2 Cities 1 Woman

Şekersiz 1 Ay

Facebookta üye olduğum çok eğlenceli bir grup var. Kapalı bir grup kusura bakmayın 🙂 Benim gibi gavur kocayla evli Türk kadınlarından oluşuyor. Dünyanın her yerindeyiz ve müthiş kadınlarız 🙂

Şu meşhur 1 yıl şekersiz yaşayan aile ile ilgili makale düştü yine ortaya. Altına yorumlar aldı başını gitti ve sevgili Ceren gaza gelip var mısınız ”Şekersiz 1 Ay”a dedi ben de gaza gelip varım dedim ve her şey başladı. Hemen o gazla Şekersiz 1 Ay facebook grubunu ve blogunu kurdu. Artık geri dönüşü yoktu 🙂

Amsterdam’daki arkadaşım  Aslı ve Ulm’deki Elif de bize katılmaya karar verdiler. Heh buraya da yazdım artık onlar için de geri dönüş yok 🙂

Şimdi burada uzun uzun şekerin zararlarından bahsetmeyeceğim zaten hepiniz biliyorsunuz. Yine internet camiası şekeri bırakan ve bunları paylaşanlarla dolu.

Anneannesini karaciğer, annesini akciğer, babaannesi pankreas kanserinden kaybetmiş bir insanım. Annem ve anneannem yaşlanamadan öldüler. Ailemin kadınlarında bu döngüyü ben değiştirip yaşlanabilecek miyim acaba diye düşünürüm bazen. Yaşlanabilmem için ilk adım. Şekersiz hayat.

Ben aslında çok şeker tüketmem, tatlıcı insanlardan değilim. Dün misal bu iş henüz ortada yoktu ben Türk kahvemin yanında sadece bir lokum yemiştim ve tüm gün canım başka tatlı istemedi. O yüzden ben zorlanacağımı düşünmüyorum açıkçası.

Ben zaten çay ve kahve düşkünü değilim, zaten bunları da sade içerim, kola ve meyve suyu sevmem ve içmem. Çok tatlı içimi bayar, zaten bitter çikolata severim, e derdin ne kadın derseniz benim sorunum akşamüzeri saat 15:00-16:00 civarı ve akşam yemeği sonrası açlığı. Ne bulursam yerim bu sıralar, ne bulursam. Beni mahfeden o anlar yoksa aslında ben ideal şekilde besleniyorum hem de içten gelerek. Bir de hamur işleri zayıf noktam. Bana bildiğin anne keki ver ve beni onunla yalnız bırak. Yerim, hepsini yerim. Yoksa öyle kremalı pasta falan sevmem ben. Kek, kurabiye, waffle, pankek, krep, pişi, çörek, börek, beni bitiren engerek 🙂

Şekerin bağımlılığı kokain ile eş düzeydeymiş. Bu itibarla benim 2008’e kadar bir bağımlılığım yoktu diyebilirim. 2008 Paris seyahatimde sabahları fırından aldığım o tazecik meyveli tartlarla ben yolda çıktım. O günden beri daha çok tatlı sever oldum. Almanya’da bazen cozutuyorum malum her an elimin altında ya pişmiş yemek olmuyor, dışarıda Türkiye’deki gibi alışık olduğum ve sevdiğim tatları hemen bulamıyorum kapıyorum Rossmann’dan bir susam krokan misal.

10401992_1382515592071463_7878228522992891780_n

Neyse lafı uzatmayayım benim için detox gibi olacak bu yola başkoydum. Siz de bize katılmak isterseniz facebook sayfamıza tıklayın ve gazımızdan faydalanın, bize de gaz verin ya da çekirdek çiterek ”napıyo la bu manyaklar” diye izleyin. Karar sizin.

Dediğim gibi bu iş beni zorlamayacak biliyorum ama yine de irade gösterisi yapacağım kendime. Ben ki fosur fosur içtiğim sigarayı bıraktım bunu da yaparım evelallah 🙂

Şimdi bizde bu seferlik öyle içeriğinde şeker bulunan ketçap turşu falan yasak değil. O bir sonraki aşama. Zaten ben hazır gıda çok almadığım için (evet ketçap da kullanmam, yılda bir kullandığım ketçapın da zararında değilim) o da benim için çok problem olmayacak. Ben bu sayede akşamüstü atıştırmalık şeklimi değişitirmek zorunda kalacağım. Şekerli bir şeyler yerine avokado, kraker, peynir falan yiyeceğim. Orda belki zorlanacağım ama kesinlikle faydalanacağım.

Sonrası hedefim tamamen alkali beslenmek. İşte zor olacak olan o benim için.

Meyve ve kuru meyveler serbest. Bak, pekmez, agave şurubu vs gibi doğal tatlılar da yasak. Rafine şeker, tatlandırıcı, esmeri, beyazı hepsi yasak annem, Kek, kurabiye vs yasak. Patates falan yasak değil ama. Basit ve temel bir diyet bu. İlk aşama, çayınızdaki, kahvenizdeki şekeri bırakma, tatlıyı, pastayı bırakma gibi düşünün.

Ha bu arada ben dün gece Ceren gibi yat geber tatlısı yapmadım çünkü o zaman bugün daha çok canım isteyecekti. Hazır dünü bir lokumla geçirmişken öyle devam etsin dedim.

Sonrasında ben tamamen şekersiz hayat yaşamayı düşünmüyorum. Ben bu bir ay sonunda 2008 Paris seyahatim öncesi programına sokacağım vücudumu. Arada bir kek, bal, pekmez, bitter çikolata yiyeceğim yani.

Haydi bakalım meydan okuma başlasın.

Bizi facebook grubumuzda takip etmek isterseniz buraya, Ceren’in Şekersiz 1 Ay günlüğünü okumak isterseniz şuraya tıklayın. Benimkini buradan ve facebooktan takip edebilirsiniz zaten 🙂

Önce kocaman plazalarda çalışan işkolik bir avukattım. Yüksek ökçelerim üzerinde ise tam bir “Sosyal Kelebek“. Sonra aşık oldum, Ale’ye… Evlendim… İstanbul’u bıraktım, Bremen’e taşındım. Bir de baktım “Domestik” olmuşum. Sonra ise anne… Vera’nın annesi… Şimdi yeniden hayata karışma zamanı. Ve işte karşınızdayım, iki şehirden Zeynep, anne, kadın, avukat, insan, okur yazar, öğrenmeye aç, seyahate aşık...

Yorumlar

  • Hülya

    kesinlikle alışkanlık yaptığına katılıyorum. beni bilirsin ben de çok düşkün değilim ama resmen artık canım istiyor burçak bisküviler önümde uçuyor.
    bu hamura düşkünlük bizim gibi vücutlara özgü bişeymi acaba Zeynep aynen yukarıda saydıkların için canımı veririm hatta haftasonu bir kek yapasım var 🙂
    kolay gelsin arada ben de bir başlıyım diyorum 21 günlük programa, bakıyım birara başlarım belki:)

    | Cevapla
  • Derya

    Merhaba Zeynep Hanım,
    yabancıyla evli Türk kadınları facebook grubuna katılabilir miyim? Bulamadım facebook da.
    Hİnt asıllı Amerikalı ile evli ve Roma da yaşayan bir Türk olarak – tam bana göre olduğunu düşünüyorum:=))

    | Cevapla
  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir