2 Cities 1 Woman

Sonbahar

İstanbul’u en çok Eylül’de severim. Eylül çok sonbahar gibi geçmez İstanbul’da Bremen’in aksine. Boğucu olmayan bir yazdır Eylül İstanbul’da. Şehir yavaş yavaş canlanır, ama güneşin tonu da açık sarıdan turuncuya çalar biraz. Tatil dönüşü bronz bacaklarınızı hemen pantolonlara ve çoraplara sokmak zorunda kalmaz, başlayan etkinliklerle şehirdeki sergileri gezebilir, hala açık hava konserlerini dinleyebilir hatta yüzebilirsiniz de. Bütün bunları yaparken sıcaktan bunalmaz, yüzünüze vuran hafif boğaz rüzgarıyla şehri dinleyebilirsiniz. Eylül’e ve İstanbul’a en çok caz yakışır arka fonda. Ben aslında sonbaharı değil yazı severim. O yüzden bu yaz gibi Eylül ayını en çok severim.

Bremen’de Eylül ise gerçek bir sonbahardır. Henüz çok soğumamıştır hava ama şalsız ve montsuz sokağa çıkamazsınız. İstanbul’da güneş ışınları turuncuya dönerken burada ağaçların yaprakları turuncuya dönmeye başlar. Yine de görsel bir şölendir ağaçları izlemek. Yeşil, turuncu, sarı ve hatta kırmızının her tonu vardır. Biraz da hüzün vardır güneş olmayınca. Ama turuncu bir hüzün, gri değil, ya da romantik bir hüzün diyelim. Ama serinliğin verdiği bir enerji de vardır. Arka fona en çok Takeshi Kitano’nun Dolls filmi yakışır.

df052e6f66f81a2b6fe04074e2e42801

İnsana Japon bahçelerinde uzun uzun yürüme isteği uyandırır.

3e2bf24a85593c4402bd62764bd78c95

Ya da az evel önünüze düşen yaprağı alıp defterinizin arasına saklamak…

477d6f0345f02667fcead87010a71f05

6d37cfb1db22deb4a1f0b2ba8bac5b02

En çok da New York’a gitme isteği uyandırır sanırım.

e83c5863fd5cabd40f8ab1675be2df3a

Yağan yağmuru izlerken kahve, internet, kitap, dergi…

85ba142dad33b9a8faa68af4c7cfdbf3

d106087b7d38c21c42452948aaade07f

Yorganlar sonbahar da çıkar ve insan sonbaharda sabah yataktan çıkmak istemez.

5ae1ef972ec4e43c41c4dbee5439487e

İster İstanbul’da gerçeği, ister Bremen’de imajinasyonu olsun, nerede olursanız olun gün ışığınız hiç eksik olmasın.

cd84a2d071970ce3676f33d461fac185

Foto 1 / 2 / 3 / 4 / 5 / 6 / 7 / 8 / 9

Önce kocaman plazalarda çalışan işkolik bir avukattım. Yüksek ökçelerim üzerinde ise tam bir “Sosyal Kelebek“. Sonra aşık oldum, Ale’ye… Evlendim… İstanbul’u bıraktım, Bremen’e taşındım. Bir de baktım “Domestik” olmuşum. Sonra ise anne… Vera’nın annesi… Şimdi yeniden hayata karışma zamanı. Ve işte karşınızdayım, iki şehirden Zeynep, anne, kadın, avukat, insan, okur yazar, öğrenmeye aç, seyahate aşık...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir