2 Cities 1 Woman

Hafta sonunda İstanbul

Geçen yıl Kasım ayında Ale’siz ve de ilk defa Vera’sız bir hafta sonu İstanbul’a gitmiştim. Bak şurada, burada, burada ve de şurada detaylı anlatmıştım neler yaptığımı. Bu yıl aynısını bir kez daha yaptım. Bu kez geçen yıldan tecrübeli olduğum için 1 gece eksik kaldım. Türk Hava Yolları’nın uçuş saatleri fazla efektif olmadığından Lufthansa ile aktarmalı uçtum ama bu sayede yolculuk için bütün bir günü kaybetmemiş oldum.

Cuma sabahı 4:30’da uyandım, 05:00’de zili çalmayın dediğim taksici geldi beni aldı, 6:15 uçağı ile Münih’e indim ve oradan da ver elini İstanbul. Münih Havaalanı’nda kısa da olsa alışveriş bile yapabildim. Kendisi bu konuda oldukça başarılı bir havaalanı 🙂

İstanbul’a 12:10’da inmesi gereken uçak biraz daha geç indi ama sorun etmedim tabi. Mesela uçakta tuvalete gitmek istedim, önümdeki masayı kapadım, kalktım ve gittim. Orhan Pamuk’un İstanbul kitabını sonunda okudum, 10 dakika uyumuşum bile. Rüyamda Veruş’u gördüm gülerek uyandım.

Bu sefer geçen seferki gibi kızım olmadan asla moduna girmedim, daha rahattım. Hüzünle değil de gülümseyerek özledim daha çok. Ama hakikaten çok da özledim 🙂

Uçakta küçük bebekli bir kadın vardı, empatinin dibine vurup sürekli yardım etmeye çalıştım malum Vera’yla defalarca tek başıma seyahat ettiğimden biliyorum insan nasıl zorlanıyor.

Çıkışta da beraber çıktık hatta, biri Zeynep diye seslenince aa dedim kadının adı da mı Zeynep’miş, bir de ne göreyim Aslı beni almaya gelmiş havaalanına. Anam nasıl sevindim, o sırada bebek arabasını ittirdiğimden zıplayamadım ama içimden zıplamak geldi. Yaaa var ya 04:30’da ben uyanmamışım sanki öyle bir enerji geldi üzerime dostumu görünce.

Tabi uçak geç indi sorun değil dedim ama yavrum Aslı işten kaçmış 1 saattir beni havaalanında bekliyormuş. Fakat güzel süpriz yapmış var ya.

IMG_2980

Valizlerim arabada kaldı, beni Bebek Yıldırım Özdemir kuaföre bıraktılar işe döndüler. Ben de hemen Soner’e bir beyaz peynirli simit bir de yeşil çay söyledim, dergileri aldım keyfe başladım. Dip boya, kesim, röfle, manikür, pedikür derken akşamı ettim.

IMG_2990

Fakat bu Türk efektifliği başka nerde var arkadaş? Yok yani. Ben özlemeyeyim de kimler özlesin Türkiye’yi? Seni kimler aldı, kimler öpüyor seni diye saçmalayasım geldi birden.

Canım Cevzoş’um da beni görmeye kuaföre geldi, ayarlayabilse akşam da balıkçaya gelecekti, olmadı ama olsun görüştük ya.

Ordan çıkışta Mehry Mu’nun Bebek’teki showroom’una gidip kendime çanta aldım. Henüz foto çekemedim instagram’da takipte kalın bebikler. Çok güzel bir tote çanta, hatırlarsanız şurada onu mu alsam bunu  mu alsam derken Mehry Mu’da karar kıldım ama bir Chloe de alacağımdır bir ara.

Midnight Express’ten de mini minnacık bir bileklik aldım çok güzel. Bu arada Midnight Express’te de American Vintage markasını satıyorlarmış. Daha İstanbul’da yaşarken Akmerkez Aquaverde’de keşfettiğim bu markanın hastasıyım. Basit düz t shirtleri bile çok güzel.

Ordan Aslı’nın Arnavutköy’deki evine gittim, Elif de gelmişti, ordan Arnavutköy Balıkçısı’na gittik. Burayı seçmemizin sebebi tamamen lokasyon. İstanbul’da yaşarken de giderdim ama esas en çok gittiğim balıkçı Kuzguncuk’ta İsmet Baba ve Tarabya’da Filiz’di. Bunların dışındakilere denk geldikçe giderdim. Kardeşim, Ayşe, Burka, Serhat ve İrem de geldi o gece. Allah’ım seviyor ve seviliyorum daha ne isterim. Kaldığımız yerden sanki ben hala İstanbul’da yaşıyor, en son 3 yıl önce rakı balık yapmamışım gibi şahane bir akşam geçirdik. Sadece hamsi tavayı sevmedim Arnavutköy Balıkçısı, hamsiyle bizi üzdün. Bayat mıydı neydi? Saat 01:00 civarı mekanı kapatıp eve gittik ve 1:30 civarı uyudum.

IMG_2993

Sabah Vera’ylayken bile uyanmadığım kadar erken bir saatte 6:50’de uyandım. Bu da kardeşimin yatak odasından boğaz.

IMG_2994

Kardeşim uyurken boğazda biraz yürüyüş mü yapsam masaj mı yaptırsam diye düşünür, civardaki otelleri ararken kardeşim de uyandı, giyindik yürüyerek Beşiktaş çarşıya gittik. Kiraz Kahvaltı’da pişili kahvaltı tabağı yedik ki basit, hızlı, ucuz ve gayet güzeldi. Yanına da taze portakal suyu ve çay. Instagramdan aldığım önerilerle bir dahaki sefere Çakmak’a gideceğim.

IMG_3064

Ordan yine yürüyerek Akaretler’de Minoa Kitapçısı’na uğradık. Güzel, sevimli, bahçede Nurseli İdiz oturuyordu (hemen magazin de yapayım), lakin biraz küçük, karışık ve yüksek sesli müzikli geldi. Belki haftasonu diyedir benim kitapçı keyfim sessizlikte bir kenara büzülüp kitap karıştırmaktır, sanki orda zormuş gibi geldi.

IMG_3069

Lawrence Durrell İskenderiye Dörtlüsü’nün son iki kitabını yani üç ve dördü, Thomas Mann Buddenbrooklar’ı aldım. Kardeşim de Veruş’a Kış Masallarını aldı. Normalde ben gelmeden Idefix’ten siparişlerimi veririm ama bu sefer kendim kitapçıya gitmek istediğimden vermemiştim. Malum Bremen’de İngilizce kitap da fazla satılmadığımdan kitapçı gezme zevkimden epeydir mahrumdum. Vera’ylayken de Migros kitap departmanını bile gezmek mümkün değil tabi.

He neyse ama hataymış belim koptu onları taşımaktan. Ben ettim siz etmeyin. Ayrıca Pandora yurtdışına gönderim yapıyormuş aklınızda olsun.

Sonra kardeşim abla gel St. Regis’in terasındaki Spago’da kahve içelim, zira kendisi yazı orada geçirmiş, çok methetti, gittik ama kapalıydı. Lakin teras güzel. Ben de hazır ordayken tam çıkarken spontan masaj yaptırsam müsaitler mi dedim, müsaitlermiş zaten o fiyatlarla müsait olmamaları zor. Neyse en ucuz masajı seçtim, Türk’üm ya utandım çok pahalıymış diye çıkmaya. Les Ottomans’dan bile pahalı. Neyse masaj güzeldi ama, ilgi alaka da güzeldi yanlız çıkışta dinlenme odasında dötümü devirip yatacak bir yer bulamadım. Safi koltuk. Les Ottomans’ın eline kimse su dökemez bu konuda. Ayrıca badem, fındık falan da kavrulmuş. La hiç mi wellness şeysi görmediniz yahu kavrulmuş bademli spa mı olur, çiğ olacak canım. Burdan size öneri, o çerezleri çiğ ile değiştirin, dinlenme odasını da biraz yayılmalı hale getirin, gazete dergi falan da koyun.

IMG_2995

Arap bol bulmuş hesabı duştan sonra saçıma fön çektirdim 🙂 Sonra Hünkar’a gittik kardeşimle hünkar beğendi ve kadın budu köfte yedik. Tatlıya yer kalmadı maalesef.

IMG_2996

Bak yine canım çekti. Güzel kadın budu köfte tarifiniz var mı?

IMG_3004

Kasada duran esnaf kızı gibi lokumumu yer çayımı içerken aman zeytin almayı unutmayayım diye alışveriş listemin üzerinden geçiyordum aslında.

Sonra ayakkabı aldım, Hülya ve zarife kızı Derin geldi, Türk kahvesi içtik, hasret giderdik, canikolar her geldiğimde hep geliyorlar vallahi sevmek sevilmek ne güzel arkadaş.

IMG_3076

Ayakkabılarımı Hotiç’ten aldım. Minoa, Makro ve Hotiç’le tam bir poşetli Türk oldum. Dönüşte hayvani trafik olunca Beşiktaş sahile kadar yine yürüdük. Deniz Müzesi’nin orda taksi bulduk Allah’tan a yokuşu poşetlerle çıkmak zorunda kalmadık.

Eve gidip biraz dinlenip, üzerimizi değişip Karaköy Gümrük Lokanta’sına gittik. Kardeşim, Elif (bu sefer liseden olan), Hilal, İrem, Zeynuş, Çiğdem geldi. Elbetteki yine çok eğlenceli bir gece geçirdik. Sona kalan Çiğdem, Zeynuş, İrem ve ben başka mekana geçelim dedik ama her yer yavaş yavaş kapanıyordu, biz de üşendik başka semte geçmeye eve döndük.

Bu arada Gümrük Lokantası’nı beğendik. Sezonluk meyve sebzeye göre mönüler değişiyormuş. Haliyle yemekler de günlük alışverişe göre az miktarda yapılıyormuş. Kardeşimin yediği enfes ördek bize kalmadı mesela. Erken gidip erken sipariş verin. Melen’in de şu enfes şarabından içtik. Melen Şaraplarını bulduğunuzda kaçırmayın enfesler.

Pazar sabahı, rezervasyon yapılabildiği için Tarabya Bih Chef’s’e kahvaltıya gittik. Ayşegül, kocası Egemen, kızı Doğa, İrem, Volki ve Ali, Zeynuş ve oğlu Kaya, kardeşim, manitası ve Çiğdem geldi. Yine doyamadık ama buna da şükür dedik. Mekan ve manzara güzel. Açık büfe kahvaltı da güzeldi. Yumurtalı ekmek de vardı. Çocuklar için bir de ufak oyun alanı yapsalar tadından yenmez bence. Rumeli Hisarı favorim Nar Cafe’ye haftaiçi hariç gitmem bundan sonra. Valesi, trafiği, kuyruğu çekilmez kardeşim.

IMG_3066

Pazar günü de uzuuun yayılmalı bir kahvaltı sonrası havaalanına gittim. Uçağım 17:45’teydi ki uçak saatleri şahane oldu. Tek başıma olduğumdan duty free gezdim, D&R’den kitap ve bolca dergi aldım, simit aldım, lokum ve şam fıstığı aldım falan filan 🙂 Masal Terapi de aldığım kitaplardan biri. Akşam rasgele bir sayfa açıyor, masallardan fal tutuyorum. Vallahi iyi geliyor. Lounge’a gidip biraz internete girdim, instagrama foto koydum, çünkü blogger olmak bunu gerektirir 🙂

IMG_3080

İrem’im bana doğumgünü hediyesi Abidin Dino’u vazo almış Paşabahçe’den. Paşabahçe’yi o kadar çok seviyorum ki herşeyi taşıyabilirim buraya.

IMG_3060

Dönüşte aktarmam Frankfurt’taydı. Geçen yıl San Fransisco’ya uçtuğumuz 2 katlı bu devasa uçakları gördüm bolca ve hemen sanki New York’a uçacakmışım hissiyatına kapıldım. Son yıllarda çocukla zor olsa da havaalanlarına, seyahatlere bayılıyorum ben. Umarım ömrüm mutlu, güzel, sağlıklı, sevdiklerimle bol seyahatli geçer.

Sonuç olarak güvendiğim, sevdiğim, samimiyetimizi karşılıklı bildiğim dostlarımla çok iyi vakit geçirdim. Çok iyi geldi. Burda bir süredir Almanlar bencil mi, batı bireyselliği bu mu, ben Ortadoğulu duygusal bir zevzek miyim düşünceler arasında gidip gelmekten paranoyaklığa yaklaştığım bir süreçteyim. İşte o bildiğim limanlar bana çok iyi geldi. Sevildiğimi bilmek, unutulmadığımı bilmek, dostluklarımın bıraktığım günkü gibi olduğunu görmek çok iyi geldi. Koşulsuz sevdiklerimin yanında olmak çok iyi geldi.

Pamuk gibi döndüm eve.

Vera bana geçen seneki gibi küsmemişti. Birbirimizi çok özlemiştik, tripsiz, mutlulukla bağrımıza bastık birbirimizi. B,r gün daha fazla kalsam çok gelirdi. Yaa niye dönüyorum demeden şükürle, mutlulukla döndüm. Herşey olması gerektiği gibi tam ve mükemmeldi.

Gurbet yolunda farklı bir yerdeyim şimdi. İçinde olduğum macera, bilinmezlik ve meydan okuma bir yandan hoşuma gidiyor, bir yandan beni zorluyor. Aralarda böyle haftasonları da harika ve mutluluk dolu teneffüsler oluyor. Her anneye, hatta yorulan herkese tavsiye ederim.

Bir daha ki sefer için önerilerinizi de bekliyorum.

Önce kocaman plazalarda çalışan işkolik bir avukattım. Yüksek ökçelerim üzerinde ise tam bir “Sosyal Kelebek“. Sonra aşık oldum, Ale’ye… Evlendim… İstanbul’u bıraktım, Bremen’e taşındım. Bir de baktım “Domestik” olmuşum. Sonra ise anne… Vera’nın annesi… Şimdi yeniden hayata karışma zamanı. Ve işte karşınızdayım, iki şehirden Zeynep, anne, kadın, avukat, insan, okur yazar, öğrenmeye aç, seyahate aşık...

Yorumlar

  • Geri İzleme: Kaç Gün Pamuk Kaldım | 2 Cities 1 Woman

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir