2 Cities 1 Woman

Katı Gıda’ya Geçiş

Katı gıdaya ne zaman ve nasıl geçilmesi gerektiği hakkında onlarca ayrı görüş var. Onlarca bilimsel görüş var diyelim, anne görüşleri ise belki de milyonlarcadır, malum her anne ve her bebek farklı. Ben de bugün kendi görüşümü, daha doğru bir deyişle kendi kızımla olan tecrübemi yazacağım. En nihayetinde bu süreci sadece benim görüşüm değil kızımın ne istediği de şekillendirdi.

Vera üç ayını doldurduğunda doktoru, dördüncü ayı doldurduğunda katı gıdaları tattırmamı tavsiye etti. Ben 6 ncı aydan önce katı gıdaya geçmeyi düşünmediğim için bu fikre sıcak bakmadım ama Ale doktorun katı gıdaya geç demediğini, tattır dediğini söyledi. Ben de iyi peki deyip beyaz havuç püresi ile başladım.

Bebeğin katı gıdaya geçmeye hazır olduğunu gösteren bazı sinyaller var, örneğin; çok az bir destekle veya desteksiz oturabilmesi, bir şeyleri eline almak için uzanabilmesi, oyuncaklarını kemirmesi ve çiğneme hareketleri yapması. Siz yemek yerken ilgiyle izlemesi ve ağzını şapırdatması ise yanlış sinyal olarak adlandırılıyor. Dördüncü ayını doldurduğunda bunların hepsi Vera’da vardı. Bildiğin sakız çiğner gibi çiğneme hareketleri yapıyordu. Ben 6 ncı ayı beklemek istesem de Vera beklemek istemiyordu. Yiyecekleri tattırdığımda hiç de zorlanmadan daha fazla yemek istiyordu. Gerçi Vera doğduğundan beri kaşık konusunda zorlanmadı (D vitaminini kaşıkla veriyordum). O yüzden ben de Vera’nın hazır olduğunu düşündüğüm için başladım.

İlk zamanlar tek sebze ile başladım, sonrasında iki üç sebzeyi karıştırarak devam ettim. Önceleri sadece öğle yemeğinde katı gıda verirken zamanla kahvaltıyı ekledim, daha sonra da akşam yemeğini. Sonra da ara öğünlerini. Bunlar da her zaman saatliydi. Emzirme rutinim katı gıda ile de devam etti.

Kahvaltı öğününde ve akşam yemeğinde yulaf ezmesi veriyordum. Tahıllı gıdalarla ilgili söylemek istediğim çok önemli bir husus var. Size daha önce bahsettiğim testler var Almanya’da. Ürünler, test ediliyor ve aylık olarak test eden kurumun dergisinde yayınlanıyor. Onların tahıllı gıdalarla ilgili yaptığı testte hiçbir marka (hipp, milupa ve pek çok organik marka dahil), tekrar ediyorum hiçbir marka, Almanya’da bu testten iyi sonuç bile alamadı. Şimdi siz bir de Türkiye’dekileri düşünün. Bir kere hepsinin içinde şeker varmış. Derginin tavsiyesi kendiniz yulaf ezmesi veya irmikle yapındı. Yulaf ezmesi bana daha kolay geldiği için çoğunlukla yulaf ezmesiyle hazırladım mamalarını.

b7d7e0ec6dc3e0607881a19304d2ec2f

Sabahları iki kaşık yulaf ezmesi ve bir kaşık yulaf kepeğini önceleri su ile sonrasında keçi sütü ile pişiriyordum. Beş dakika kadar. Haşladığım yumurta sarısını, yulaf ezmesini, lor peyniri veya labne gibi bir peyniri ve bir çay kaşığı pekmezi karıştırıyordum. Pekmezim bitmişse biraz meyve püresi ekliyordum. Daha küçük olduğu zamanlarda yulaf ezmesini bu karışıma eklemeden önce blenderdan geçirmeniz gerekebilir. Bir arkadaşım beni eleştirmişti böyle karışım verirsen sonra normal kahvalti etmez diye ama hayır Vera 1 yaşından önce sabahları peynir ekmek yemeye başladı. Biz bir sorun yaşamadık yani. Ama haşlanmış yumurtayı pek yemiyor. Zamanla alışacaktır çok dert etmiyorum. Şu anda sabahları beyaz peynirli omlet yapıyorum. Omletini bitirince de üzerine krem peynir sürdüğüm ekmek veriyorum. Yanında su veya ıhlamur gibi bitki çayı içiyor ve bunları kendisi çatalla veya elle yiyor.

Önemli not: Omletini bitirmeden ekmeği koyarsam omletini yarım bırakıp ekmeği yiyor. Benim omletim bittiğinde ona vermeden ben ekmek yersem yine benim ekmeğime sarıyor. O yüzden aynı anda birden fazla çeşit yerine teker teker vermek daha efektif. En azından bizde öyle 🙂

Bulamaç kahvaltıyı beslerken önceleri sadece ben besliyordum. Ne zaman kaşığı elimden almak istedi o zaman bir kaşık da Vera’nın eline verdim. Uzun bir süre o kendi kaşığıyla yemeye çalıştı, bir yandan da ben besledim. Ne zaman kendi kendine yemeye başladı o zaman ben beslemeyi bıraktım. Yani tam anlamıyla baby led weaning yapmadım, yani tamamen ona bırakmadım ama tamamen de ben ele almadım. Ortalığı batırmasına hiç ses etmedim ama oyun oynamaya başladığında her zaman karşı çıktım. Bizim Türk kültüründe aldığımız yemeğin kutsallığını ona da aşılamaya çalışıyorum. Anlamasa da yemeğin kutsal olduğunu, bir çok insanın yemek bulamadığını, yere atılmaması gerektiğini ve oynanmaması gerektiğini anlatıyorum. Oynamaya başladıysa doymuş demektir, ‘doydun mu‘ diyorum, o bu lafımı anlıyor, eğer doymadıysa yemeye devam ediyor o zaman bir süre daha izin veriyorum yemesine, yemiyor sadece oynuyorsa önünden alıyorum tabağı. O yüzden karnı açsa doydun mu dediğimde yemeye devam ediyor.

Tabi yiyeceği keşfetmesine de izin vermeniz gerekiyor. O oyun sayılmaz ama artık pisleşmeye başlayınca iş anlayın ki oyun, ve izin vermeyin.

Öğle yemeklerinde sebze veriyordum. Akşam yemeğinde de aynı bulamacı yumurtasız ve pekmezsiz az meyve püresi ile veriyordum. Genelde yarım muzla.

93014e0c330d111a10276b5416fbb153

Vera 1 yaşına kadar falan ana öüğnlerini bulamaç halinde yedi. Ara öğünleri ise peynir ekmek ve parça meyve şeklinde kendisi ısırarak yiyordu. Püre yemesi onun tercihiydi parça halinde denedim ama istemedi. Hatta eyvah püreye alışan çocuklardan mı oldu dedim ama paniğe gerek yokmuş bir yaş doğumgününden sonra enteresan bir şekilde kendi kendine normal yemeye başladı.

Ben ilk zamanlar Philips Avent’te sebzeleri buharda haşlayıp az zeytinyağıyla püre yapıp veriyordum. 9 uncu aydan itibaren falan bizim yemeklerimizi tuzsuz yapıp onları püre yapıp vermeye başladım. 1 yaşından sonra doktoru artık ona özel bir şey hazırlamayın siz ne yerseniz onu yesin deyince az tuz da koymaya başladım. Hala az tuz koyuyorum hepimiz için en sağlıklısı.

Hiç yemek seçmemesine rağmen bir süredir sebze yemeklerini az yiyor. Patates püresi ve brokoli çorbası hariç evde sebze pek yemez oldu. Bu da dönemseldir diyor zorlamıyorum. Hiç sebze yemediği günler oluyor ama dediğim gibi çok takmıyorum. Vera hiçbir zaman yemek problemi olan bir çocuk olmadı. Dönemsel iştah azalması bir kaç kez oldu, geçti.

Kavanoz mama vermemezlik etmedim, seyahatlerde, çoook yorgun olduğum günlerde fazla kasmadım ama çocğunlukla kendim yaptım.

Şeker vermiyorum elbette ama başka çocuklarlayken, misafirlikte falan bir şekilde şekerli kurabiye kek falan varsa artık yeme demiyorum. Yani çocuğu da iyice boğmuyorum ama normal şartlarda izin vermiyorum. Kreşte tatlı verilmesini yasakladım, Vera’ya vermiyorlar. Ama mesela pazar günü bir doğumgününe gitmiştik ben pasta yerken o da benimkinden otlandı. Ona da hayır demiyorum. Eğer Vera’ya vermek istemiyorsam ben de yememeliliyim çünkü ben ne yersem önünde aynısı bile olsa benimkini yemek istiyor 🙂 Haliyle ben de artık ne yediğime içtiğime daha fazla dikkat eder oldum.

Bu yaz bir arkadaşımı ziyaret ettim. Onların daha büyük yaştaki çocukları çikolatalı  waffle yediler ve oynamaya gittiler. Ben de bir ara Vera’yı yere bıraktım, o yerde takılıyor ben de sohpet ediyorum. Sonra baktım bizimki çok sessiz, biliyorsunuz bu sessizlikler hayra alamet değil. Bir de bakayım sandalyenin altına yüzüstü uzanmış waffle kırıntılarını yiyor, ağız çikolata dolu. Demem o ki istediğiniz kadar dikkat edin bir yere kadar 🙂

Eve aldığım malzememi organik alıyorum ama illa herşey organik olsun takıntım da yok. Başkasının evinde sormuyorum bu organik mi diye. Ama kendim aldığımda genelde organik alıyorum.

2cba64d2f288e8b411312f77c6601341

Vera’ya süt vermiyorum. Yoğurt ve peynir bol bol yiyor. O yüzden ayrıca süt vermiyorum. Yaz sonuna kadar keçi sütü veriyordum ama aldığım çiftçinin ocak sonuna kadar keçileri hamile miydi emzirecek miydi ne o yüzden şimdiden sonra tekrar keçi sütü alıp arada vermeye başlayacağım. Yine aynı çiftçinin koyun yoğurdunu vermeye başlayacağım. Yoğurdu ben mayalamıyorum ama çiftçiden koyun yoğurdu alıyorum ya da marketten iyi kalite bir yoğurt alıyorum. Ha mesela aldığım yoğurt organik değil ama organiklerden daha kaliteli ve lezzetli bir yoğurt. Almanya’dakiler için söyliyeyim Landliebe’nin %10 yağlı yoğurdunu alıyorum Vera için.

Bunların haricinde dikkat ettiğim hususlar söyle:

Eskiden tabağa elini sokmasına izin vermiyordum ama kendi kendine daha fazla yemeye başladıkça izin verdim, çünkü elle daha hızlı yiyor. Öncelik karnını doyurması sofra adamını öğretmek biraz daha bekleyebilir. Ama mesela ayağını masaya kaldırmasına izin vermiyorum. Kaşığı masaya vurmasına izin vermiyorum. Bu türden sofra adaplarını şimdiden anlatıyorum.

Yemek istemediği zaman asla ama asla zorlamadım. Eğer yemeği beğenmediyse ama hala açsa yoğurt ekmek falan verdim. Karnını doyurmasına izin verdim. Beğenmediği yemeği bir süre sonra yine denedim ve çoğunlukla daha sonraki denemelerde yedi. Örneğin avokadoyu ilk denemede beğenmedi, sonra muz ve/veya yoğurtla karıştırarak verdim o zaman beğendi.

Beslemek için sofrada oyun oynamasına, oyuncakla oynamasına, uçak geliyor vs gibi oyalamalara hiç başvurmadım. Yemeğini bitirince aferin demedim, alkışlamadım. Yemek yemesi onunla ilgili bir şey bana karşı kullanabileceği, benim üzüleceğim veya sevineceğim bir şey olarak algılamaması için uğraştım. Uğraştım derken aslında bunlar olağan gelişti, yemek konusunda ben biraz rahattım sanırım. Öyle aman aç kalır yemedi falan diye kafama çok takmadım. İster yesin ister yemesin kendi bilir modundaydım, o da bunu anladı sanırım. Şimdi düşündüm de bu modu uyku konusunda yakalayamamışım bak ben 🙂

Ama şöyle bir rutinimiz vardı başından beri, maması bittiğinde boş tabağı gösterip ”bittiiiii‘ diyordum, bu durum hoşuna gittiğinden tabağını bitirmeye çalışıyordu. Ama ben her zaman ‘Vera doydoysan bırak bitirmek zorunda değilsin‘ diyordum.

Bir de mesela şımarıklık yaptı yemeği kaşıkla salladı etrafa,d öktğ falan, bildiğiniz oynuyor ama keşif değil, yapma diyorum devam ediyor, o zaman aldım yemeği önünden ve minimum iki saat vermedim ki iyice acıksın. Her istediğinde saat başı yemek verirseniz sürekli atıştıracak ve hiçbir yemeği doğru düzgün yemeyecek.

Bu aralar şöyle bir gelişme var. Saat 15:00 civarı ara öğün zamanı, ama anası kılıklı kızım bu saatlerde çok acıkıyor öyle bir muz, bir elma kesmiyor. Ya çok fazla şey yiyor bu şekilde ki o zaman akşam yemeği yemiyor ya da az verirsem de akşama kadar yarım saatte bir mama mama diye başımın etini yiyor. Çözümüm şu, ben baya yemek gibi yemek veriyorum 15:00 civarında, az da olsa yiyor, üzerine biraz meyve. Sonra akşam az yiyor ama en azından öncesinde adam gibi yemiş oluyor. Aksi taktirde 15:00 civarında bir sürü meyve, ekmek, bisküvi (şekersiz) yemiş, akşam da çok az yemek yemiş oluyor.

Elbette çocuğunuz için doğrusu nedir en iyi siz kendiniz bilirsiniz ama yemek konusunda sıkıntı yaşamamış bir anne olarak çocuğu zorlamamanız ve yemek yemesini ödüllendirmemeniz konularında fikrimi söylemek isterim. Eğer imkanınız varsa yani ne bileyim üç çocuğunuz varsa ve yardımcınız yoksa zor ama benim tek çocuklaysanız etrafın kirlenmesine çok kafanızı takmayın. Hiç üşenmeden günde beş defa sandalyesni, masayı ve civarını temizledim. İyi ki de yapmışım. Vera uzun bir süredir herşeyi kendisi yiyebiliyor. Çorba dahil. Ama başından beri kontrolü ona bırakmadım. Dediğim gibi önce iki kaşıkla başladık sonra da kontrolü ona verdim.

İşin özü çocuğuma kulak verdim ama sınırsız özgürlük vermedim. Hepinize sorunsuz yemek yiyen iştahlı çocuklar dilerim 🙂

Katı gıda ile ilgili daha önce yazdığım yazılar ve tarifler şurada, şurada, şuradaşurada, şurada, şurada ve şurada.

Foto 1 / 3

Önce kocaman plazalarda çalışan işkolik bir avukattım. Yüksek ökçelerim üzerinde ise tam bir “Sosyal Kelebek“. Sonra aşık oldum, Ale’ye… Evlendim… İstanbul’u bıraktım, Bremen’e taşındım. Bir de baktım “Domestik” olmuşum. Sonra ise anne… Vera’nın annesi… Şimdi yeniden hayata karışma zamanı. Ve işte karşınızdayım, iki şehirden Zeynep, anne, kadın, avukat, insan, okur yazar, öğrenmeye aç, seyahate aşık...

Yorumlar

  • Geri İzleme: Çocukların Sağlıklı Beslenmesi | 2 Cities 1 Woman

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir