2 Cities 1 Woman

Hey Gidi Günler

Güneşli bir Almanya sabahında kızımı anaokuluna bırakırken aklıma eski günler geldi. Lise zamanlarım. Ayıptır söylemesi çok eğlenceli, çok güzel, dostluk dolu bir lise zamanı geçirdim ben. Küçük şehirde anadolu lisesi okuyan pek çok yaşıtımın benzer tecrübeleri olduğunu da biliyorum. Sabah en çok servis şöförümüz Cenap Abi’yi andım. Onu size ayrıca bir postla anlatmalıyım öyle nevi şahsına münhasır bir insandı. Aşağıdaki italik yazı 7 Aralık 2009 tarihli ve eski blogumdan.
Bu yazıyı okurken Dr. Alban’dan It’s My Life şarkısını dinleyin lütfen.

Biz ortaokuldayken Edirne’de Kervansaray’da çaylar olurdu. Meali: Alkolsüz gündüz diskosu bi nevi. Levi’s pantolonlarımız, Benetton gömlek/t-shirtlerimiz, Tiffany&Tomato kazaklarımızla giderdik bu çaylara. Tabi ki ayağımızda da Reebok Pump veya Adidas Torsion veya Nike Air. Biraz daha sonraki yıllarda ise Edirne’de George Hook olmadığından onun çakması kolej ayakkabılarından.
Şimdi de Coolio’dan Gansgtas Paradise. Hemen burada bir anımı anlatmak istiyorum. 10. sınıfın yazı. Side gezisindeyiz. Side’nin en büyük diskosu neydi lan adı unuttum bak şimdi kocaman kale gibi bir yer yüzme havuzu falan vardı içeride. Ordayız. Üzerimde zamanın modası anvelop kısa eteğim var. Beyaz üzeri papatya desenli sarı t-shirtüm. Altımda da sabo terliklerim 🙂 Sırtımda da Tiffany & Tomato (o zaman çok popülerdi) küçük kumaş sırt çantam. Hi hiii. Çok komik zamanlardı. Neyse bu şarkıda çok yakışıklı Alman bir çocukla dans etmiştik biz o diskoda. Fakat çocuk İngilizce bilmiyordu. Ben de Almanca’mı çoktan unutmuştum (Ayşe Öngören duymasın). Çocuğa İngilizce olarak Almanca’dan hatırladığım tek cümlenin “Ich bin ins Kino gegangen” olduğunu söyledim. Sonra düşündüm de çocuk İngilizce bilmiyordu ve durduk yerde ona “sinemaya gittim” dedim zannetti beni muhtemelen diye.
Neyse konumuza geri dönelim işte o Kervansaraya’daki çaylarda biz Haddaway olsun, Queen olsun, Ace of Base olsun tepinirdik de tepinirdik. Çaylara izin almamız zor olduğundan büyük bir çoğunluk yalan atıp giderdik biz bu çaylara. Sabah bakkala giderdim. Babam paranın üstünü hiç sormadığından o paranın üstüyle de finansmanımı sağlardım.
Culture Beat Mr. Vain. İşte bu tipik bir Kervan şarkısı. Nasıl dans ettiğimi bile hatırlıyorum 🙂 Karate Kit’in hareketlerini de yapardık şeberirken 🙂
Ay çok özledim. Diyeceğim odur ki o gün bugündür ben hep bu tarz şarkılarda dans etmeyi severim. O yüzden Babylon Oldies geceleri favorimdir. O yüzden cumartesi geceleri Asmalı’daki Otto’nun karşısındaki Groove favorimdir. Bu şarkıları o zamandan ezbere bilirim. Benim eğlence anlayışımda da sözlerini bağıra bağıra söylediğim şarkılarda dans etmek vardır. Eski kafalıyım biraz ne yapayım. Diyeceğim odur ki ben şu anda bunları yazarken kulaklıkla bu şarkıları dinlerken gönlümden içimden Kervan’da dansederken siz de açın müziğinizi benim gibi içinizden dansedin.
PS: Ben ilk çalışmaya başladığımda, çok ciddi ortam ben şimdi kendimi ayarlayamam en iyisi hiç konuşmayayım diyordum. Haliyle bünyem kaldırmayınca aralarda tuvalete gidip kendi kendime şarkı söyleyip enerji atıyodum.
PPS: İlk kez ortaokul hazırlığın yazında discoya gitmiştim tatilde. ilk dan settiğim şarkı no vitamin şarkısıydı. vardı ya no haş haş no vitamin. biraz utanmıştım ve ayarsız ayarsız dansetmiştim 🙂
PPPS: 8. sınıftayken de MTV çıkmıştı. Kantinde Take That’ın Babe I’m Back Again şarkısı olsun, Metallica’nın One şarkısı olsun, Ace of Base’in şarkıları olsun, Meat Loaf’ın o güzel ve çirkin gibi klipli olan şarkısı olsun (kulağımda müzik varken hatırlayamadım) Bon Jovi’nin pembe elbiseli aşifte elbiseli kızlı klipli olan (kızın taş gibi sarışın sevgilisi varken çocuğun bu aldattığını görünce esmer bir ressam taşla yatıyodu işte o) şarkısı olsun daha bi sürü çıkınca kantindeki TV’de, salak bir kız güruhu olarak TV’nin önüne koştururduk çığlık çığlığa.
PPPS: Şu anda Amerika’da finans alanında orta düzey yöneticilik yapmakta olan arkadaşım Harika ve hukuk alanında orta düzey yöneticili yapmakta olan ben, evet biz, ortaokul hazırlıkta New Kids on the Block Türkiye’ye gelsin diye imza toplamıştık. Üzerinde şampanya kadehi olan pembe bir defterimizi bu işe adamıştık. Okulda topladıktan sonra isimler ve imzalar uydurup devam etmiştik. Harika o defteri saklıyor olma ihtimalin var mı acaba?
PPPPS: Bon Jovi’nin şarkısı Always’ti şu anda dinliyorum. This Romeo is bleeding… You can see his blood…
Ne Asmalı kaldı, ne o modlar şimdi. 90’ları böyle geçirdik 2017 yılında otobüste kadınları tekmeliyorlar.

Önce kocaman plazalarda çalışan işkolik bir avukattım. Yüksek ökçelerim üzerinde ise tam bir “Sosyal Kelebek“. Sonra aşık oldum, Ale’ye… Evlendim… İstanbul’u bıraktım, Bremen’e taşındım. Bir de baktım “Domestik” olmuşum. Sonra ise anne… Vera’nın annesi… Şimdi yeniden hayata karışma zamanı. Ve işte karşınızdayım, iki şehirden Zeynep, anne, kadın, avukat, insan, okur yazar, öğrenmeye aç, seyahate aşık...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir