2 Cities 1 Woman

Sırbistan Üzerinde Beyaz Kartallar

Lawrence Durrell çok ama çok sevdiğim bir yazar. İskenderiye Dörtlüsü’nin ilk iki kitabı Justine ve Balthazar’ı ve Avignon Beşlisi’nin ilk kitabı olan Monsieur ya da Karanlıklar Prensini okumuştum.

Sırbistan Üzerinde Beyaz Kartalları Ağustos 2011’de Kanyon D&R’dan almışım. 4 yıl olmuş ama yeni okuyabildim. Yeni bir kitap aldığımda hemen tarih atıp nerden aldığımı yazma alışkanlığım var. Böyle zamanlarda hoş bir anı oldu bak, bu kitabı aldığımda Ale ile beraberdik, büyük bir hukuk bürosunda tahkim yapıyordum. Ufukta ne evlilik ne de Almanya vardı. Deliler gibi çalışıyordum ki  15 Ağustos’taki doğum günü partimi bile iptal etmek zorunda kalmıştım.

IMG_1652

Konumuza geri dönecek olursak LD’nin daha önce okuduğum kitaplarına göre oldukça sade ve akıcı bir dille yazıldığını ve diğerlerine göre farklı bir üslubu olduğunu söyleyebilirim. İki günde okudum zaten kitabı. Sırbistan dağlarına gitme isteği duydum, alakasız olsa da Şibumi’yi ve Bask dağlarını özledim, benzer hissiyata kapıldım.

İlkokuldayken Milliyet Kardeş dergisine aboneydim. İlk abone olduğumda eve bir paket gelmişti, Çocuk halimle beni ne mutlu etmişti o paket. İçerisi Kent’ten sakızlar, şekerler, sticklerla doludyu. Bir de bugün hala babamın evinde duran Yeşil Mağara isimli bir çocuk kitabı çıkmıştı. Kaybolup yeşil mağaraya sığınan bir çocuk vardı. Ordaki sudan içtiğinde ben de aç karnına içtiğim ve doyuran su hazzını hissetmiştim. O zamandan beri ne zaman o su içmiş ve doymuşluk hissini yaşasam anlıyorum ki yemek dışında bir şeylerle ruhum o kadar doyuyor ki açlığım gitmiş gibi hissediyorum. Anlatabildim mi bilmiyorum ama bu kitabı çok sevdim.

IMG_1657

Lakin Can Yayınlarına hiç yakıştıramadığım bir kaç hadise yaşadım. Birincisi kitapta bazı dilbilgisi hataları var. İkincisi kitabın 144. sayfasını bitirdiğimde 145. sayfa yerine 129. sayfa ile karşılaştım. 129-144 sayfaları arası mükerrer basılmış ve ikinci 144’ün sonuna gelince 145 yerine  161. sayfa ile karşılaşıyorsunuz. Yani 15 sayfadan fazla eksik var. Instagramdan Can Yayınlarına durumu bildirdim ama henüz herhangi bir cevap alamadım. Bu da üçüncü hayal kırıklığım.

Bir de şu cümlenin güzelliğine bakar mısınız ””Tanrı korusun” dedi Methuen, herhangi bir batıl inanç belirtisi göstermeden”.

Kitabı tavsiye ederim ama alırken sayfa numalarını kontrol etmeyi ihmal etmeyin.

Önce kocaman plazalarda çalışan işkolik bir avukattım. Yüksek ökçelerim üzerinde ise tam bir “Sosyal Kelebek“. Sonra aşık oldum, Ale’ye… Evlendim… İstanbul’u bıraktım, Bremen’e taşındım. Bir de baktım “Domestik” olmuşum. Sonra ise anne… Vera’nın annesi… Şimdi yeniden hayata karışma zamanı. Ve işte karşınızdayım, iki şehirden Zeynep, anne, kadın, avukat, insan, okur yazar, öğrenmeye aç, seyahate aşık...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir