2 Cities 1 Woman

Walgut Kalesi’nde Bir Haftasonu

Geçtiğimiz haftasonu yine yollardaydık. Eşimin dayısının ve yengesinin 50. evlilik yıldönümleri vardı. Almanlar doğumgünleri ile gümüş yani 25. yıl ve altın yani 50. evlilik yıldönümlerini kutlama konusunda epey iddialılar. Bu haftasonu da altın evlilik yıldönümü 50 yıl önce aynı kalede, evlendikleri aynı yerde yeniden kutlandı. Bir yıl öncesinden planlar yapıldığından 80 küsür yaşındaki teyzesi San Fransisco’dan geldi. İsviçre’den, Stockholm’den ve Almanya’nın çeşitli şehirlerinden yakın akrabaların geldiği bir davet oldu. Hatta Stockholm’de yaşayan hasta ve 80 küsur yaşındaki eniştesi yolda gelirken Hamburg’da hastaneye yatırılmak zorunda kaldı. Ailenin kalanı onu o gece hastanede bırakıp süpriz bir şekilde yemek salonuna girince herkes çok duygulandı haliyle.

San Fransisco’da yaşayan teyzesi 5 yıl önce geldiğinde muhtemelen son gelişim demiş. Ama bu sefer son muhtemelen. Düşünsenize insan yakın da yaşasa uzakta bir yaştan sonra seyahat sıkıntı olmaya başladığında öz kardeşini bile görmeden senelerce yaşayıp ölebilir. Yani ben mesela o yaşlarımda hala Almanya’da olursam uçaya binip gelemeyeceğimde artık kimseyi göremeyeceğim düşünsenize. Hayat ne tuhaf.

IMG_2852

Mekana vardığımızda ortamın yeşilliği ve kalenin güzelliği bizi resmen büyüledi. Bu arada bu kale şu anda otel olarak kullanılıyor. Haftasonunu geçirmek, yürüyüş yapmak ve kafa dinlemek veya bu tip organizasyonlar yapmak için çok ideal bir yer. Tabi kale deyince Türk standartlarında bir lüks otel beklemeyin. Zaten burası otelden ziyade konuk evi gibi bir yer. Mekanda olan aktiviteye katılacakların kalması için hazırlanmış odalar.

IMG_2834

Odamıza yerleşir yerleşmez üzerimizi değiştirdik ve bir Alman klasiği olan kahve ve kek için buluştuk. Sabah yolda giderken saçlarımı elle burup tokayla tutturup dalgalı yapmıştım. Ben bile bu işleri becerir oldum ya hayret valla. Hemen yüzüme hafif bir makyaj çıfıttırdım.

IMG_2854

Benefit gözenek sıkılaştırıcı baz, Benefit renkli nemlendiriciden biraz, Benefit Hola bronzlaştırıcı, Mac Factor rimel, Dior ten rengi far sürdüm. Bütün bu makyaj belli belirsiz de. Pembeyle borda arası ama çok hafif sürdüğüm Rival de Loop rujum vardı bir de.

IMG_2808

Ne giydim derseniz taaa 2007 yılında aldığım Mapa siyah ceketim, taa 2010 yılında aldığım Beymen Club ipek kolsuz bluzum, taa 2008 veya 2009’da aldığım Banana Republic eteğim ve taa 2005 veya 2006’da aldığım Divarese ayakkabılarımı giydim. Çoraplarım Calzedonia 🙂

Kahve ve kekten sonra herkes odalarına hazırlanmak için çıktı. Erkekler smokin ve kadınlar da uzun tuvaletlerini giydiler.

IMG_2845

Önce kalenin alt katındaki şapelde nikah tazelendi. Biz konuklar otururken 50 yıllık çiftimiz gelinlerinden birinin çaldığı yan flüt eşliğinde, 7 adet olan torunlarının el ele tutuşarak oluşturduğu halkanın içinde içeriye girdi. Duygulandım ben, gözlerim doldu 🙂

IMG_2833

Sonra dışarıda toplu fotoğraf töreni, sonra kalenin kütüphanesinde çocuklar, yine çocuklar için ayarlanmış bakıcı eşliğinde yemeklerini yediler. O sırada da bir nevi resepsiyon oldu yemek öncesi. Konuşma yapıldı, herkese geldiği için teşekkür edildi vs.

IMG_2850

Bu arada Veruş yemeğini bitirince ağlamış bakıcı gelip haber verdi sağ olsun çok tatlı kadındı, bir girdim ki içeri bizimki yemeğin yemiş, hiç ses çıkarmadan göz yaşı döküyor dudağını bükmüş. Ay eridim bittim mahvoldum tabi. Malum yolda gelirken arabada sadece 40 dakika uyudu bir de pek çok yeni insan falan yoruldu evlatçığım. Ale Vera’yı uyutmaya çıkardı, biz de yemeğe geçtik.

IMG_2846

Vera da yeni eğlencesi topladığı taşları tabağına diziyor. Vera’nın isminin yazdığı kağıtta gelin ve damadın aile arması yan yana.

IMG_2855

Konuşmalar, akrabaların müzik sunumları falan derken yemek bitince alt kata indik. Baya bir evin oturma odası gibi birbirine geçen odalara herkes yayıldı. Bir grup müzik yaptı, dansettik, Baltık adeti olan, ki gelin de Baltık’lı olduğundan, shut vodka ve piroggen denen bir tür milföy börek gibi bir şey ikram edildi.

IMG_0990

Börekler bitince krakerler vodka shutlar devam etti. En son bir 10 kişi kadar kaldık. Küçük bir oturma odamsı odada epey dans ettik. Uzun zamandır bu kadar eğlenmemiştim vallahi. Eğlenceli aile şahane bir şey. Bir ara kuzenlerden birinin karısı ”Life is what you make of it” dedi. Instagrama yazdığımdan hemen algıda seçicilikle neden öyle dedin dedim, baksana şuraya dedi, baktım hakikaten ne güzel eğlendik, küçücük odada, küçücük seyyar bir hoparlör ve telefondan yapılan müzikle.

IMG_0989

Demek insanın kalesi olsa ailenin geri kalanı uyurken aşağıda parti verebileceksin. Ne güzel yav.

IMG_0992

Bu arada gece siyah bir tuvalet giydim ve makyajıma lacivert göz kalemi ve kırmızı ruj ekledim. Çook yüksek topuklu ayakkabılar giydim ve bütün gece üzerinde durabildim. Oley 🙂

IMG_0996

Sabah da yine akşamli yemek salonunda kahvaltı vardı. Yine hoş beş derken çocukların öğle uykusu vakti herkes yola çıktı.

IMG_0997

Biz de hem ailece hem de karı koca çok güzel vakit geçirmiş olduk. Ale’ciğimle uzun süredir böyle dans etmemiştik. Ale ve ailesindeki herkes özellikle de erkekler çok güzel dans ediyor. 18 yaşını geçince bu erkekler balolara gitmeye başlıyorlar ondan da biraz sanırım. Ale ile çıkmadan önce tuttuğum dileklerden biriydi kocamın güzel dansetmesi 🙂

IMG_0995

3 saatlik yolun yarısında Veruş uyudu. Artık eskisi kadar çabuk ve uzun uyumuyor. Bu arada biliyorsunuz bebekler emeklemeye başlayınca arabada oturmaktan nefret ediyorlar. Uyku saatleri değilse arabay yolculuğu eziyet oluyor. Hatta bu dönemde çocuğunu oto koltuğundan kucağa almalar başlıyor. Biz hiç almadık. O yüzden asla alışmadı. Sabredin, almayın, zulüm ama ona göre ayarlamaya çalışın. Biz o dönemler arabayla en fazla 4 saatlik yola gittik o da bir kaç kez. Uyku saatlerine denk getirip çıktık yola. Uyumadığı zamanlar mola verdik, sürekli eylemeye çalıştık. Zordu ama başardık. Dresden seyahatinde 1,5 yaşında olmak üzereydi, ilk defa o zaman değişmeye başladı. Yani bizim durumumuzda 9-18 ay arası zor geçti diyebiliriz. Ondan sonra artık alıştı çok daha rahat geçiyor. Bu arada Nisan’dan beri Dresden 5. gün yazısını yazmam lazım 🙁

IMG_0999

Eve varınca tabi ki hemen mutfağa attım kendimi, tam buğday makarna, üzerine ton balığı ve şu salatadan yaptım hemencecik.

IMG_0998Sonra da hepimiz yorgunuz biraz açılalım diye ailecek evin arkadasındaki parka bisikletle gezmeye gittik.

IMG_0994

Güzel geçti yani bizim haftasonu özetle. Her sene lazım böyle bir organizasyon 🙂

IMG_2859

Maalesef az Fotograf çekebildim. Sizin haftasonunuz nasıl geçti?

Merhaba, Ben iki şehirden Zeynep. Kalbimin çeyreği 5 yıl önce ayrıldığım İstanbul'a ait. Sekizde biri büyüdüğüm Edirne'ye, geri kalanı da Vera kuşuma ve beyimle paylaştığımız evime sonra da Almanya'ya. Avukatım, Vera kuşumun anasıyım, beyimin karısıyım, büyük hayalciyim, çok gezerim, çok okurum, çok yazarım, bazen çok konuşur, bazen hiç konuşmam. Bazen şahane yazarım, bazen saçmalarım. Burası da benim her telden çaldığım kişisel günlüğüm gibi bir şey.

Yorumlar

  • Geri İzleme: Çocukla Evde Tek Başına | 2 Cities 1 Woman

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir