2 Cities 1 Woman

Pazar Günleri

Pazar günleri, soğuk ve yağmurlu hava, sabah kusarak uyanan çocuk, iptal olan baba kız yüzme programı, sonra enerji topuna dönen çocuk. Eve tıkılıp kalmış çekirdek aile. ”Ananın Kabusu” yakında sinemalarda. Kaçırmayın. Ya da kaçırın.

Hafta içi akşam beşten sonra ve pazar günleri hayat amacım kalmıyor, yaşama sevincim çekiliyor. Tüm dileğim şu çocuk uyusun da ben de duvara bakayım oluyor.

Hyatımda pazar günlerini sevdiğim tek bir dönem var, o da üniversite yıllarım. onun haricinde I hate pazar.

IMG_1130

Ama onun dışında bombe gibiyim gençler. Bu sabah Adrian’la 4. günümü genel yoga ile de 7. günümü bitirdim. Bugün itibariyle vücudum daha fazla spor istiyor. Bakıcaz bir hal çaresine.

Ebebeynlerin çocuk sahibi olduktan sonra şükranla dolu olması ve çok mutlu olması ama çocukla vakit geçirmekten hoşlanmaması??? Hoşlanıyorlar elbet de aralıksız saatlerce değil tabi. Biliyorum sonra bu günleri aracağız ama Allah’ın gücüne gitmesin ama 15 dakikadan fazla oyun oynamayı o kadar sevmiyorum ki o kadar olur yani. Neyse canım öf halimize şükür. Enerjimi düşürmeyeyim. Neticede 3 senedir pazar günü dediğin böyle bir şey.

Downton Abbey Lady Mary tarzı annelik ise hayalimdeki annelik 🙂

Fakat bir şey diyeyim mi Vera çok büyüdü. Bu seyahatte uçak yolculuğunda olsun, cafelerde restaurantlarda olsun çok farketti.

Bir de sıkı durun Vera yeni odasında yatağı geldiğinden beri uygularını kendisi uyumaya başladı. allah Flexaworld’den razı olsun. Tuttuğunu altın etsin.

Akşam rutinimiz el yıkama, diş fırçalama, saçlarını açıp tarama, pijamalarını giyme, kitap okuma. Sonra Vera yatağına yatıyor. Ben ışığı kapatıp çıkıyorum. Tek koşul yatak odasına gidip o uyuyana kadar benim de yatmam. Babası evdeyse onun da yatması. O kadar. Şu da oldu ya artık kendime Vera ile ilgili herhangi bir konuda şikayet etmeyi yasaklıyorum. Gül gibi çocuğuma gelmiş burda yok oynamayı sevmiyorum vs diyorum bak kızdım şimdi kendime. Ben aşağı ineyim de evladımla doğru düzgün vakit geçireyim.

Güzel pazarlar. Pazartesi iyidir.

Önce kocaman plazalarda çalışan işkolik bir avukattım. Yüksek ökçelerim üzerinde ise tam bir “Sosyal Kelebek“. Sonra aşık oldum, Ale’ye… Evlendim… İstanbul’u bıraktım, Bremen’e taşındım. Bir de baktım “Domestik” olmuşum. Sonra ise anne… Vera’nın annesi… Şimdi yeniden hayata karışma zamanı. Ve işte karşınızdayım, iki şehirden Zeynep, anne, kadın, avukat, insan, okur yazar, öğrenmeye aç, seyahate aşık...

Yorumlar

  • Nermin

    Hele Almanya da pazar günleri hic cekilmiyor. Birde ikiside isal ve kusmuklu olunca…. Allahim önümüzdeki su 3-4-5-10 sene , herneyse iste, cabuk gecsin noooolur diye dua etmekten baska birsey kalmiyor galiba.blogunuza bayiliyorum, bazen diyorum acaba ben mi yaziyorum bunlari 🙂 benim kiz 3 yasindan beri Hör Cd dinliyor, tavsiye ederim. Allah o Conny den razi olsun !

    | Cevapla
  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir