2 Cities 1 Woman

Planlar, Gülmek, Tanrı, Falan Filan

Neredeyse 1 yıl önce yazmışım bu yazıyı. Taslaklarda duruyormuş 🙂 dur yayınlayayım 🙂

Bu arada uykuya dalma işinde çok yol katettik. Maşallah diyeyim yazdan beri çok çabuk uyuyor. Artık eskisi gibi her gece deliksiz uyumuyor maalesef. Bu da bir dönemdir, geçecektir diye düşünüyorum. Neyse en azından artık çabuk uyuyor ve ikimiz de bu durumdan çok mutluyuz 🙂

2 senelik anneyim hala plan yapmamayı öğrenemedim. baştan alalım annelik aslında plan program işidir, çocuk rutin sever falan filan tamam onu bir kenara koyalım.

Hani biz planlar yaparken Tanrı gülermiş ya hah işin o kısmı yani çocuğa ilişkin planlar değil de kendi hayatınız için plan yaparsanız genelde Tanrı değil çocuğunuz buna bir taraflarıyla güler. Çocuk sahibi olmak demek planlarınızın her zaman son dakikada bozulabileceği demektir. Eyvallah. Bence ben buna da alıştım ve kabullendim. Burda da sıkıntı yok.

Sıkıntı günlük ufak detaylarda. Mesela şu uyusun da kitap okuyayım, şu şurda iki dakka oynasın da murfağı toplayayım planları var ya, insanın asabını bozuyor işte. Yani evde yardımcısı olmayanlar bilmiyorum nasıl temizliyorlar evlerini. İnsan elbet herşeye alışıyor da ben Vera evdeyken ev işi yapamıyorum. Ev işinden kastım derin temizlik ütü falan değil. Masayı topla, tezgahı sil, bir süpürge tut gibi hergün yapılması gereken ufak tefek işler. Hayır bir de ben titiz insan değilimdir fakat bazı şeyler çok batıyor bazen. Bazı günler öyle işte.

Mesela dün. Vera biraz öksürüyor diye kreşe göndermedim. Sabah o kadar mız mızdı ki zaten güne başlayalı daha yarım saat olduğunda benim pestilim çıkmıştı. Sonra o mızmızlığı azaldı ama ben öyle kötü başlamışım ki güne asabım bir türlü düzelmedi. Halbuse günlerdir ne kadar şen şakrak ve mutluydum.

Ihlamuru demlemek için beş dakika dil dökmek zorunda kaldım. Blender sesinden nefret ediyor öyle ses mi çıkacak sandı artık nedir bilmiyorum. Sıcak suyu demliğe dökmem beş dakika sürdü. Kahvaltımızı ettik, sonrasında 10 dakika mutfağı toplamak için çizgi film izletmek zorunda kaldım. Sonra Dorota gelmedi bugün. Allah’ım her yerde ayağımın altına bir şey yapışıyor. Ya kırık ya Play doh. Ölücem evi süpürmezsem ama süpüremiyorum. Çamaşılar makinede asılmayı bekliyor, kuruyanlar katlanmayı. Normalde yaparız bunları ama bugün mız mız ya yaptırmıyor. Neyse katlamadan çamaşırları yatağın üzerine yığıyor ıslakları seriyorum. Akşam yemeğinden sonra artık dayanamayarak süpürgeyi açıyorum. Vera dibimde mız mız süpürmek istiyor. El süpürgesini veriyorum biraz oyalanıp yine bana sarıyor.

İlk öğle uykusunu uyutmaya çalışırken 1,5 saatin sonunda yeter artık uyu diye çığrındım ve ne hikmetse hemen uyudu. Evlatçığım sen kendine bağırtmadan laftan anlamayacak insanlardan mı olmak istiyorsun diyorum ama ne demek istediğimi anlamıyor sanırım.

Hadi süpürgeyi halletik, el yüz yıkama, çiş, diş fırçalama falan bitti ama giyinmiyor. Oyun gibi kaçıp duruyor. İşte o zaman günün ikinci çemkirmesi geliyor. Yeter be giyinmezsen giyinme. Hemen tıpış tıpış yanıma. Git oyna kendin gelme yanıma dedim. Çamaşırları düreyim bari. Bu sefer de üzerine çıkıyor çamaşırların. Evladım çıkma üstüne öte git, bu tarafta dur. Bu arada öpüşüp barıştık özür diledim ben bağırdım diye ama yorgunum sözümü dinle falan derken yine çamaşırların tepeside. Bir kaç seferden sonra üçüncü çemkirme demedim mi ben sana elleme bu çamaşırları diye. Dudak büzüldü. Geber Zeynep e mi senin de titizleneceğin tuttu. Tama özür dilerim bıraktım bir şey yapmıyorum artık gel n’olursun. Öpüş koklaş giyindi sonra kitap okumaya. Allah’tan Ale geldi 19:05’te sakinledik. 19:05 erken geldi diye sevindiğim saat.

Neyse aslında Vera normalde gerçekten çok sakin ve ben onunla vakit geçirmekten gerçekten çok keyif alıyorum. Ama bugün zor bir gün. Bugün canım oyun oynamak istemiyor. Bugün biraz kafamda beni rahatsız eden şeyleri yapmak istiyor. Ama olmuyor. İnsan ne kadar alıştım, kabullendim dese de bazı günler kabullenemiyor. Neyse yarın bambaşka olur herşey ama bugün zordu. Yoruldum. Ruhen ve bedenen.

Hadi iyi geceler.

Yarın yani bugün sabah doktora gidelim dedim. Bisikletlet gidelim dedim. Hava güzel. Neyse dolana dolana gittik. Son demlerde sıkıldı eline kitap verdim falan vardık. Doktor kapalıymış. Öğlen 14:00’te açılacakmış. Bisiklete binmek istemedi, benim de halim yoktu bıraktık orda bisikleti tramvayla geldik. Kucağımdan inmedi tabi ama öğle yemeğine kadar ikimiz de şahaneydik. Kucağımdan inmemesi dışarıda zor ama yine de çok tatlı. Evde de. Malum büyüdüğünden eskisi kadar gelmiyor artık ondan ikimiz de çok sevgi dolu çok tatlıyız. Hatta bu sabah diyorum bak görüyor musun ben sakin ve sevgi dolu olunca o da ne tatlı dünkü gibi yapmadı hemen kendi kendine oymaya gitti ben de mutfağı topladım. Bugün iş yapma niyetim yok olduğu kadar artık.

Lakin uyku vakti geldi yine aynı şeyler. Saat oldu 13:30 ben yine cinnet ”yeter artık uyu” diye çemkirdim ve uyudu. Bu çocuk kreşte hergün 12:30-13:00 civarı fosur fosur uyuyor herkesle beraber yani. Yani ben onu yatağa erken koymuyorum. Öksürüyor tamam sıkıntısı var koynuma aldım orda da cin gibi. Bıraktım odada kapattım kapısını o biraz ağladı ben ondan daha çok ağladım.

Aklıma bir takipçimin bana attığı mail geldi bunu yazarken, çok iyi niyetli yazmış bu arada belirtmeliyim ama biraz fazla şikayet ettiğimi düşünüyor. Aslında öyle yansıyor belki böyle postlarla ama sanırım anne olanlar beni anlıyorlardır. Ben hayatımdan çok memnunum. Her gece şükrediyorum. Ve çok muyluyum. Öğlen Vera evdeyse o uykuya dalana kadar ve akşam aynı şekilde o uykuya dalana kadar artık kaç saat sürerse o arada ben çok stresliyim. Bu benim mutlu şükür dolu olmamdan bağımsız. Bu yorgunluk ve stres. Yapacak bir şey yok.

Bu çocuğun uykusu geldiği saatten uyuyana kadar geçen sürede ben yaşamaktan, kendimden, kocamdan, senden, ondan, dünyadan, canımı bir saniye düşünmeden vereceğim evladımdan tiksiniyorum demeyeyim de böyle uyuz oluyorum gibi bi şey. O an cinnet geçirmeye en yakın olduğum nokta o benim.

Ha hani düzelmişti n’oldu derseniz işte bu oldu çok uzun sürüyor uykuya dalması. Gündüzleri en fazla yarım saat süren durum 2 saate kadar uzadı. Geçenlerde bir gün 14:30’da yine böyle ”yeter” diye kapısını kapatım defoldum öyle uyudu. Yapmasan akşama kadar oturacak yatakta. Bak bu çocuk gerçekten mükemmel bir çocuk. Ama beş gün uyutma ben de çok uykusuzum dur uyuyayım şurda demez.

o yüzden de çok vicdan yapıyorum işte. bu kadar güzel huylu çocuğa kızıyorum diye çok üzülüyorum ama hani siz yemek yemiyor diye üzülüyorsunuz ya işte ben de o uyumayınca kahrımdan ölüyorum.

Benim de boğazım şiş, Ale erken gelecek ve ben taa Hannover’e oy kullanmaya gideceğim. Boyun posun devrilsin e  mi? Ayda bir seçim olsun bari di mi sen seçilene kadar. İşimiz gücümüz yok gidelim 1,5 saat yol.

Öyle işte ben bu işi stres yapmayı bırakana kadar veya uyku konusunda tutarlı olabilene kadar bu iş düzelmeyecek o çok belli de tutarlı olmak zor bazen işte.

Merhaba, Ben iki şehirden Zeynep. Kalbimin çeyreği 5 yıl önce ayrıldığım İstanbul'a ait. Sekizde biri büyüdüğüm Edirne'ye, geri kalanı da Vera kuşuma ve beyimle paylaştığımız evime sonra da Almanya'ya. Avukatım, Vera kuşumun anasıyım, beyimin karısıyım, büyük hayalciyim, çok gezerim, çok okurum, çok yazarım, bazen çok konuşur, bazen hiç konuşmam. Bazen şahane yazarım, bazen saçmalarım. Burası da benim her telden çaldığım kişisel günlüğüm gibi bir şey.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir