2 Cities 1 Woman

Sağlıklı Beslenme Üzerine Bir Kaç Lakırdı

Biliyorsunuz bir süredir şekersiz beslenmeye çalışıyorum ama yine bildiğiniz gibi ondan daha uzun bir süredir alkali beslenmeye çalışıyorum.

Aslına bakarsanız genel olarak her zaman sağlıklı beslendiğim bir hayatımın olduğunu söyleyebilirim. Hamilelik hariç hiçbir zaman 56 kg üzerine çıkmadım (boyum 1,64), ki 56 benim kilolu zamanlarım oldu, bel bölgem dışında problemim olduğunu da söyleyemeyeceğim ama bel bölgesi zaten en büyük problem. Armutların geniş kalçalarının sağlık için bir tehdidi yok ama elmaların kalın belleri çok riskli. O yüzden bizim ekstra dikkat etmemiz lazım.

Şekersiz diyetimde zorlandığımı söyleyemeceğim çünkü ben zaten senelerdir çayı kahveyi şekersiz içerim, hamileliğimden beri şekerin yerine neler ikame edebilirim kek börek yaparken diye araştırmalardaydım, haliyle vücudum çok da zorlanmadı şekersiz hayata.

Katkılı gıdalara karşı oldum olası mesafeliyimdir. Cipler hariç ya, yok mu o Allah’ın cezaları.

67af6b2daf6aa86590ad181f9ac3ec85

Benim annem sevgisini yemekle gösterenlerdendi. Sabah kahvaltısını toplarken öğlen ne pişirsem diye başlardı. O zamanlar çok sinir olurdum ama ciddi bir gündem ne pişirsem. Hakikaten zor iş. Anne değilken çok önemli değildi de şimdi sıkıysa yemek yapma, ne yiyecek çocuk?

Annem dışarıda yemeyi sevmezdi, eve katkılı şeyler sokmazdı. Ketçabı, salçayı, tarhanayı, erişteyi kendi yapardı. Sucuk ve salamı eve sokmaz, en kötü etlerden yapılıyor onlar derdi. Biz cips alır yerdik ama o bir yandan söylenmeyi ihmal etmez, yemeyin şu pis şeyleri derdi. Annemin hazır çorba yapmışlığı yoktur. Haliyle insan bir zaman sonra ne gördüyse öyle oluyor. Gençlik yıllarında dışarıda çokça yedim ama bir süre sonra hep ev yemeği aradım. Hala da öyleyim. İnsan nasıl alışırsa öyle gidiyor. O yüzden çocuğunuza verebileceğiniz en önemli şeylerden biri ev yemeği. Hem de mevsiminde taze sebzelerle.

Ben sağlıklı yaşam ve organik takıntılı değilim. Tama biraz ama abartılı değil. Fakat dikkat etmeye de çalışıyorum çünkü dediğim gibi bünyem buna alışmış ve bunu istiyor ya da annemin söylenmeleri o kadar yer etmiş ki artık hayat tarzım haline gelmiş.

Bazıları eleştirirdi annemin yemek konusundaki bu hassasiyetini, o kadar dikkat ediyor bak yine kanser oldu diye.

Annem akciğer kanseri oldu, 2002’de. Büyük bir ameliyat oldu ve sonrasında sadece radyoterapi gördü ve 7 yıl boyunca çok sağlıklıydı ki akciğer kanseri için bu bir mucize. %80-90 ilk yıl içinde ölüm veya 2-3 yıl içerisinde tekrarlar sonuçlanıyormuş. Yani o kadar sağlıklı beslenmek çok da boşuna değilmiş. Sonrasında 2009 yılında metastaz yaptı ve 1,5 yıl süren tedavi sonucunda annemi kaybettik. Öldüğünde klasik kanser hastaları gibi bir deri bir kemik değildi. Kısa saçlarını saymazsanız gayet sağlıklı görünüyordu. Hastanede son zamanlarda bilinci kapalı yatarken her an gözünü açıp kalkıp hayatına devam edebilecek kadar sağlıklı duruyordu.

Ama maalesef annemin sağlıklı yaşam kadar önem vermediği tek bir şey vardı, o da herşeyi içine atmasıydı. Mizacı öyleydi, çok konuşmaz, duygularını paylaşmazdı. Hiçbir zaman kendi kıymetini bilen, kendine değer veren bir insan olmadı, bir gün de kendini ön plana koymadı. Hep, bu konularda biraz farklı olsaydı, biraz kendine değer verseydi bugün belki aramızda olurdu diye düşünürüm. O yüzden işte annelik yaparken önce kendimizi düşünmeliyiz. Sadece annelikte değil tüm yaşamda. Bencillik değil bahsettiğim aman yanlış anlaşılmasın. Uçakta tehlike anında önce kendi maskemizi takıp sonra çocuğumuzun maskesini takmak gibi. Sen iyi olmazsan, o iyi olamaz. O yüzden önce kendini seveceksin, bencilce değil, sevgiyle, sonra da etrafındakileri. Çocuğuna kendini sevmeyi öğretmek ev yemeğinden de önemli çünkü. Ve eğer siz kendinizi sevmezseniz, çocuğunuza bunu asla öğretemezsiniz çünkü onlar bizim dediğimizi değil yaptığımızı yaparlar.

Not: Eğer annen kendini sevmeyi bilmiyorsa sen nasıl öğrendin derseniz, ben kendimi 30 yaşımda sevmeye başladım. Bir sürü kişisel gelişim kursu/kitabı, nefes, meditasyon vs’den sonra. Bu süreç hala da sonra ermiş değil ama Vera’nın doğumundan sonra büyük yol katettim. Anne olmanın bana kattığı kişisel gelişim de ayrı bir yazının konusu olsun.

Sevgiyle kalın,

Zeynep

Foto şurdan.

Merhaba, Ben iki şehirden Zeynep. Kalbimin çeyreği 5 yıl önce ayrıldığım İstanbul'a ait. Sekizde biri büyüdüğüm Edirne'ye, geri kalanı da Vera kuşuma ve beyimle paylaştığımız evime sonra da Almanya'ya. Avukatım, Vera kuşumun anasıyım, beyimin karısıyım, büyük hayalciyim, çok gezerim, çok okurum, çok yazarım, bazen çok konuşur, bazen hiç konuşmam. Bazen şahane yazarım, bazen saçmalarım. Burası da benim her telden çaldığım kişisel günlüğüm gibi bir şey.

Yorumlar

  • Geri İzleme: Çocukların Sağlıklı Beslenmesi | 2 Cities 1 Woman

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir