2 Cities 1 Woman

Küçük Çocukla Seyahat Etmek Neden Mantıklı

Vera 4 yaşında. Yanlış saymadıysam bugüne kadar 38 kez uçağa bindi. Bunun 6 tanesi 7 saat ve üzeri uçuşlar. Tren ve araba seyahatlerini saymıyorum. Bana zaman zaman soruyor arkadaşlarım ”çocukla gezdiğinden ne anlıyorsun, zaten bir şey hatırlamayacak” gibi gibi.

Öncelikle her şeyi bir tarafa bıracak olursam ben çocuğumla gezmezsem, gezme şansım yok. Ne bakıcım ve ne de annem var. Dolayısıyla bizim kız bakıcıyla bir hafta annede kalsın biz de karı koca gezip gelelim deme şansımız yok.

FullSizeRender-2

Fakat itiraf etmeliyim ki şansımız olsaydı da ben çocuğumla gezmeyi yine tercih ederdim sanırım çünkü seviyorum. Aralarda karı koca ufak kaçamaklar yapardık elbet ama bu gezilerimizin hepsini yine birlikte yapardık. Öncelikle Ale bizimle olduğu sürece o kadar zor olmuyor. Ben kendim tek başıma olduğumda zorlanıyorum eyvallah, zaten o yüzden New York’tan beri azalttım anne kız gezilerini. Fakat ailece gezmek hepimize çok keyif veriyor.

Bu demek değil ki zorlanmıyoruz. En nihayetinde çocuk var yanımızda. Çocuksuz tatil gibi olmuyor elbet ama çocuklu hayat demek beklentilerini düşürmek demek. O yüzden akşamları Vera’yı erken uyutup otel odasında oturmaya gocunmuyoruz biz. Daha önce de bahsetmiştim, herkes için denge kurmaya çalışıyoruz. Biraz biz ona uyuyoruz, biraz o. Vera daha küçükken ilk iki gün ağlardım ben bazen ”bu nasıl tatil” diye. Zamanla alıştım ve beklentimi düşürmeyi öğrendim. Biz New York’tayken Harika çok üzülüyorum hiçbir şey yapamıyorsun diyordu 🙂 Ama bana göre yapıyordum ve benim için şimdilik yeterliydi 🙂 Ben de isterdim gideyim MOMA gezeyim üstünde Standard Otel’in teras barında bir akşamüzeri içkisi içeyim ama şimdilik olacak olan bu. Ya evde oturacağım ya da çocuğumla New York’un tadını olduğu kadar çıkaracağım.

Şimdi Vera biraz daha büyüdüğü için artık biraz daha kolay. Bana kalırsa bebeğin pusette durduğu ortalama 1 yaşına  kadar olan zaman dilimi gezmek için çok rahat bir dönem. Sonra araba koltuğunda da pusette durmak istemiyor ama yürüyemiyor da doğru düzgün. 2,5- 3 yaşına kadar olan 1,5-2 yıllık dönem bence gezmek için daha zor zamanı. O zamanlar için şehir değil de doğa tatillerini tercih etmek daha mantıklı. 3 yaş itibari ile ise öğle uykusu uyumasa da o kadar huysuz olmuyor, kendisi dağ bayır bile yürüyebiliyor (biraz tabi Seyşeller’de 1,7 km yürüdü mesela bizimle dağ bayır), akşamları biraz daha geç uyusa da problem olmuyor, öğlen uyursa akşam geç uyuyor hep beraber güzel akşam yemekleri yiyebiliyoruz. 3 yaştan sonra artık tekrar özgürce gezmek için güzel bir dönem.

IMG_0839

Çocuğun hatırlamama kısmına ise tam olarak katılmıyorum. Evet çok küçük zamanlarını hatırlamıyor ama belli bir yaştan sonrasını hatırlıyorlar. Ben 2,5 yaş anımı hatırlıyorum mesela, bu. Alfa nesli çok daha fazlasını hatırlar kesin.

Vera mesela gökdelenlerle New York’u özdeşleştirmiş durumda. San Fransisco‘yu elbette hatırlamıyor ama ben geçen gün resimlerimizi gördüm ve iyi ki gitmişiz ne güzel bir anı diye düşündüm. Girit‘ten, Seyşellerden, New York‘tan , Basel‘den hala bahsediyor. Atlasına bakmayı, haritalara bakmayı çok seviyor. O nerde, biz nerdeyiz, İstanbul nerde vs sorup duruyor.

Belki bir süre sonra hakikaten hatırlamayacak, ama çocuk hatırlamasa da farklı bir dili algılıyor, anne ve babasıyla birlikte vakit geçiriyor, farklı ortamlar görüyor, burda görmediği gökdelenler görüyor mesela, bambaşka diller konuşan insanlar görüyor, çekik gözlüler görüyor, latin Amerika’lılar görüyor, Afrika yerlileri görüyor, görüyor da görüyor. Hatırlamasa da beyin bu bilgileri illa ki alıyor ve bir şekilde kullanıyor.

Bir dönem Romanya’da yaşan bir arkadaşım, Romen bir arkadaşıyla çocuklu buluştuğunda, İngilizce konuştuklarından Romen çocuğun sürekli ”sen ne dedin, o ne dedi” siye sorup iki çift laf ettirmediğini anlatmıştı. Bazen Vera’nın bazı arkadaşları da biz annesiyle İngilizce konuşurken anlamamaktan şikayet ediyor. Doğal olarak. Ama Vera doğduğundan beri o kadar alışık ki yabancı dillere, anlamasa da çok açık. Seyşeller de her gün farklı milletten bir çocukla oynadı. Fransız, İtalyan, İngiliz, Tayland’lı. O kadar rahat ve açık iletişim kurdu ki. Tayland’lı Kandi’nin babası da onların oyunlarına dahil oldu mesela  adama direkt el kol anlattı istediğini. O kadar olağan, doğal.

Seyahat eden çocukların tıpkı yetişkinler gibi daha açık fikirli olacağını düşünüyorum. Diğer kültürlere ve milletlere karşı daha hoşgörülü olacağını düşünüyorum. Bu demek değil ki seyahat etmeyen çocuk olmayacak fakat şunca gezme tozma boşuna değil, onu söylemeye çalışıyorum 🙂

Önce kocaman plazalarda çalışan işkolik bir avukattım. Yüksek ökçelerim üzerinde ise tam bir “Sosyal Kelebek“. Sonra aşık oldum, Ale’ye… Evlendim… İstanbul’u bıraktım, Bremen’e taşındım. Bir de baktım “Domestik” olmuşum. Sonra ise anne… Vera’nın annesi… Şimdi yeniden hayata karışma zamanı. Ve işte karşınızdayım, iki şehirden Zeynep, anne, kadın, avukat, insan, okur yazar, öğrenmeye aç, seyahate aşık...

Yorumlar

  • Aslı budak

    Kızım 10 yaşında, saydık 12 ülke görmüş, ne demek anlamaz? Komik. Şöyle ki; insana dair hiç birşeyi yadırgamıyor. Değmez mi? Değer. 3 yaşında falandı, birine thank you schön demişti. Komikli olan böyle anılar, çocukla gezme iyidir.

    | Cevapla
  • merve

    tamamen katılıyorum, geçen gün annem bir arkadaşımın 5 yaşındaki oğlu ile karşılamış,annem “aa tuna” dediğinde “siz benim adımı nerden biliyorsunuz” demiş, “annenin arkadaşı merveyi hatırlıyor musun? onun annesiyim demiş” annem de. bu da ay hatırlamaz mıyım 3 yaşındayken istanbula ona kalmaya gitmiştik demiş:)))

    | Cevapla
  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir