2 Cities 1 Woman

Söylenmeme Detoksu 1. Gün, Vanilyalı Limonlu Kek ve Kırmızı Balık

Merhaba,

Bugün söylenmeme detoksumun birinci günü. Bence mucize gibi bir gün.

Bakın bugün neler oldu?

Sabah uyandım, öğleden sonra misafirlerim var. Hazırlık yapmalıyım. Vera geç uyanıyor nasılsa öğlen uyumaz. Tamam diyorum ama 9’da uyandı. Biraz moral bozucu ama yapacak bir şey yok, söylenmenin hele hiç faydası yok. Neyse kahvaltı hazırladık, ettik.

Sonra beraber kek yapmaya başladık. Ciddi beraber. Mikserin yanında oturuyor, her şeye yardım etmek istiyor, elbette ben de izin veriyorum ama bu iş çok uzun sürüyor ve etraf feci batıyor. Ama keyfimiz yerinde. Kek fırında, mutfağı cillop gibi temizledim.

Kısırı yapar Vera’yı uyuturum, ben de o arada dinlenirim zira hiç dinlenemedim. Kek çok kabardı dur bir alt rafa indireyim. O da ne? Keki düşürdüm. Boyum posum devrilmeye niye acele ettim? Tellle beraber mi indirilir safoz musun önce keki al, sonra teli indir, sonra keki koy yerine. Ama artık çok geç kekin yarısı fırının tabanında. Kapağını kapatıyorum pişsinler bari daha kolay temizlenir.

IMG_1358

Vera yanıma geliyor, ”anne ne oldu”, ”tatlım anne keki düşürdü”, ”pardon anne”, ”senin hatan değil canım benim hatam” bu arada sarılıyor bana, teselli etmeye çalışıyor falan, tam olarak neler konuştuğumuzu hatırlamıyorum ama ”Vera bana biraz daha sarılır mısın, çok iyi geldi yanımda olman, teşekkür ederim, üzülmüştüm ama sen bana destek olduğun için şimdi üzgün değilim, yeniden yapacağız” diyorum.

Bakmayın öyle dedim, söylenmedim ama çok üzüldüm. Biraz zaman aldı topalanmam.

Sonra Vera ile markete gidip eksiklerimizi aldık, sonra Vera’ya somon pişirdim, malum öğlen oldu. Bu arada haşat kek pişmiş. Kek diye tutturuyor. Önce balık sonra keke ikna oluyor. Ama yazdığım kadar kısa ve kolay olmuyor 🙂 ama oluyor. Somonunu illa anne yedirsin. Sonra diyorum ki ”Vera kuşum annenin çok işi var sen yatağına gidip tek başına uyur musun?”, ”tamam deyip gidiyor” ama elbette uyumuyor. Kitaplarını almış gelmiş, yere oturup onları okuyor.

Şimdi bu mucize. Normalde ben gergin olurum, Vera bunu hisseder ve bana yapışır, Fiziksel ve psikolojik olarak yapışır. Ben de stresliydim ama söylenmeyeceğim ya, gelen misafirlerimi ne kadar sevdiğim, aslında özenmek istediğim için böyle olduğu aklıma gelince yüzüme bir gülümseme geldi. Kekten ziyade benim pozitif halimin daha özenli olacağına kafam bastı sanırım. Ve ben sakin olduğum için Vera da sakin kaldı, mutfakta yere oturup benimle sohbet ede ede kitabını okudu, eğlendi, ben de kısır yaptım, sonra tekrar kek yaptım, mutfağı tekrar temizledim. Son yarım saatte de Vera’yla bizim yatağa uzanıp kitap okudum. Sonra Vera puzzle yapmak istedi biz de puzzle yaptık.

Sonra misafirlerimiz geldi, çok keyifli vakit geçirdik. Bu arada yeni kek kalıptan çıkmadı, parçalandı. Kısır da güzel olmamıştı. Ama kek lezzetliydi.

Sonra misafirlerimiz gitti, Vera artık çok yorgundu, yemeğini yerken çok mızmızlandı, önce Almanca bir şarkısı var ellerle ilgili onu istedi, çaldım, sonra küçük kurbağa şarkısını çalmamı istedi, onu da çaldım, sonra kırmızı balığı çalmamı istedi, onu da çaldım. Tüm bunları yorgunluktan ağlamakla mızırdanmak arası bir şekilde istedi. Tam olarak; yorgunum, ağlayacağım, ağlarken bir sebep bulurum artık, mantıklı olmak zorunda da değil modundaydı. Ben çok sakinim ama. En sonunda bir yandan ağlar bir yandan buzdolabının içinde kırmızı balık ararken, ”gel canım ellerini yıkayıp pijamalarını giyelim ben sana bulacağım, bulamazsam çizeceğim” dedim.

Odasına gittik bir iki kitaba elimi attım, o arada Italo Calvino’nun Deniz Masalları’nı gördüm. Kesin vardır dedin ve sayfayı açtığım gibi buldum. İşte günün ikinci mucizesi. Şükürler olsun. Artık Vera mutlu.

IMG_1364

Yatağına yattık, bir Palermo Masalı olan Uyuz Şah Sultan’ı okuduk. Osmanlı korsanları vardı ama hakkaniyetli korsanlardı. İlk masaldan sonra Vera yatağına yattı, ben ikinci masalı okurken uyuya kaldı. İşte günün üçüncü ve en büyük mucizesi. Senelerin mucizesi ayol. Allah’ım sana şükürler olsun. Belki sadece bu geceye özel ama yani var ya ben söylenmedim ve hayat beni hemen ödüllendirdi. Daha da hiç söylenmeyeyim artık.

Ve ben sabahtan beri ilk defa oturuyorum, çok yorgunum ama çok mutluyum. Bütün bunlar benim davranış değişikliğimin sonucu, biliyorum. Böyle günlerim olmuştu. Bu da yine öyle bir gün. Keşke her gün böyle olsam. İnşallah olurum.

Merhaba, Ben iki şehirden Zeynep. Kalbimin çeyreği 5 yıl önce ayrıldığım İstanbul'a ait. Sekizde biri büyüdüğüm Edirne'ye, geri kalanı da Vera kuşuma ve beyimle paylaştığımız evime sonra da Almanya'ya. Avukatım, Vera kuşumun anasıyım, beyimin karısıyım, büyük hayalciyim, çok gezerim, çok okurum, çok yazarım, bazen çok konuşur, bazen hiç konuşmam. Bazen şahane yazarım, bazen saçmalarım. Burası da benim her telden çaldığım kişisel günlüğüm gibi bir şey.

Yorumlar

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir