2 Cities 1 Woman

Kendi Memleketinde Kültür Çatışması Yaşamak

Muassır medeniyetlerde yaşayıp da Türkiye’ye gelince insan kendi memleketinde kültür çatışması yaşıyor mu? Evet dostlar yaşıyor. Çıktığın yeri beğenmiyor musun falan değil, insan rahata çabuk alışıyor 🙂 Gelin bakalım neler gelebilir başınıza  Türkiye’de, yabancı memleketlere taşındıktan sonra? Sizin ekleyeceğiniz varsa lütfen siz de eklemekten çekinmeyin hep beraber gülelim.

1. Yaya Geçidi

En büyük fark yaya geçidi. 3 yıl oldu Almanya’ya taşınalı hala ikirciklenmeden yaya geçinden geçemiyorum. Ayağımı uzatıp duruyorum bazen, hala emin olamıyorum gelen araba yaya geçidinde duracak mı diye. Malum 32 yıl Türkiye’de yaşamışım hemen adapte olamıyor insan.

Alman yaya geçitlerinde ikirciklenirken Türkiye’ye indiğim anda, eğer babam beni almaya gelmişse otoparka gitmek için çıkış kapısının önündeki yaya geçidine her seferinde sola bakmadan atıyorum kendimi ve her seferinde ezilme tehlikesi geçiriyorum. Genelde de önümdeki bebek arabasında Vera olduğundan evlatçığımı tehlikeye atıyorum. Her seferinde babam da bana ”dikkat et burayı Almanya mı sandın” diye bağırıyor. En büyük dilemmam.

Şehir içindeki yaya geçitleri konusuna hiç girmiyorum bile. İstanbul’u geçtim Edirne bile aynı. Sen Evropa’sın Edirne bi kendine gel.

2. Selam Vermek

Amerika’da yolda herkes birbirine selam veriyormuş geyiği Avrupa’da var dostlar. Efendim sokakta çok sempatikler ama dostluk derine inmiyor falan geyiğine girmeyeceğim. Konumuz başka. Evet canlar biz burada kadın erkek çoluk çocuk hepimiz birbirimize selam veriyoruz. Bir merhaba deriz. Bazen denk gelir ayak üzeri sohpet de ederiz. Yolda yürürken, asansörde, bir cafede masaya otururken göz göze gelmişsen yan masaya, ha keza kalkerken falan filan. Bir muassır medeniyetler seviyesi.

Şimdi Türkiye dediğin memleket bu olayı kaldıramıyor. Bu olayın iki yüzü var. Bir Nişantaşı Bağdat Caddesi Etiler üçgeni civarında muhattap olduğunuz burnu düşse almayacak snob kitlemiz. Şimdi alışkanlık icabı bu insanlara buralarda selam verince onlar da bir şaşırıyor. Halbuse yurtdışı görmüş insanlar, oralarda metroya otobüse de binerler, ”ay Amerika’da herkes sokakta birbirine selam veriyor” diyerek ballandıra ballandıra da anlatırlar ama gel gör ki bunu kendi memleketlerinde uygulamaya sokamazlar. Uygulamaya sokana da, erkekse ‘bana mı yürüyo lan bu” bakışı atar, kadınsa muhatap olmaz. Yüzünde de ”şekerim Kanyon bizim, sen de pis sümük neye selam verdin bana” bakışı olur. Sen de öyle salak gibi verdiğin selamınla kalırsın. Ay ben senden daha snob olmasını bilirim de alışmışım insanlığa işte n’apacan dersin ama içinden. Kimisi de selam verir ama benim Almanya’daki yaya geçidi ikircikliğimle ”Merhaba” dedim ama n’oluyo şimdi” gibisinden.

Diğer bir kitle ise bu üçgeninin dışındaki yurdum şoförü, satıcısı, büfecisi vs. Onlar için o selam bir tecavüz sebebi, yargılanırsa da indirim sebebi bile olabiliyor onu çok iyi biliyoruz artık. Tecavüz sebebi olmasa da en iyi ihtimalle adam sizin için ”yollu” falan diyecektir içinden.

3. Lütfen

Muassır medeniyetlerde lütfen dememek ayıptır. İlla her ricanın sonuna lütfen koyacaksınız. Türkiye’de bir arkadaşım büfede sıra beklersen kendisinden önce gelen adam ”bir sigara alabilir rmiyim lütfen” gibisinden bir şey diyor. Adam gidince büfecinin tepkisi ”ne yalvarıyon lan”.

4. Sabırsız İnsanlar

Bu aslında daha çok bir İstanbul gerçeği. Efendim biz sırada bekleyemeyiz. Kırmızı ışıkta bekleyemeyiz, market sırasında da bekleyemeyiz. Önümüzdeki yaşlıymış, çocukluymuş, engelliymiş hiç farketmez. Bizim kadar özel insanlar nasıl bekletilir değil mi ama? Mesela arabaya bineceğiz, Bağdat Caddesi paralelindeyiz, arkadaşımın BMW’si var bak elit de bir kimseyiz, kucağımızda da maxi cosi’si içinde Veruşka var. Çocuğu koltuğa oturtup gideceğiz. Arkamızdaki adam korna çalıp bağırır. Neden? Neden beklesin değil mi? Ben Maxi Cosi kucağımda yolun ortasında onu beklemeliyim. Onun arkasından gelen kimse de çok özel ve elit olduğundan onu da beklemeliyiz elbette. Biz de sıradan sümükler olduğumuzdan hiç araba geçmeyene kadar yani sonsuza kadar orada dikelmeliyiz. En iyisi çocukla, yaşlıyla engelliyle dışarı çıkmamak tabikisi. Maksat memleketimin özel insanlarına zeval gelmesin.

İşte yurt dışında ben aynı yaya geçidi ikircikliğindeki gibi her market sırasında evlatçığım beni oyaladığında gerilirim. Halbuse 20 kişi arkamda gık çıkarmadan beni, elleri titreye titreye kendi alışverişini yapan 90 yaşındaki teyzeyi, poşetini yavaş yavaş dolduran kadını, herkesi ama herkesi beklerler. 3 yılda bir keredir çabuk olun dendiği. Ama yine de bekletmeye hala gerilir, memleketine gelince de o hıza tekrar ayak uyduramazsın.

Daha da var tabi ama bugünlük bu kadar olsun. Yine de memleket işte, hep özleniyor, hep seviliyor.

Merhaba, Ben iki şehirden Zeynep. Kalbimin çeyreği 5 yıl önce ayrıldığım İstanbul'a ait. Sekizde biri büyüdüğüm Edirne'ye, geri kalanı da Vera kuşuma ve beyimle paylaştığımız evime sonra da Almanya'ya. Avukatım, Vera kuşumun anasıyım, beyimin karısıyım, büyük hayalciyim, çok gezerim, çok okurum, çok yazarım, bazen çok konuşur, bazen hiç konuşmam. Bazen şahane yazarım, bazen saçmalarım. Burası da benim her telden çaldığım kişisel günlüğüm gibi bir şey.

Yorumlar

  • Serap

    Super bir yazi olmus! Keyifle okudum 🙂 Ben de bir ekleme yapmak istiyorum: Personal Space. Turkce’de sanirim kisilik araligi ya da karsi taraf ile aranizda kol mesafesi kadar aralik birakmak gibi bir sey. Yurtdisinda dogup-buyudum, Turkiye’de okudum ve suan da Londra’da yasiyorum. Ve her seferinde Turkiye’ye gittigimde insanlarin dibime kadar giriyor olmasindan cok rahatsiz oluyorum. Bu gerek sirada, banka kuyrugunda, alisveris yaparken kasada, hastanede danismaya bir sey sordugunuz sirada, otobuse binerken arkanizda, her yerde yani. Ya arkadasim biraz geri yahu, bir adim. Nefesini hissediyorum, gelip az sonra enseme opucuk konduracakmissin gibi bir tedirginim yani 🙂 Insanlarimiz bunu rahatsiz etmek icin ozellikle yapmiyor. Kadin-erkek, hepsi bu mesafeden bir haber, guzel kardesim azik geri azicik 🙂 Sevgiler..

    | Cevapla
  • Aslı

    Ben de baska birsey ekleyeyim (Güney Afrika da yasıyorum 4 aydır )yardım ediyorlar insanlar cocukla geldigimi gördüklerinde kapımı tutuyorlar, kaldırımdan ineceksem bebek arabasına yardım ediyorlar hatta gecen gün marketten cıktım cok fazla almısım Ruzgarın elini tutamadım iki elimde dolu surekli onu duzgun yurutmeyecalısıyorum ve kadının biri verin birini bana cocugun elini tutun dedi tasıdı evime kadar posetimi daha önce hic görmedim komsu falan degil

    | Cevapla
  • YESIM

    Bende hemen bana cok garip gelen ve hala alisamadigim tek seyi yazayim. 18 yil Bahreyn ve Dubaiden sonra donduk. Kuyrukta beklemek.. Banka da mesela veya fatura oderken, check in yaparken. Kadinlar icin ozel bankolar vardi. ben hic sira bekledigimi hatirlamam. Karisik oldugunda da bayanlar onceliklidir. Beklemez. Iki dk herseyi yaparsin. Belki ulkemde bu yadirganacak bir durum. Ayricalik yapiyorlar vs. Hic alakasi yok bence cok guzel bir uygulama.. Kuyrukta itis kakis icinde ezilmekten ve taciz etdilmekten cok guzel eleniyorsun.. Birde trafikte bayan olmak. Turkiyede kadin olmak zor . Heryerde hele ki trafikte.. magandalar tarafindan surekli rahatsiz ediliyorsun..Ama Vatanda olmak genede cok guzel..

    | Cevapla
  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir