2 Cities 1 Woman

Meyve Sebze Sorunsalı

Bu yıl İstanbul’a çok güzel zamanda gittim. Bol bol incir, domates ve bamya yedim. Bunlar gurbette kanayan yaradır arkadaş. Elbet domates var burda da fakat şöyle mis kokulu, gerçek lezzetli domates bulmak neredeyse imkansız. Yaz sonu eh biraz işte. Taze bamya hiç görmedim zaten. Türk bakkalından ya konserve ya da donmuş alıyorum. Hele üzerinde Arapça yazılar olan donmuş bir bamya var, üzerinde minicik bamya fotoğrafı, içinden çıkıyor ayağım kadar bamyalar. Resmen şerefsizlik. Evropa’da tüketici hukuku bizden de ileri ama bu kandırıkçılığa gurbetçi bakkalı diye mi ses etmiyorlar bilmem. Fakat bildiğim bir şey var ki Almanca yazı yazmaya üşenmeyecek kadar akıcı yazdığım gün ben bunların hepsini şikayet ederim. Buralara kim taşındı daha bilmiyonuz siz.

İncir desen geçen gün nispeten incire beneyen üç şeye 2,40 verdim. Tadı güzel bile değildi. Büyük salatalıklara alıştım artık ama çiftçiden olmazsa onlar da pek bir şeye benzemiyor. Size bir sır vereyim eğer çiftçi pazarından almayacaksanız en güzel sebze ve meyveler Lidl ve Aldi gibi ucuz marketlerden çıkıyor. Mesela Rewe, bizdeki Migros gibi hep küflü sebze ve meyve satıyor. Tamam abarttım ama çok sık denk geliyor bana. Bizdeki Bim ayarı Aldi’nin minik domatesleri hep kokulu hem de fena lezzette değil.

Onun dışında ama peynir vs gibi süt mamülleri için Rewe daha iyi.

Bremen’deyken orda Lestra adında bizim Macro gibi bir market vardı. İnsan ciğerini brakıp çıkıyordu ama mikemmel bir marketti. Ne ararsan en iyi kalitesi mevcut, seksen sekiz çeşit zeytinyağı mı aradın bin çeşit balzamik sirke mi? Bazen özlüyorum kendisini.

Bu arada Almanya’da şu market işi de bildiğin statü sembolü. Çok komik, bir tanıdığımın kocası çok aşırı zengin. Çok ama. Dünyaca ünlü bir şeyleri vardı, sattılar. Hayır Faber Castellgiller değil.  Ama o ayar. Neyse onun kocası yasaklamış mesela Aldi’ye falan gitmesini, biri kapının önünde arabamızı görürse ne düşünür diye.

The-Scream-munch

Karı koca avukat arkadaşlarım var onlar da çok marka vs takılırlar ama Aldi’ye gidiyorlar, dedim böyle böyle şeyler varmış ne diyorsun, ”amaann hepsi gizli gizli gidiyor” dedi. Ay çok komiğime gidiyor bu muhabbet. Aynı arkadaşım arabasını değiştirecekti, daha küçük bir Rande Rover’dan daha büyük bir Range Rover’e geçerken beyaz aldığı için eleştirilmiş, neden beyaz alıyorsun, beyaz arabayı genelde alt sınıflar alırmış. Ay bu Almanlar yemin ediyorum çok komik. biz kendimize bakalım beyaz Türk sınıflıkları bunlardan beter ama ne bileyim bunlar böyle daha cool duruyorlar ya sanki o yüzden daha da komiğime gidiyor.

Neyse kısa bir insider gıybetten sonra konumuza dönelim, Türkiye’de güzel yedim. Üzerine Yunanistan’da da güzel yedim. Meyvenizin sebzenizin kıymetini bilin vallahi burda kök sebze dışında yerel bir şeylerin çıkmayacağı döneme giriyoruz. Patates, pancar, turp, havuç, karnabahar, lahana vs hadi elma ve armut bir de.

Yalnız bu yaz güzel baklarla gördüm pazarda. Taze taze çiftçiden. Bana güzel bakla tarifleri verir misiniz seneye değerlendireyim ben o baklaları. Allah başka dert vermesin diyor konuyu burada kapatıyorum. Çünkü pazar günü Vera kuşumun doğumgünü var ve ben şimdi markete alışverişe gitmeliyim. Ömrüm market alışverişiyle geçiyor yemin ediyorum ama başka memlekete gidince de mutlaka market gezerim. Yani aslında zorunluluk olmayınca seviyim market gezmeyi.

Önce kocaman plazalarda çalışan işkolik bir avukattım. Yüksek ökçelerim üzerinde ise tam bir “Sosyal Kelebek“. Sonra aşık oldum, Ale’ye… Evlendim… İstanbul’u bıraktım, Bremen’e taşındım. Bir de baktım “Domestik” olmuşum. Sonra ise anne… Vera’nın annesi… Şimdi yeniden hayata karışma zamanı. Ve işte karşınızdayım, iki şehirden Zeynep, anne, kadın, avukat, insan, okur yazar, öğrenmeye aç, seyahate aşık...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir