2 Cities 1 Woman

Olaylar Olaylar

Güneşli bir Eylül sabahından merhaba, ki bu eylül bu çok nadir olduğu için çok kıymetli aslında. Bu yaz resmi olarak yaz gelmedi bence. Mayıs sonu ve haziranda toplam iki hafta yaz gördük ve bitti. Abartmıyorum bütün temmuz yağmur yağdı. Şöyle diyeyim haftada bir gün güneş açtı, 23-23 derece hava oldu, göl kenarlarına koştuk ve geri kalan 6 gün sürekli yağmur yağdı.

Tatilimizi eylül ayında yapalım istedik, bu yaz bana geçmedi gençler. Ağustosta dellendim ve kızçemi de kapıp plansız bir Türkiye seyahati yaptım. 3 hafta kaldık Vera ile ve çok ama çok güzel vakit geçirdik lakin acayip yorulduk. Sürekli ordan oraya gezdik, İstanbul’da çok az kaldık, kankilerim ve çocukları ile tatil yaptık, babamla çok vakit geçirdik, Vera ile köyümüze gittik, akrabalarımızı gördük falan filan. Vera akşamları yatmak bilmedi, sabahları kalmak bilmedi 🙂 habire tatlı yedi, sokakta oynadı, dizleri çok kanadı ve ben ona dedim ki ”işte büyüdün Vera’cağım dizlerdeki bu yaralar sokaklarda oynadığının ve çok eğlendiğinin göstergesi, ben küçükken diz dediğin yara kabuklu olur zannedersin, normal diz diye bir şey bilmezdim”.

Bizim Almanya’ya döndüğümüz gün Ale de bizim indiğimiz uçağa binip iş için İstanbul’a gelecekti, bari bizi gördün diye bir gün erken geldi, sabah birlikte kahvaltı ettik, bizi havaalanına bıraktı ve işine döndü. Biz de boş evimize döndük çünkü biletimizi uzatmak için bir bilet parası daha ödemem gerekiyordu ben de değmeyeceğini düşündüm zira adam çalışmaya gelmiş bizime gezecek hali yok. Neredeyse de bir hafta burada yalnız geçince benim kayış biraz koptu ama Allah’tan beyim döndü biz de normalimize döndük derken geçtiğimiz salı Vera kuşum halk arasında ”öpücük hastalığı” olarak bilinen virüsü kapmış tam 6 günü 39 derece ateşte geçirdikten sonra yedinci gün sonunda ateşi düştü. İkimiz de sürüm sürüm süründük desem yeridir ne bolum gibi hastalıkmış o öyle. Şimdi de 4 hafta boyunca dikkatli olmamız lazım. Evlatçığımın fazla aktivite yapmaması lazım. Bu hafta da tatile gideceğiz, ne hoş değil mi? Belki de hoştur gerçi bir hafta daha eve kapanmaktansa ana kız gidelim sahilde otururuz sakin sakin güneş görürüz. Hoş bizim gittiğimiz gün de sıcaklık 7 derece düşüyor Girit’te. Dün akşam bu duruma aşırı uyuz oldum çünkü üşümekten çok bıktım. Tatile gitmeden daha niye mutsuz oluyorsun nankör kadın demeyiniz, burda çektiğimiz soğuk çilesini bilmeyen anlamaz. Yanıma akşamlar için hırka vs bile taşımak istemiyorum anlıyor musunuz? Bıktım üşümekten anlıyor musunuz? Na şuracığa kusuvericem şimdi bak o kadar bıktım üşümekten ki daha Eylül ayında daha kış gelmedi ama aslında geldi çünkü bugün ben kışlık mont giydim.

Özetle tatile gideceğimiz için çok mutluyum ama gündüz sıcaklığı 24 derecelere gece sıcaklığı 15 derecelere düştüğü için biraz bozuğum. Evimizin güneş sevmeyen Stockholm’e gidelim bu yaz diyen beyi Eylül sonu istiyor iki senedir ama ben isyan bayrağını açtım seneye temmuz sıcağına gömerim bunları hiç acımayacağım bu sene kimseye. Yeter gari.

Türkiye’de neler yaptğımı sonra anlatacağım (anlatamadı) sonra anlatacağım deyip anlatmadığım kaçıncı ‘sonra’ bu acaba?

IMG_3714

Ben size bu yaz başıma gelen başka bir olaydan bahsedeceğim. Malum büyük bir gazla doktora atağına geçtim olumlu gelişmeler oldu, başvurumu hazırlama kısmında tıkandım. Soğuk yazdı falan derken bana bu yaz bir rehavet çöktü, mesele hiç yemek yapamadım doğru düzgün, ama çok partiledik çok eğlendiki çok yedik içtik bu yaz o da bana kilo olarak döndü elbet. Kışı sülün gibi geçirip bikini zamanı göbeklenmem hoş olmadı tabi. Türkiye’den 53 kg döndüm inanmazsınız neyse şimdi 51,5 oldum artık yakında normalime dönerim inşallah. Doktora ile ilgili de bir şey yapamadım, yapmadım. Özgeçmişimi güncelledim ama mesela başvuru da yapmadım. Böyle en azında bir ufak hareketlendim bu sene bildiğiniz üzere. Sonra efenim Türkiye’ye gitmeden bir hafta kadar önce üniversite aldığım Almanca kursunun intensiv olanına katılamayacağımı anladım çünkü öğrenci değilim. Ben de bari mastera başvurayım dedim bir pazartesi sabahı web sitesini inceledim buradaki üniversitenin ama meğersem başvuru tarihini kaçırmışım. Karşılaştırmalı hukuk için bir doktora pozisyonu vardı dur dedim ben benim robotu bu formata sokarım yarın gideyim de bir üniversitede yüz yüze görüşeyim. Binaya girdim, Avrupa Birliği hukuku profesörünün adı gözüme çarptı, odasına gittim, kapı açık, spontan ”girebilir miyim” dedim, ”tabi” dedi kadın girdim Almanca kafa göz yara yara derdimi anlattım, kadın şok bir yüz ifadesi ile bana ”siz benim iş ilanımı görüp mü geldiniz” dedi, dedim ”yoo ama hele bir anlatın dinliyorum”. Dedi iki gün sonra görüşmeler var biri iptal etti sen gel onun yerine, dedim ”Allah bu tembelin bi rşey yapacağı yok bari ben ağları öreyim bu da kalkıp bir tek üniversiteye gitsin”. Şansa bak. Tabi bu olaylar şans ama kadının beni görüşmeye çağırması benim onda bıraktığım intiba ve özgeçmişim. Sadece şans değil elbet hepsi bir arada. Neyse gençler ben öyle kalktım topladım kendimi iş görüşmesine gittim. Pozisyon haftada iki saat uluslararası hukuk anlatacağım part time araştırma grevlisi pozisyonu ve artı doktora 🙂 Olacak iş değil neyse ben görüştüm çok olumlu geçti lakin masterım olmadığı için ders veremeyeceğimi anlamışlar olmadı o iş. Masterım olsa şimdi araştırma görevlisiydim. Fakat kahraman profesörümüz kötü haberi vermek için beni aradığnda ”ben sizi kaçırmak istemiyorum size dört ayrı teklifim var” dedi yine görüştük, özetle Ekim ayında 3-4 aylık bir proje için üniversitede çalışmaya başlıyorum. Almanca kursuna üniversitede başlarken demiştim zaten b,r ayağım orda olsun çıkar bir şeyler diye nitekim çıktı. Galiba Serra’ya demiştim bir yanım hep biliyor içten içe ben hazır olduğumda iş bana gelecek ben aramadan diye ama bir yanım da hep korkuyordu. Bir yanım haklıymış onu da gördüm. Ay çok sevinçliyim. Bu arada mastersız doktora işini kovalıyorum çünkü kadın hazır beni almaya bu yakınlarda o işi de çözeceğim inşallah. ya işte gençler böyleyken böyle. Güzel güzel haberler. Maşallah deyin lütfen.

IMG_3719

Artıkın her şeyin hayırlısı devamı gelir mi bilemem ama umut verici ve de en azında bu küçük şehirde ne yapabilirim açısından yol gösterici gelişmeler. En kötü master yapmam gerekecek ve süreç biraz uzayacak ama olsun her işte vardır bir hayır.

Tabi 5 yıllık bir aradan sonra biraz da gerginim çünkü bu süreçte Ale’ye yazdığım sms’leri saymazsak hiç İngilizce doküman yazmadım, Vera çok hasta oldu günlerdir evdeyiz, ben buralarda yapayalnız nasıl olacak bu işler, Almanya’da ilk işim iyi intiba bırakmalıyım falan filan gibi korkularım var ama korkunun da ecele faydası yok. Allah utandırmasın, pasımızı atalım. Siz de iyi niyetlerinizi esirgemeyin lütfen.

Türkiye’de neler yaptığımı hakikaten yazıcam ama. Şimdi çalışmaya başlayınca daha organize olur daha çok yazarım belki.

Hepinize sevgiler, bana da iyi tatiller. Allah zihin açıklığı versin.

PS: Ne iş yapacaksın bacım derseniz uluslararası bir protokolle ilgili hukuki görüş yazacağım efenim. Bugüne kadar hep yaptığım işler aslında. Sadece biraz paslıyım ondan şeettim 🙂

Önce kocaman plazalarda çalışan işkolik bir avukattım. Yüksek ökçelerim üzerinde ise tam bir “Sosyal Kelebek“. Sonra aşık oldum, Ale’ye… Evlendim… İstanbul’u bıraktım, Bremen’e taşındım. Bir de baktım “Domestik” olmuşum. Sonra ise anne… Vera’nın annesi… Şimdi yeniden hayata karışma zamanı. Ve işte karşınızdayım, iki şehirden Zeynep, anne, kadın, avukat, insan, okur yazar, öğrenmeye aç, seyahate aşık...

Yorumlar

  • Sinem

    Ne kadar guzel bir haber bu. Cok sevindim sizin adiniza. Tebrik ederim. Master yapmadan doktora yapilamiyor diye biliyordum ben de. Belki uygun 1 senelik bir program bulursunuz. Bol sans!

    | Cevapla
    • 2 Cities 1 Woman Yazının Yazarı

      Teşekkürler. Bazı istisnalar var mastersız doktora için ve ben ona giriyor muyum onu bulmaya çalışıyorum. Bence giriyorum da resmileştirmem lazım 🙂

      | Cevapla
  • Sanem

    Cok tebrikler hayirli olsun ve darisi basima diyelim 🙂 ben de cok paslandim 6 yil aradan sonra ama hissediyorum hazirim ben de.
    Bu arada kopenhag da ayni yagmurlu soguk butun yaz 24u gormedik. Zaten lokasyon olarak da yakiniz sanirim

    | Cevapla
  • A.Sara

    Cok cok sevindim. Cok iyi bir firsat gibi görünüyor. Doktoraya gecisi cok kolaylastirabilir bu tür iliskiler. Simdiden haftada bir kac gün düzenli gelecek bir babysitter / Tagesmutter aramakta fayda var.
    Basarilar diliyorum, Heidelberg’den selamlar

    A.Sara

    | Cevapla
    • 2 Cities 1 Woman Yazının Yazarı

      Teşekkürler. Aynı profesör beni kabul etmeye hazır doktoraya ama prosedürel işleri aşamadık henüz. Bu hafta diplomamı noterden onaylatıp kopyasını yollamam lazım bakalım o incelemenin sonucunda olumlu bir cevap alırım umarım. Babysitter’ımız var şu anda ama ihtiyaç oldukça geliyor. Vera zaten anaokuluna gidiyor. İş yoğunluğuna göre sonrası için belki her hafta bir gün öğleden sonra düzenli çağırırım belki diye düşünmeye başladım bakalım nasıl olacak yoğunluk göreceğiz ama part time hali yeter gibi gözüküyor şimdilik.
      Sevgiler,

      | Cevapla
  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir