2 Cities 1 Woman

İstanbul’da Tek Başına

Kasım ayının sonunda haftasonu için İstanbul’a gittim. Vera’sız… İlk defa…

Karı koca çocuklarını ailesine bırakıp tatile giden çok. Fakat Türkiye’de çocuğunu eşine bırakıp yurtdışına giden az. Haliyle insanlara tuhaf geldi bu durum. Yadırgayanlar ve yargılayanlar oldu. Halbuki babasıyla bir haftasonu geçirdi. Anne baba olmadan başka birileriyle kalmaktan daha bile iyi ama insanlar önyargılarını kolay kolay kıramıyorlar. Neyse konu bu değil şimdi 🙂

Cuma sabahı Vera’yı kreşine bıraktım ve öğlen havaalanına gittim. Güvenlik kontrolünden geçene kadar “Kızım olmadan asla”yı filme uyarlayıp dramdan drama koştum. Fakat küçücük kol çantam ve hafifçik el bagajımla güvenlik kontrolünden zırt diye geçince sihirli bir kapıdan geçmişcesine bir aydınlanma yaşadım. Bir an kendimi genç, güzel ve havalı hissettim. O vakit aslında hala öyle olduğumu ama günlük telaşımın içerisinde bunu farketmediğimi anladım.

rosie

Havaalanında tek başıma ben (temsili)

Üç gün hayatıma dışarıdan bakıp döndüm. O üç günde ne kadar mutlu ve huzurlu olduğumu, sadece yorgun olduğumu anladım. Yaşayana kadar gece dışarı çıkıp İstanbul’da fittiri fittiri gezmek için öldüğümü sanırken, şansım olduğunda canımın hiç de bunları yapmak istemediğini gördüm. Gördüm de gördüm anlayacağınız. Yenilenmiş, dinlenmiş ve aydınlanmış olarak Bremen’e döndüm. Üç gün sonra yine çok yorgundum, o ayrı 🙂

Pazar günü akşamüzeri olduğunda artık evimde olmak istiyordum. İki gün yetmiş, üçüncü gün fazla gelmişti. Pazartesi sabahı büyük bir özlemle evime döndüm.

Alexander ile telefonda çok az konuştum. Her konuştuğumda arkadan Vera’nın ağlayan sesi geliyordu çünkü babasının elinden telefonu almak istiyordu. Ama ben üzerime alınıp çok çok üzüldüm. O yüzden size tavsiyem telefon görüşmelerini minimumda tutup bu işi mesaj ve e-posta ile halletmeniz.

İkinci tavsiyem sizi yadırgayacağını ve/veya yargılayacağını düşündüğünüz insanlara seyahatinizi söylememeniz.

Üçüncü ve en önemli tavsiyem, anne iyi ise çocuğun da iyi olacağı. O yüzden biraz rahatlamak için küçük bir kaçamağı kendinize çok görmeyin. İstanbul’da neler mi yaptım? O da bir sonraki postta…

Önce kocaman plazalarda çalışan işkolik bir avukattım. Yüksek ökçelerim üzerinde ise tam bir “Sosyal Kelebek“. Sonra aşık oldum, Ale’ye… Evlendim… İstanbul’u bıraktım, Bremen’e taşındım. Bir de baktım “Domestik” olmuşum. Sonra ise anne… Vera’nın annesi… Şimdi yeniden hayata karışma zamanı. Ve işte karşınızdayım, iki şehirden Zeynep, anne, kadın, avukat, insan, okur yazar, öğrenmeye aç, seyahate aşık...

Yorumlar

  • Geri İzleme: Hafta sonunda İstanbul | 2 Cities 1 Woman

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir