2 Cities 1 Woman

Hello Moto

Pazar sabahı burdan bir arkadaşım çocukları kitap fuarına götüreceğiz gelmek ister misiniz dedi? Yeni şehrimizde en sevdiğim şeylerden biri bu. İstanbul’dan taşındığımdan beri özlemini çektiğim spontan planlar. Hemi de Almanlarla. Pazar öğleden sonrayı iki aile önce kitap fuarı sonra bir cafede kahve kek şeklinde geçirdik. Ne de güzel oldu.

Evden çalışma konusunda şimdiye kadar pek verimli olmadığımdan pazar akşamı tüm ayarlamaları yaptım. Gerizekalı gibi her detayı defterime yazdım yoksa her şeyi unutuyorum. Çünkü günlük stresi yönetebilmemin tek yolu çok iyi organize olmak. Zengin olsam kişisel asistan tutardım. En büyük hayallerimden biri.

Cafe Fernando’nun tarifiyle granola yaptım. Bu ikinci yapışım ve kesinlikle şahane bir tarif. Bugüne kadar granola diye başka bir şey yapmışım sanırım ben. Vera’nın bale çantasını hazırladım, sabah soyup dilimleyeyim diye akşamdan elmasını çıkardım, elmayı dilimle diye not da aldım. Gerizekalılıktan kastım bu ama işe yaradığı sürece gerzoymuş kime ne 🙂 manikürümü yaptım, bir çanta Vera’nın balesi için, bir çanta iş için bir çanta da cüzdan vs için hazırladım.

Hacer hastaymış diye pazar akşamından evi de süpürdüm malum bugün temizlik olmayacak. Bir makine çamaşır yıkadım, kuruyanları katladım. Almanca ödevlerimi yaptım.

Saat 22:30’da yukarı çıktım ve 23:00 gibi de uyudum sanırım. Bütün bu süreçte Ale saatler süren bir iş görüşmesi yaptı. Almanya’nın en işkolik adamlarından biriyle evli olduğumu söylemiş miydim?

Gecenin körü Vera uyandı yanımıza geldi sabaha karşı yeniden uykuya daldı. O gecenin körü  kaçsa ben o saatten beri ayaktayım.

Vera uyanmadan kalktım kahvaltı ettim, giyindim, elmasını soydum dilimledim bale çantasına koydum sonra Vera’yı uyandırdım, ben giydirdiğim halde bir asır sürdü. Çok büyük hata ediyor ve çocuğun bazı işlerini ben yapıyorum bazen ama bizimki erken kalkmadığından giyinme faslını tamamen ona bırakamıyorum. Tuvalete kendi gitmiyor evdeyken, neden, çünkü ellerini yıkamak istemiyor. Nedir bu çocukların el yıkama ile dertleri anlamak mümkün değil.

Neyse Vera’yı anaokuluna bıraktım ama geç kaldık ben ordan kütüphaneye gittim. Dünyanına en dar otoparkına zar zor park ettim. Otoparkta da zor yer buldum. Ne zengin memleket anasını satayım. Almanya’daki en dandik otolar o otoparktaydı, o bile bizim özel üniversite otoparkları gibi. Almanya’nın zenginliği beşinci senemde bile beni şaşırtmaya devam ediyor gençler.

Gittim kütüphanede 9:15’de başladım çalışmaya, 12 küsüre kadar gayet verimli çalıştım. Sonra kütüphaneyle aynı binadaki kantinde öğle yemeği yedim. Bugün sonunda gerçek yemekhaneyi buldum. Meğer üst kattaymış ben de sürekli alt kattaki kafeteryaya gidiyormuşum, niye doğru düzgün yemek yok burda diye de boşuna söyleniyormuşum. Üst katta başka bir dünya varmış resmen. Üç dört farklı büfeler, veganlar ordan ızgara etler burdan. Sonra döndüm biraz daha çalıştım. Çalıştığım kitapların hepsi dışarı verilmeyen kitaplar, şansa bak bendeki. O da belki daha hayırlısı işte evde çalışmayorum.

Saat 13:30’da kütüphaneyi terkettim. Çalışmaya doyamadım resmen. Otoparka doğru yürürken dedim ki Allah biliyor da beni buralara yollamış, koca işkolik, ben işkolik ziyan olurdu bu kızancağızımız. Ben böyle mecbur evde kaldım da gün yüzü gördü evlatçığım. Geyik bir yana da tam verimli çalışırken gün ortasında bölünmek beni biraz zorluyor.

Sonra dünyanın en dar otoparkında çıkmayı başararak Vera’yı almaya gittim. Saat ikide Vera’yı anaokulundan aldım, baleye gittik. Balede üzerini kendisi değiştirdi Allah’tanç Ben de içeri giriyorum balede. O sebeple Vera pek ilgi alaka göstermiyordu baleye ama Jana’nın Oma’sı yani büyükannesi tam bir Alman disiplinli Oma olduğundan geçen bizim Vera’ya ayar verdi soyunma odasında. Kendisi bir alman teyzesiymiş, ilkin gördüm 🙂 o ayar bu ayar Vera ikidir derste hocayı izliyor ve yapması gerekenleri yapıyor. Bugün sonlarda biraz boşladı dedim desem mi Jana’nın Oma’sı bir ayar daha ama vazgeçtim böyle devam ederse o yine der zaten 🙂 Geçen hafta hiç yapmayan bir kıza yanımda kızın hiç isteği yok diye söyleniyordu. Kız tuvalete giderken ben hallederim diye çıktı o gitti yardıma, artık çocuğa ne dediyse geri gelince aldı babasını çıktı kız. Bale sınıfının Oma’sı 🙂

Bale sonrası bizim evin yakınlarındaki alışveriş merkezine gittik Vera kuşumla, kuru temizlemeye bir montumu verdim, yandaki çiçekçide noel dekorasyonlarına baktık, ordan bir kaç dükkan gezdik markete sıra gelemeden eve dönmemiz gerekti çünkü Lotti, haftasonu spontan plan yaptığımız, küçük kızını bırakacaktı.

Biz geldik Vera odasında oynarken ben katlanmış bekleyen üç sepet çamaşırı yerlerine yerleştirdim, sonra Frieda’yı bıraktı Lotti, kızlar yukarda oynarken ben fırında pattis, bal kabağı, brüksel lahanası ve havuç pişirdim. Kızlar geldi birlikte yedik içtik, o sıra ama iki kız aynı anda sürekli bir şey istediklerinden kıçım yer görmedi. Fakat böyle Veruş’un arkadaşları geliyor, bizde rahat hissediyor, birlikte keyifli vakit geçiriyorlar ya çok mutlu oluyorum.

Sonra Lotti ve büyük kızı geldi onlar da yemek yediler sohbet muhabbet derken resmen saat sekiz olmuş apar topar gittiler. Ben de mutfağı topladım, Vera’ya diş çiş vs yatağa. Vera uyudu ben indim yarın için Vera’nın spor çantasını hazırladım. Sabah için mandalina koydum çantasının yanına çünkü yarın bir arkadaşıma bırakacaım Vera’yı, kızıyla Vera aynı spora gidiyor sonra ben çalışacağım biraz daha. Bu şehrin en güzel yanlarından ikincisi de bu. İşimiz olunca barter yapıyoruz. Kızlarımız arkadaş, biz arkadaş bir grubumuz var. İşi olan öbürüne bırakıyor.

Böyle anlatınca da çocuğu aktiviteden aktiviteye yarış atı gibi koşturan anneler gibi durdu ama alakası yok valla hepsi Vera’nın severek istereyek gittiği aktiviteler. Sürekli de başkalarına satmıyoruz işimiz olunca. En son doğumgünümde bırakmıştım mesela Vera’yı 15 Ağustos varın siz düşünün. Baleye de o yüzden yanında giriyorum işte.

Defterime yapılacakların notlarını aldım, bilgisayarımı şarja takacağım birazdan, lazım çantaları vs hazırlayacağım ve yatmaya çıkacağım. Saat 9:46 ve Ale hala işte. Benim sıkıştığım dönemde o da çok yoğun.

O değil de market alışverişi yapamadım. Drama gel sen 🙂 ben, ben Zeynep markete gidemedim.

Yoğun ama sanmayın mutsuzum bilakis çok mutluyum. Daha zaman olsa da daha çok çalışsam keşke 🙂 Bir tek Hacer yok bu evi ne zaman ne ara temizleyeceğim sadece o aklıma takılıyor. Yarın akşam yine yazarım belki. Pek heyecanı hayatımın hiçbir detayından kusur kalmayın siz de. Acaba Zeynep yarın markete gidebilecek miydi???

Önce kocaman plazalarda çalışan işkolik bir avukattım. Yüksek ökçelerim üzerinde ise tam bir “Sosyal Kelebek“. Sonra aşık oldum, Ale’ye… Evlendim… İstanbul’u bıraktım, Bremen’e taşındım. Bir de baktım “Domestik” olmuşum. Sonra ise anne… Vera’nın annesi… Şimdi yeniden hayata karışma zamanı. Ve işte karşınızdayım, iki şehirden Zeynep, anne, kadın, avukat, insan, okur yazar, öğrenmeye aç, seyahate aşık...

Yorumlar

  • Nazlı

    Ben bu detaylı gündelik yaşam betimlemelerinizi okumayı çok seviyorum. Şu an doktora tezimi yazıyorum ve bunları okurken bi süreliğine de olsa tez sıkıntımı unutmayı başarıyorum 🙂

    | Cevapla
  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir