2 Cities 1 Woman

İstanbul’da Son Gün

Pazar sabahı Lokma’da kahvaltı ettik. Aslında benim favori mekanım Nar Cafe. Alexander’cığımla da her zaman oraya giderdik lakin bu sefer böyle denk geldi. İsmi lokma olan bir yerde lokma olmamasını esefle kınadığımı belirtmeliyim. Hava yağmurlu olmasına rağmen kapıda uzuuun bir kuyruk vardı. Unutmuşum İstanbul’un bu sıkıntılarını. Eylül’de İstanbul’a geldiğimde bir kez Nar Cafe’ye bir kez le Lokma’ya gitmiştim hem de Vera’yla. Fakat haftaiçi gittiğiniz için çok rahat etmiştik tabi. Unter’de de Lokma’da da pek çok Muhteşem Süleyman sakallı erkek vardı. Görmeyeli erkek modası sakal olmuş İstanbul’da. Sakal moda olmuş desem daha iyidi sanırım 🙂

lokm

Orhan Gencebay, Sevim Emre ve Oya Aydoğan karşı masamıza gelince üzerimizdeki ölü toprağı dağıldı ve pek bir kikirdek olduk. Gerçi Orhan Baba kalbimizi kırdı Ajda Pekkan’la birlikte ama o konuya girmeyelim şimdi. Bir el sallamalar falan bizde bir görseniz taze gelin gibi kikirdemeler. Eskiden ünlü görünce cool takılırdık da şimdi sosyal medya sonrası pek moda oldu ünlülerle fotoğraf çektirmek. Fakat gelen giden çok olunca biz rahatsızlık vermek istemedik. Öyle de kibar insanlarız işte 🙂

Sonrasında benim hayalim boğazda yürüyüp acıkınca pazar öğleden sonra rakı balığı yapmaktı lakin başka gelecekler de olunca hava da kötü olduğundan İstinye Park’a gittik. İstanbul’da son oturduğumuz yer olduğundan Allah’ın alışveriş merkezinin bile anısı var bende. Yeri ayrı o sebepten. Sabahları Le Pain’den ekmek almaya giderken ayakkabı alışveri yapabildiğim tek mekan 🙂

Ihlamur falan gibi ihtiyaçlarımı hallettikten sonra House Cafe’ye oturup saatlerce çene çaldık sonra da evlerimize dağıldık. O kadar yorulmuşum ki son akşamımda evden çıkamadım. Köşebaşı’ndan şaşlık kebabı ve künefe söyleyip evde takıldık. Sonra Ayşe geldi prosecco içtik. Sonra İrem’le Volki geldi bolca kikirdedik. Verushka’yı çok özledim. İstanbul’da kalan eşyalarımı koca bavuluma doldurup sabah zor taksi bulup havaalanına gittim. Havaalanındaki simit sarayından aldığım simitleri bir yerlerde unuttum ve buna çok üzüldüm.
Fakat genel olarak sakin ve güzel bir haftasonu geçirdim İstanbul’da. Herşey yolunda gitti, adeta aktı.

Bu haftasonu benim için de şöyle simitli, ballı kaymaklı bir kahvaltı yapın.

Not: Ben İstanbul’a gitmeden önce kitap siparilerimi İdefix’ten verip kardeşimin veya babamın evine yolluyorum. Böylece unuttuğum birşey olmuyor. Bebek sonrası büyük kolaylık oldu tavsiye ederim.

Merhaba, Ben iki şehirden Zeynep. Kalbimin çeyreği 5 yıl önce ayrıldığım İstanbul'a ait. Sekizde biri büyüdüğüm Edirne'ye, geri kalanı da Vera kuşuma ve beyimle paylaştığımız evime sonra da Almanya'ya. Avukatım, Vera kuşumun anasıyım, beyimin karısıyım, büyük hayalciyim, çok gezerim, çok okurum, çok yazarım, bazen çok konuşur, bazen hiç konuşmam. Bazen şahane yazarım, bazen saçmalarım. Burası da benim her telden çaldığım kişisel günlüğüm gibi bir şey.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir