2 Cities 1 Woman

Söylenmeme Detoks İkinci Gün ve Hayat Sevince Güzel

Bu yazıyı çarşamba günü yazmış ama yayınlamaya vakit bulamamıştım. Boşa gitmesin bari yayınlayayım.

Merhaba Gençler,

Söylenmeme detoksumu her gün yazıp sevgi pıtırcığı gibi içinizi bayaracak değilim. Ama vakit buldukça yazmak istiyorum.

Her gün evde Vera’yla ”hayat sevince güzel” diye müzikal tadında takılmıyoruz. Moralim bozulmuyor mu, bozuluyor, yorulmuyor muyum, yoruluyorum, sinirlenmiyor muyum sinirleniyorum ama tutuyor kendimi gereksiz yere söylenmiyorum. Sakin kalmaya gayret gösteriyorum. Ve sonuçlar değişiyor. Böylece modum sadece kısa bir an kötü kalıyor. Sinirlenip gereksiz tepkiler vermediğim için de fikrim ve vicdanım hür. Yaşasın.

Dün gece malum Vera kuşum erkenden çabucacık uyudu lakin 22:30’da uyandı, babasına kavuşunca saatlerce uyumamış. Sabah geç uyanır diyordum 9:00’da uyandı. 9 erken mi diyeceksiniz de günlerdir onda onbirde kalkıyor bu durumlarda da ondan didim 🙂

Sabah uyanınca yatakta oynaştık biraz gülüştük falan. Basit bir kahvaltı ettik oyun oynadık. Sonra çizgi film izlemek istedi. En son cuma günü yarım saatlik Kırmızı Balon filmini izlemişti. Bugün çarşamba tamam dedim iki Niloya bir Pepe izledi ki toplamda yarım saate yakın sanırım. Ben de o arada mutfağı toparladım, hazırlandım.

IMG_0376

Neyse şekerler arkadaşlarımızla buluşup göl kenarına gidecektik ama buralarda yazın esamesi okunmadığı gibi sürekli yağmur yağdığından arkadaş kapalı bir çocuk eğlence parkına gidelim dedi. Normalde sevmiyorum orayı ama tamam dedim ne yapalım. 12:00’de buluştuk. Bu da Vera’nın öğle yemeğini orada bretzel ve karpuz şeklinde yemesi demek oldu, öğle uykusunu da es geçmiş olduk. Dün geceden de uykusuz biraz mızırtılıydı haliyle biraz.

Ben hala araba almadım. Hangi arabayı alacağıma karar vermeden önce bir iki kiralık araba deniyorum. Bu hafta büyük arabam var. Bugün ikinci kez çıktım büyük arabayla. Biraz geriliyorum hala.

Neyse bu kapalı oyun parkına da ilk defa kendim kullanıp gideceğim, Ale de navigasyonun sesini kısmış çünkü o sadece trafik için bakıyor, bense kadın konuşmazsa kaçırıyorum çünkü gözümü önümden ayıracak kadar rahat hissetmiyorum.

Çıktım yola, tek şerit bir yol var bisikletlilerin de karşılıklı araç yolunda gidip geldikleri bir yol burası. Hız limiti de 30. Önümde giden bir bisikletli var ve onu sollamamın tek şartı aramızda 1,5 m. olması. Bu arada sola geçsem karşıdan da akın akın bisikletliler geliyor. Neyse ben de benim bisikletilinin arkasından gitmeye devam ettim. Hayret nasıl oldu arkamdaki bana korna çaldı. N’apayım dedim ben de. Üç parmak gösterdi bana artık 30’a çık bacım mı dedi başka şey mi dedi bilmem, Vera da o sıra sürkeli ilgi alaka istiyor ben de navigasyonun sesini açmaya çalışıyorum falan, stres oldum ama vallahi sakin kaldım. Herkese karşı çok sakin kaldım. Tebrik eidyorum kendimi. Ne adama ”senin var ya” diye el kol hareketi yaptım ne Vera’ya ”sus” diye kızdım ”Vera ben şu an biraz stresliyim lütfen biraz sessiz olur musun sonra sohbet edeceğim seninle dedim o da sağolsun üstelemedi. Sanmayın ben sürekli çocuğa kızıyorum, ben zaten ona hep böyle açıklamalar yaparım ama böyle stresli anlarımla bazen sesim biraz yükselebiliyor.

IMG_0020

Neyse Vera’yla arkadaşı oynadılar biz de aralarda katıldık kızlara, anne kahvesi içtik sohbet ettik falan filan.

Sonra alışveriş merkezine girdik bir iki ihtiyacımızı karşılamaya oralara kadar gitmişken T.K. Maxx’e de uğradık, çocuklar oyuncak reyonunda çok eğlendi. Sonra Vera ile Emma sıra ile aynı şişeden su içmeye başladılar. Su bizim. Vera yorgun ve uykusuz, kavga çıktı. Bizimki suyu Emma’ya vermek istemiyor, elinde şişe ile hem su içiyor hem yürüyor. Emma arkasından buna vurmaya çalışıyor. Emma’nın annesi kasada.  Ben de ”dur Vera yürürken su içilmez tehlikeli” diye laf anlatmaya çalışıyorum dinlemiyor. ”Vera dur” dedim, ”durmayacaksan şişeyi bana ver” dedim, kaç kere dedim, ”yapmazsan ben şişeyi alacağım” dedim, yapmadı, aldım, ağlama krizine girdi tabi ki, susmadı, arkadaşım ödemesini yaparken bir iki teyze beni ayıpladı, hayret ben de bugün Türk gibi Almanlara denk geldim 🙂 vallahi hiç sallamadım sussun diye istediğini yapacak değildim, neyse dışarı çıktık, sustu o arada ama arabaya gidene kadar mızır mızırdı. Neyse açık havaya çıkınca normale döndü.

O yüzden işte mecbur kalmadıkça Vera ile alışveriş merkezine gitmeyi hiç istemiyorum ve de hiç sevmiyorum. Zaten sayılıdır da gitmişliğimiz. Hiç bir alışveriş o eziyete değmez benim nazarımda. Ayrılırken Emma Vera’ya hoşçakal demedi, dedim herhalde suyunu vermedin diye kızdı sana. Sen de bana kızdın dedi. Evet dedim çünkü sözümü dinlemedin, su içerken birisine dokunmak, su içerken yürümek çok tehlikedir. Su boğazına kaçabilir. Ama sen beni dinlemedin ben de şişeyi elinden almaya mecbur kaldım. Sonra çok yüksek sesle ağladın insanlar gürültüden rahatsız oldu dedim. Bu arada bu konuşmalar dediğim gibi detoksa özel değil her zaman varlar hayatımızda ama madem günlük gibi yazıyorum diye her şeyi yazıyorum. Neysem  bana hak verdi gibi oldu, ”anne tekrar konuşalım” dedi tamam dedim yine aynılarını konuştuk ve her şey normale döndü.

IMG_1479

Eve dönerken 15:30’da araba uyuya kaldı. Eve geldik otoparkta bekledim biraz bir sürü de ses yaptım ama uyanmadı. Klasik işte istesen uyumaz, parkenin çıtırtısına uyanır, istemezsin uyur, top patlasa uyanmaz. Bekledim, bekledim sıkıldım. Otoparkta telefon çekmiyor. Demek arabaya da kitap koymak lazım. Bari bir yerelere gideyim dedim arabayı çalıştırdım 16:15’te uyandı sersem gibi. Beye de erken gel bu akşam erken uyumaz diye haber saldım ama gelemedi.

İşte detoksla yaptığım tam olarak şu: eskiden kendimi yerdim ay keşke gitmeseydim, yorulup arabada uyuyacağı belliydi, geç uyudu şimdi gece uyuyamayacak vs. Şimdi işte bu söylenmelerimi kesiyorum. İçimden bir süre söyleniyorum ama bu arada sürekli kendimi telkin etmeye çalışıyorum ve bir süre sonra işe yarıyor.

Neyse evde zamanımız sakin ve güzel geçti, yine somon yaptım ne yapayım o kıymetli doğal somonu buzluğa atmak istemedim bugün de yedi bitti sonunda 🙂 Önce yemek istemedi, ekmek dedi, ben de ısrar etmem ama o somon ziyan olmayacak arkadaş dedim, o zaman ekmek de yok kalk uyumaya gidiyoruz yemek istemiyorsan dedim, o zaman yedi somonunu, üzerine de peynir ekmek yedi babası kılıklı.

Kitap okurken sütünü de içti, yine kırmızı balıklı Uyuz Şah Sultan’ı okuduk, sonra o yatağına yattı ben de Kış Masallarını okudum ona. Bu kez 50 dakika sürdü 21:10’da uykuya daldı ama bekliyordum zaten geç uyumasını. Neyse kitap okuduğum için ben sıkılmadım, babası içeri girince duymadı, çünkü kitap okuyordum. Bugünün mucizesi de bu. Çözümü bulduk. Biz kitap okuduktan sonra Vera yatağına yatınca kitap okumuyorduk. Dün akşamki gibi yatağına yatınca yine kitap okumamı isteyince yeni rutini çıktı meydane. Herkes için süper çözüm oldu 🙂

IMG_1238

Ben tabi ki çok yorgunum yarın plansızca canımızın istediğini yapacağız kızımla ama vallahi mutlu ve gururluyum. Bizim küçük dünyamı da böyle küçük olaylarla geçip gidiyor işte.

Haydin iyi geceler.

Önce kocaman plazalarda çalışan işkolik bir avukattım. Yüksek ökçelerim üzerinde ise tam bir “Sosyal Kelebek“. Sonra aşık oldum, Ale’ye… Evlendim… İstanbul’u bıraktım, Bremen’e taşındım. Bir de baktım “Domestik” olmuşum. Sonra ise anne… Vera’nın annesi… Şimdi yeniden hayata karışma zamanı. Ve işte karşınızdayım, iki şehirden Zeynep, anne, kadın, avukat, insan, okur yazar, öğrenmeye aç, seyahate aşık...

Yorumlar

  • Ayse Naz

    Tebrik ederim Zeynep! Bence detoksun super gidiyor! Ben de yeni bir Alamanci olarak ehliyetimi Mayista aldim. Mayistan beridir de arabayla fink atiyorum.Ve hayatim inanilmay kolaylasti. Istanbul’da araba mi ne gereksiz oyle bir sehirde yasayayim ki bisikletten inmeyeyim diyen ben arabam canim arabam diye uzaktan kalpler gonderiyorum. Almanya’nin havasi maglum dis mekan aktivitelerini zehir ediyor ( ya da benim icin oyle tam alaman olamadim, soguk havadan, yagmurdan, ruzgardan hala nefret ediyorum) Araba olarak Tiguan aldim. Cooooooook memnunum kesinlikle fiyat/kalite skalasinda cok yuksek. Bagaji super rahat. Hem bebek arabasi hem bilimum bebek esya cantalari hem bisiklet hem alisveris hersey sigiyor cooook mutluyum. Biraz yuksek ve buyuk camli olmasi insanin kendini iyi hissettiriyor. Leyla da arkada oturup etrafi bakinmayi seviyor. Cok buyuk motorlu degil o yuzden su gibi benzin yakmiyor ama gerektiginde de otobanda benim beklentimi karsiliyor. Tek pismanligim advanced bir navi seti almamam galiba benim arabamdaki en dandigi giris seviyesi oluyor. Ilk arabayi alirken ne gerek var dedim ama hem telefonu bluetootha baglamak hem de arabanin haritasini kullanmak oldukca faydaliymis. (Ne gerek her cep telefonunda harita var dedim ama dun 2 saat internet ve telefon cekmeyen bir yerde trafikte kaldik, trafik durumunu ogrenmek icin radyoya bagli kaldim valla) Umarim kadin gozunden bir araba testi isine yarar:) Bir de Nil Karaibrahimgilin kitabini oneririm insani pozitif dusunce bombasi yapiyor ve oyle ic bayici self-help kitaplari da degil bence.

    | Cevapla
  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir