2 Cities 1 Woman

Eatly, Zorlu, Godiva ve MOC

Şubat ayındaki son İstanbul seyahatimle ilgili pek yazamamıştım. Artık yeni olmayan mekanlar hakkında yine de yazmaya değer sanırım.

Kardeşim Beşiktaş’a taşındığından beri Zorlu Alışveriş Merkezi yakınlığı sebebiyle bizim için biraz hayat kurtacı oldu. Evet alışveriş merkezi meraklısı değiliz ama az zaman olunca herşeyi bir arada bulmak için efektif oluyor. Almanya’ya getireceğim pekmez, kahve gibi ürünleri Eatly’den alıyorum. Son aldığım Selamlique Türk kahvesi çok ama çok lezzetli. Denemek için aldığım aromalı Türk kahvelerinden de kakule ve çikolatalı olan favorilerim oldu. Bir sonraki gidişimde kesinlikle yine alacağım.

IMG_0570

Ayrıca Eatly’nin meyve ve sebzesi pahalı ama çok güzel. Son yıllarda yediğim en lezzetli ayvayı yedim mesela en son 🙂 Son gidişimizde üst katta bir de yemek yiyelim dedik ve Vera ileydik hatta kalabalıktık aslında, garsonlardan biri o kadar suratsızdı ki ne istesek nerdeyse özür dileyerek isteyecektik. Ay bu ne böyle derken başka bir garson yüzünde kocaman bir gülümseme ile getirdi Vera’nın makarnasını. Ama yine de daha fazla oturmak istemedik ve Vera yemeğini bitirince kalkıp başka yere gittik. Biz de yemek yiyeceğimiz halde yemedik. Bu anlamda Eatly’nin hakkını bir garson yüzünden yemek istemem ama mesela aynı kişiyi yine görürsem hayatta oturmam.

Zorlu Alışveriş merkezinin neden pek tutmadığını anlamak zor değil. İç mekanlar çok kasvetli, çok boğucu. Şahsen yakın olmasa hayatta gitmem. Zaten gittiğimde de şöyle bir gezeyim isteğim olmuyor, işimi halledip hemen çıkmaya bakıyorum.

Kasım’da geldiğimde Nişantaşı’nda açılan üçüncü dalga kahvecilerden Ministry of Coffee (”MOC”)’a gitmek istemiş ama trafik yüzünden gidememiştim. Bu sefer Nişantaşı’nda bir toplantıya giderken önünde indim ve vakitsizlik sebebiyle oturmadan kendime kahve alıp çıktım. Ortam çok tatlı, çalışanlar çok sempatik, kahve de güzeldi. Kesinlikle yine gideceğim.

Karşıdayken de Bağdat Caddesi’ndeki Godiva’ya gittik bir gün. Selamlique’ın Türk kahvelerini kullanıyorlar. Çikolatalarını da severim zaten, beğendim yani, burası bundan sonra Cadde’de benim için bir kahve durağı olacak.

Kasın ayında gittiğim diğer İstanbul mekanları için bir tık buraya bir tık da buraya

Merhaba, Ben iki şehirden Zeynep. Kalbimin çeyreği 5 yıl önce ayrıldığım İstanbul'a ait. Sekizde biri büyüdüğüm Edirne'ye, geri kalanı da Vera kuşuma ve beyimle paylaştığımız evime sonra da Almanya'ya. Avukatım, Vera kuşumun anasıyım, beyimin karısıyım, büyük hayalciyim, çok gezerim, çok okurum, çok yazarım, bazen çok konuşur, bazen hiç konuşmam. Bazen şahane yazarım, bazen saçmalarım. Burası da benim her telden çaldığım kişisel günlüğüm gibi bir şey.

Yorumlar

  • Serra

    :))) Aman Godiva Avrupa’da da var:)

    Caddeye gecen yaz gittigimde 50 derece gunesin altinda dondurmali kunefe yemis yaninda da kocaman bardak cay icmistim MADO’da.

    Hahaha, yan masamizdada Araplar vardi:)))

    Tam Almanci olmusum ben yaaee!!! :)))))

    Malum MADO cok sevilmiyor artik ama ben gidince girmekten kendimi alamiyorum, itiraf edeyim.

    | Cevapla
  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir