2 Cities 1 Woman

The House Cafe Ortaköy

Ortaköy’deki The House Cafe’ye 2006-2007, ki sanırım ilk açıldığı yıllardı, yıllarında çok sık gitmeme rağmen sonrasında pek uğramaz olmuştum. Hatta ve hatta İstanbul’daki son yıllarımda Zuma harici Ortaköy’e gittiğimi bile hatırlamıyorum.

Bu sabah Bremen’den tiksinerek ve aman Allah’ım ben gerçekten iki yıldır bu şehirde yaşamıyor muyumun idrakı ile güneşli bir güne çok mutlu uyandım. Yanımda bana sırıtan Vera’nın da etkisi yok değil ama bu güneşe ne hasretim ben bir bilseniz.

Maaile yürüyerek Ortaköy’e gittik. Güneşli bir pazar gününden beklemyecek kadar az kalabalıktı.

Img8947_702

The House Cafe Ortaköy’e bekar zamanlarımda gitmiş, bebekle nasıl olur acaba gözüyle elbette ki hiç bakmamıştım .

Bugün gördüm ki İstanbul’da pek çok aile bebek/çocuklarıyla Ortaköy’ü ve The House Cafe’yi doldurmuş. Personel güleryüzlü ve ilgili. Bebek alt değiştirme ve emzirme odaları var. Temiz ve güzel dekore edilmiş.

Vera için penne markarna ve yoğurt aldık. Çocuk sandalyeleri olmasına rağmen çocuk tabakları ve çatal kaşığının olmaması enteresan geldi. Bence İstanbul’daki pek çok mekanda bu bir eksik.

Kardeşimin evinin de yakın olması ve Ortaköy’de bir çocuk parkı da bulunması sebebiyle sanırım artık İstanbul ziyaretlerimde sık sık ziyaret edeceğim bir mekan olacak Ortaköy The House Cafe. Bebek dostu cafeler arasında yer alsın öyleyse 🙂

Resim mekanın kendi sayfasından alınmıştır.

Önce kocaman plazalarda çalışan işkolik bir avukattım. Yüksek ökçelerim üzerinde ise tam bir “Sosyal Kelebek“. Sonra aşık oldum, Ale’ye… Evlendim… İstanbul’u bıraktım, Bremen’e taşındım. Bir de baktım “Domestik” olmuşum. Sonra ise anne… Vera’nın annesi… Şimdi yeniden hayata karışma zamanı. Ve işte karşınızdayım, iki şehirden Zeynep, anne, kadın, avukat, insan, okur yazar, öğrenmeye aç, seyahate aşık...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir