüyor.

IMG_3064

Sonra yatağına koyuyordum Vera’yı, eline bir kitap daha veriyordum, çünkü istiyordu, ben de yatağının yanındaki misafir yatağına uzanıyordum ve 10 dakika ile 1,5 saat arasında değişen bir skalada, genelde 1 saat, Vera uykuya dalıyordu. Ben de o kadar zaman hareketsiz uyur gibi duruduğumdan çok darlanıyor, eğer süreç aşırı uzarsa bazen çocuğa atarlanıyor ve sonra da tarifsiz vicdan azabı çekiyordum.

Neyse şimdi ben Vera’yı yatağına koyunca kapısını kapatmadan, onun kapısının hemen yanına koyduğum sandalyeye oturuyorum. Birbirimizi görmüyoruz ama duyuyoruz. Arada Vera uyu artık veya ben burdayım canım kokrma falan gibi şeyler söylüyorum. O da kendini güvende hissediyor. Ben de telefonumu karıştırabiliyor veya kitap okuyabiliyor olduğmdan 1,5 saat bile sürse koymuyor artık, koymayınca sinirlenmiyorum, sinirlenmeyince aramız hep şahane ve hepimiz mutluyuz. Çünkü ben onun yanından sinirle çıkınca her akşam biz Ale ile de kavga ediyorduk haliyle.

Neyse sonuç olarak bu süreçten hepimiz çok memnun ve mutluyuz. Umarım böyle devam eder kendi kendine uyumaya başlayana kadar.

Önce kocaman plazalarda çalışan işkolik bir avukattım. Yüksek ökçelerim üzerinde ise tam bir “Sosyal Kelebek“. Sonra aşık oldum, Ale’ye… Evlendim… İstanbul’u bıraktım, Bremen’e taşındım. Bir de baktım “Domestik” olmuşum. Sonra ise anne… Vera’nın annesi… Şimdi yeniden hayata karışma zamanı. Ve işte karşınızdayım, iki şehirden Zeynep, anne, kadın, avukat, insan, okur yazar, öğrenmeye aç, seyahate aşık...

Yorumlar

  • Geri İzleme: Bana Bir Masal Anlat Baba | 2 Cities 1 Woman

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir