2 Cities 1 Woman

Tarihi Yarımada ve Nar Lokanta

Yıl 1999, okula gitmeden önce İrem’le Sultanahmet’e gidiyoruz, Kredi Yurtlar Kurumu’ndaki işimizi halletmeye. Güneşli bir Nisan sabahında, montlarımız elimizde tarihi yarımadanın ve havanın tadını çıkarıyoruz. Öğleden sonra okula dönmek zorunda olmasak keşke, ama İrem’in sınavı var. O gün doyamadığımız Sultanahmet’e hiç doyamadım. Ne zaman gitsem hava hep güzeldi ve benim hep yapılacak işlerim vardı. Bir kez hariç. Bir sonbahar güneşiyle Arkeoloji Müzesi’nde geçirdiğim gün dün gibi aklımda. İstanbul’u en çok Eylül’de sevmem o günün hatırasıdır.

Dün yine güneşli bir havada, sonrasında eve dönmek zorunda olduğum bir kaçamak yaptım tarihi yarımadada. Nar Gourmet‘nin misafiri olarak Nar Lokanta‘daydım.

ORGANIC OLIVE OIL

Uykusuz bir gecenin sabahında hay Allah ben bugün nasıl ayakta duracağım derken tuttum Sultanahmet’in yolunu. Biraz erken vardığımızdan kardeşimle biraz etrafı dolaştık ve bir yandan da Nar Lokanta‘yı göz ucumla aradım ama bulamadım. Meğer Armaggan mağazısının en üst katındaymış.

IMG_9341

Gezerken şu altından şalı görünce fotoğrafını çekmemezlik edemedim. Siz daha kaşmir şal alsam mı diye düşünün alem altından şal alıyor. Şu hayatta parasını şunlara harcayan insanlar var, bir de parasıyla Nar Gourmet, Armaggan ve Nar Lokantayı kuran insanlar var. Nar Lokanta’da bir sanat koleksiyonu asılı. Bir adet orijinal Fikret Mualla’yla bakışabilirsiniz karnıyarığınızı yerken.

Bilim insanı, ODTÜ mezunu bir çiftin kurduğu bir marka Nar ve adı tahmin ettiğimiz gibi nar meyvesinden değil Natural And Regional (doğal ve bölgesel) kelimelerinden alıyor. Misyonlarını ve vizyonlarını şu şekilde tanımlıyorlar ”Koruma, paylaşma ve sürdürülebilirlik felsefesi ile Nar Gourmet, Anadolu’nun zengin lezzetlerini hem Türkiye’ye hem de dünyaya tanıtmayı ve farkındalık yaratmayı misyon edinmiştir. Lezzet kadar sağlıklı beslenmenin de önem kazandığı günümüzde Nar Gourmet; bölgesel, doğal ve organik kelimelerini markanın manifestosu haline getirmiştir. Koruyucu sağlık bilinci ve bilinçli tüketimin önemi doğrultusunda kurulan Nar Gourmet, üzerine düşen sorumluluklara sahip çıkarak Anadolu’nun değerlerini ve lezzetlerini korumayı ve yaşatmayı sosyal bir görev olarak üstlenmiştir” . Bu sözlerdeki samimiyeti Pazarlama Müdürleri Aslı Hanım’dan, Nar Lokanta’dan, sanat koleksiyonlarından, ürünlerdeki lezzetlerinden anlamak hiç zor değil. Ortada para kaygısı değil bir vizyon olduğu çok belli.

CHEESE & JAM 2

Daha markayı doğru düzgün tanımadan ürünlerinin yarısını Bremen’e taşıyor olmam da bunun büyük bir kanıtı sanırım.

Restaurant’a çıkmadan önce mağazalarını dolaştım. En çok ilgimi çekenler Armaggan’ın pembe mermerden banyo seti (sabunluk vs) ile gümüş objeler, oldu. İlgimi çekenler diye kibar konuştuğuma bakmayın dibim düştü.

Bütün Nar Gourmet ürünlerini bir arada bulmuşken alışveriş de yaptım elbette. Yeni keşfim tahin pekmezli lokum. Yaşar Usta’nın tahinli dondurmasından sonra tahinli lokum da favorim oldu.

vinegars

Nar Gourmet‘in çok geniş bir sirke ve ekşi koleksiyonu var ki koruk ekşini çok merak ediyordum almayı unuttum, şimdi hatırladım aferin bana. Erik ekşisi ve incir sirkesini aldım ama henüz deneyemedim. Tariflerim gelecek 🙂 Nar ekşisini zaten her zaman alıyordum, hatta canım Ayşe bile taşımıştı bana. Kısırımı neyle yapıyorum snaıyorsunuz 🙂

OLIVE OIL COLLECTION

Asıl merak ettiğim zeytinyağları aslında. Yeşil zeytinyağı görünce hiç dayanamam ama Bremen’e zeytinyağı taşımak biraz hayal. Yeşil zeytinyağlardan biri Mardin yöresine aitti ki ben Mardin’in zeytinyağı olduğunu bile bilmiyordum. Nar Gourmet’in mobil bir sıkım makinesi varmış. Gezenti zeytinyağı fabrikası da diyebiliriz. Hasattan sonra 6 saat içerisinde zeytinlerin sıkılması gerektiği için ve sıkımı da kendileri yapmak istedikleri için böyle bir çözüm bulmuşlar ki bence oldukça heyecan verici bir fikir.

Zeytinyağlarını alıp taşıyamadım ama yukarıda yani Nar Lokanta’da yemek yerken, bak bir an, zeytinyağlı tabağımda, hangi yemekti hatırlamıyorum, son lokmamda saf bir zeytinyağı tadı geldi ağzıma. Hangi yağları bilmiyorum ama kesinlikle çok lezzetli bir zeytinyağıydı. Reklam filmi olsa o an gözlerimi kapamış, aman Allah’ım bu ne der gibi yutkunuyor olurdum. O kısacık an var ya bence işte bu markanın tüm emeğinin karşılığı.

Nar Lokanta şık bir esnaf lokantası diyebiliriz. Menüsünü Vedat Başaran oluşturmuş ki hala da danışmanlarıymış. Öğle menüsünde açık büfe ve alakart Osmanlı ve Türk mutfağı yemeklerini tadabilirsiniz. Ben başlangıç tabağıma hasret kaldığım lahana sarma, kabak çiçeği dolması, narlı salata gibi zeytinyağlıları doldurdum. O gün çok yedim gibi gelmişti ama şimdi yazarken yeniden ağzım sulandı. Keşke daha çok yeseymişim 🙁

Ana yemekte karnıyarık, etli sarma ve pilav yedim. Daha doğrusu etli sarmamı ve pilavimi bitiremedim 🙁 ay kahroluyorum şu an düşündükçe, Bremen’de yaşıyorsun kızım, yesene. Doysan ne olur yesene 🙂

IMG_9347

Tatlıya yer kalmadı ama ben Almanya’ya taşındıktan sonra bir anda patlayan triliçeyi sonunda denedim. Başka triliçe yemediğim için karşılaştıramayacağım ama çok hafif ve güzel bir tatlıydı.

Türk kahvemin yanında lokum ve  badem ezmesi yedim ve özel yapım akide şekerini yemeyi unuttum. Unutkan anneden bu kadar blogger oluyor işte. Badem ezmesinde favorim hala Keçecizade ne yalan söyliyeyim.

Beni bilirsiniz küçük gurmeyim diye iddialı konuşmayacağım ama güzel yemek severim, güzel yemeği gittiğim her yerde araştırır bulurum. Bu konudaki özel ilgi alakam yadsınamaz. Nar Lokanta‘yı ben çok beğendim. Hatta keşke Ale de burda olsaydı dedim ki bir sonraki birlikte seyahatimizde kesinlikle götüreceğim onu da. Yemekler çok lezzetli ve tıka basa yediğim halde hiç rahatsız etmemesi de kullanılan kaliteli malzemenin en önemli göstergesi. Anne yemeği tadında yemeklerdi ki bana göre esnaf lokantasının en büyük kriteri budur. Tabi çok şık bir restaurant, Fikret Mualla diyorum daha ne diyeyim. Şirket iftar yemekleri ve yabancı misafileri ağırlamak için çok iyi bir seçim olduğunu düşünüyorum ama en güzeli tarihi yarımadada geçirilen bir günün molasını burada vererek hafif ama lezzetli yemeklerini yemek, ki sonra öğle uykusu bastırmasın gezmeye devam edebilin.

4. katta ise yemekle ilgili workshopların olduğu seminer odaları ve akide şekerlerinin yapıldığı bir mutfak var. Kocaman beyaz mermer tezgahı gördüğümde o kadar heyecanlandım ki ben bile şaşırdım bu tepkime. Sanırım turkuaz rengi kolonların önünde kavanozlardaki şekerler ve o tezgahta çalışma fikri yüreğimi hoplattı. Evet mutfak kesinlikle sevdiğim bir hobi.

award winning Early Harvest Olive Oil

Türk kültür varlıklarının korunmasını desteklemek ve kültürel mirasımızı tanıtmak amacıyla Turkish Cultural Foundation’a bağlı bir organizasyon olarak kurulmuş olan YEMEK SANATLARI MERKEZİ (YESAM) de burada. YESAM, çağlar boyunca Türklerin yaşadıkları coğrafyalarda oluşturdukları, unutulmuş ve unutulmaya yüz tutmuş soyut ve somut yeme-içme kültür mirasının araştırılmasını ve kayıt altına alınmasını, uygulama ve teorik yöntemler yardımı ile eğitim modelleri geliştirilerek halkımıza ve dünya gastronomisine tanıtılıp, nesilden nesle aktarılmasını amaçlamaktadır. YESAM’ın organizasyonlarını da size buradan haber vereceğim. Ben gidemeyeceğim, bari siz gidin. Ah İstanbul 🙁

3. katta ise genç sanatçıları ağırlayan küçük bir sanat galerisi var.

Diğer katlarda ise Armaggan‘ın kıyafet, takı, obje tasarımlarını görebilirsiniz. Bora Aksu’nun Armaggan için özel tasarladığı kıyafetler de burada.

Tarihi yarımadaya yine doyamadığım çok güzel bir gün geçirdim Sultanhamet’te. Yine, bir gün daha uzun gelmeliyim diye ayrıldım. Sanatla iç içe, sanat gibi yemekler yedim. Nar Gourmet ürünlerinin hepsini bir arada bulup inceledim ve yine Bremen’e taşıdım. Şimdi şu satırları yazarken şu şarkıyı dinleyip özlemle Türk kahvemi içiyorum, yanında da lokumumla elbette.

Önce kocaman plazalarda çalışan işkolik bir avukattım. Yüksek ökçelerim üzerinde ise tam bir “Sosyal Kelebek“. Sonra aşık oldum, Ale’ye… Evlendim… İstanbul’u bıraktım, Bremen’e taşındım. Bir de baktım “Domestik” olmuşum. Sonra ise anne… Vera’nın annesi… Şimdi yeniden hayata karışma zamanı. Ve işte karşınızdayım, iki şehirden Zeynep, anne, kadın, avukat, insan, okur yazar, öğrenmeye aç, seyahate aşık...

Yorumlar

  • Geri İzleme: Bloggerlara Güven Azaldı mı? | 2 Cities 1 Woman

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir