2 Cities 1 Woman

Düğün Dernek

Biliyorum biraz geç kaldım, herkes organizasyonunu yaptı LCV’leri bekliyor, kimisi evlenmeye başladı bile. Ben yine de kendi düğün tecrübeni yazayım, birilerinin işine yarar belki.

Hayatımın en güzel günlerinden biriydi. Rüya gibi bir düğündü bence. Tabi memnun olmayanlar vardı, zaten kimseyi memnun etmeyi beklemeyin. Siz memnun olur yeter. O geceyi tekrar tekrar yaşamak isterim, o kadar çok eğlendim. Lakin düğün videosunu izleyince kendimden biraz utandım. İnsan hiç mi oturmaz. Kurulu bebek gibi başlamışım, oturmamışım, yememişim, içmemişim. Ben oturan gelin olmak istemiyorum demiştim ama biraz abartmışım 🙂

Mekan

Düğümüzün mekanı Les Ottomans Hotel. Burayı seçmemizin nedeni hem otelin elbette güzel olması, çiçekler hariç bütün süslemleri ve Tiffany sandalyeleri kendilerinin vermesi (elbetteki siz farklı süsleme istiyor olabilirsiniz ama biz istemedik) ve dolayısıyla bir organizasyon şirketine ihtiyaç duymamamızdı. Nedim Bey ve Arzu Hanım sağ olsunlar her detayla ilgilendiler, çok da yardımcı oldular. Düğünden sonra hediyelerimle birlikte kendilerini ziyaret etmek istedim ama henüz edemedim. Bu yaz 3 sene olacak 🙂

Tek dezavantajı düğün paketinin odayı içermiyor oluşu. Siz odayı ayrıca tutmalısınız. Oda tutmazsanız afterparty’nin yapıldığı en alt kattaki balo salonunu hazırlanmanız için size tahsis ediyorlar ama bir yaz günü insan bodruma tıkılıp kalmak istemiyor tabi. O yüzden oda tutmak şart.

Otelin yemekleri çok ama çok lezzetliydi. Ben pastamızın tadını hatırlamıyorum ama herkes çok lezzetli olduğunu söyledi.

Bu arada düğün pastası otelin maket pastasıydı. Zavallı kocam bu detayı bilmediğinden tören esnasında inatla kesmeye çalıştı. Bizden sonra pasta tadilata girdi muhtemelen 🙂 Bir de klasik çiftler gibi bir dilim alıp kenara bırakmadığımızdan, baya alay konusu olduk. Acıkmışız n’apalım.

Yemek servisinin geç olmasından şikayetçi olanlar vardı ama sebebi nikahın beklenmesi ve nikahtan sonra yemek servisinin yapılmasıydı.

Kokteylede sunulan turunçlu kokteyl zeytinlerin muazzam lezzetli olduğunu hatırlıyorum. Damla sakızlı pannacotanın da öyle. Tabi bunlar tadım menüsünden hatırladıklarım. Düğün öncesi bir tabak penne yedim ben odada 🙂

Alexander bazı davetlilerimizin başka şarap isteyebileceğini düşündüğünden biz ayrıca Sarafin ve biraz da viski alıp otele teslim etmiştik. Otelle sonradan konuşamadığım tek husus o gece viski isteyenlere viski olmadığının söylenmesiymiş.

Yeniden evlensem Les Ottomans’ta evlenir miyim? Evet. Bu kadar büyük bir düğün yapar mıyım? Hayır. Kesinlikle ve kesinlikle Avrupa işi, sadece en yakınlarımı çağırır, çok daha küçük bir düğün yapardım. Ayıp olmasın diye çağırdığım kimseyi çağırmaz, onların yerine çağıramadım kişileri çağırırdım. Hala, ben bu insanları niye çağırmadım diye üzüldüğüm insanlar var. Yani o düğünden önceki içgüdüsel bunu çağırmak istiyorum, bunu çağırmak istemiyorum hislerime güvenir, ona göre hareket ederdim. Düğünüme gelip de üç senedir bana halimi hatırımı bile sormayan arkadaşlarım var. E ayıp yani.

O gün son anda haber veren ya da hiç haber vermeyen 20 kadar kişi gelmedi. İki masa demek. Allah’tan homojen gelmemişler de masalar boş durmadı. Çok çok önemli bir mazeretiniz olmadığı sürece düğüne gitmemek ayıp. Haber vermemek daha da ayıp. İki kişik davetiyeye beş kişi geliyoruz demek de pek hoş bir durum değil. En stresli kısım bunlar işte. Kimi çağıracaksın, LCV yapmam bizim millet, herkesi tek tek ararsın, gelicem diyen gelmez falan filan. Bir akrabamızın kızı masa listesinde adı bulunamayınca ağlamış mesela, köye gittiğimde linç edeceklerdi beni sanki ben bilerek yapmışım gibi.

Eğer sadece nikah ve kokteyl isterseniz Kuzguncuk’taki Yanik Mektep’i tavsiye ederim. Çok şirin ve güzel bir mekan. Ben kina yapmak istedim ama oyle eglence muzigi yapamiyorlarmis.

Tiffany sandalye ne ola ki diyenleriniz için göstereyim işte bu. z (584)

Çiçek

Düğün çiçeklerimizin hepsi bir sanatçı gibi çalışan Lisan-ı Ezhar’ın sahibi Deniz Kulaçoğlu’na ait. Çok sevdiğim ortancalar ve Holanda’dan gelen şahane fuşya güller dekorasyonda, çok sevdiğim şakayıklar da gelin çiçeğimde kullanıldı.

Gelin çiçeğimi gecenin sonunda attım ve gitti. Şimdiki aklım olsa atmak için başka çiçek yaptırırdım. Gül gibi çiçeğim gitti.

Gelin çiçeğim elimdeyken verdiğim pozlar bir türlü pek güzel değil. Hep emanet gibi tutmuşum o çiçeği. Evde biraz çalışın çiçeği nasıl tutatım falan diye. Gerçi insan o heyecanla herşeyi unutuyor. Bir arkadaşım bana davetlilerle fotoğraf çekilirken kollarımla onlara sarılmamı salık verdi ama unutmuşum, hepsinde kollar açık. Öteki türlüsü daha zarif duruyor çünkü. Bir de ben  masa gezme işini çabucak telaşla bitirmek istedim, çok pişmanım. Keşke o kadar telaş etmeden insanlarla daha doğru düzgün vakit geçirseydim. Buna da pişmanım 🙂

Giriş Şarkısı

Shostakovic’in valsinin alkisli falan bir versiyonu ile giris yaptik. İlk dans müziğimiz de valsti. Kocamgillerin adeti oymuş.

Düğün Parfümüm

Dugun icin özel almistim. Bana gore mukemmel bir koku ve inanilmaz kalici. Cok iltifat aldim. Dans provasina indigimde iki metre uzagimda duran Deniz (Lisan-i Ezhar) bile kokun ne kadar guzel dedi.  Diane adi Diane von Furstenberg’in. Bu aralar bulamıyorum ama bilen var mı hala piyasada mı?

Saç ve Makyaj

Düğünden önce Prof. Dr. Gönül Ergenekon’un muayenehanesinde cilt bakımı yaptırdım, ışıl ışıl parladım. Melis İlkkılıç hayatımın makyajını yaptı bana. Hiç acımayın paraya, makyaj ve saç çok mühim. Ben sade bir makyaj istedim. Eyeliner ve takma kirpikle gözler ön planda, duru bir cilt ve ten rengi dudaklar hakimdi makyajımda. Saçımı da Gülay Tiran kuaförden arkadaşım Tevfik İrez yaptı.  Klasik tepeden bir topuz ve önden çıkan bir tutam saç. Öncesinde saç provası yaptırmak mühim. Duvakla birlikte elbette. Hayatımın gecesinde kendimi çok güzel hissettim, bugün dönüp fotoğraflara bakınca da kendimi hala güzel görüyorum, işte en önemli şey o.

z (583)

Nikah Şekeri

Nikah şekeri yerine TEGV’in bu küçük ve sevimli not defterlerini hediye ettik. Pembe ve yeşil renkler tesadüfen birbirine uyum sağladı. Düşünmemiştim ben hiç 🙂 Defterlerin kurdelelerini de pembe ve yeşil olarak İrem’le bir gece oturup bağladık. Bu arada bu defterlerden bende hiç hatıra kalmadı. Bir tane bile yok. Ne oldu o kadar defter hiç bilmiyorum. Gelinler saklamak istediklerinizi önceden alın saklayın.

Ben şöyle bir hata yaptım siz yapmayın. Bu masalar 10 kişilik ama 11 kişi de oturtulabiliyor. Ben bazı masalara 11 bazıların 9 kişi oturtmuştum ama masa listesini Nedim Bey’e verirken bu detayı belirtmemişim. Excel’de alfabetik hale getirip verince listeyi onlar da hangi masada kaç kişi var göremediler doğal olarak. İnsanlar oturunca hoop bazı masalara sandalye ve servis eklenmiş ki, hoş bir durum değil ama tamamen benim hatam. Yani aslında bir organizasyon şirketi veya bir asistan olsa fena da olmazmış. Bir organizasyon şirketi ile çalışsan kesinlikle Aisha ile çalışırdım harika işler yapmışlar. Web sitelerine bir bakın derim.

Fotoğraf

Video ve fotoğraf çekimlerimiz Efe Babacan ve ekibi tarafından yapıldı ve ben hala albüm fotoğraflarımı seçmedim. Düşündükçe afakanlar basıyor. Klip yaptırmadık biz. Yaptırsamıydık hala emin değilim ama after party’nin foroğraf ve videosunun olmaması hala içimi acıtıyor. Bir de damat halayını kesmişler videoda ona çok üzüldüm. Allah başka dert vermesin tabi de güzeldi damat halayı.

z (791)

Gördüğünüz üzere bizim tarzımız sade ve klasik. Ben her detaydan çok memnun kaldım. Dekorasyonda bugün bile bir şey değiştirmezdim.

Davetiyeler

Davetiyeler de Yasemin Solmaz Design’den. Hayatımda bu kadar çirkef insanlar görmedim. Davetiyelerimiz çok güzeldi Allah için resimlerini ekleyeceğim ama sahibi kadın çok çirkefti. Yatay dikdörtgen düşünün zarf tamamen mat siyah, üzerinde parlak siyah İstanbul silueti var, Paşabahçe’deki mumluklar gibi. Yandan çekiyorsun içinden beyaz karton davetiye çıkıyor. Hem İngilizce hem Türkça yazdığımızdan yer kalmadı, Ale’nin annesi babası ayrı, benim annem öldü, aile adlarını yazmadık biz, bugün hala pişmanım. Zarf var ya Zarf orada yaptırın davetiyelerinizi.

Müzik
DJ’imiz S Music Design’den Kamer Kutlu’ydu. Kendisinden çok memnun kaldık. Alman’la evlenmesem bir Selim Sesler veya Hüsnü Şenlendirici falan isterdim önden ama DJ bizim için en uygunuydu ve Kamer Bey herkesin nabzına göre çaldı. Malum uluslararası düğün, binbir çeşit memleketten insan geldi, sadece Alman değil, herkes çok eğlendi. Ayrıca bizden de beğendiğimiz şarkıları aldı, onları da çaldı.

Düğünümüz açık havadaydı. Boğazdaki ses yasağı sebebiyle 12:00’de sona erdi, amaaa otelin alt katındaki kapalı salonda after party’miz vardı. Sabah 03:00’e kadar sürdü. Almanlar ve Türkler kaynaştı, herkes bol bol içti, sand etti. After party’de de çorba, dürüm, köfte, shot vs ikram edildi.

z (414)

Gelinlik

Gelinliğim Nişantaşı Beymen Bridal’dan, Kenneth Pool diye bir İtalyan markası. Bugün olsa bu kadar pahalı bir gelinlik almaz, gider bu paraya Oscar de la Renta falan beyaz bir gece elbisesi alır, şimdi de giyerdim balolarda falan. Ama gelinliğimi çok beğenerek aldım ayrı. Üzerinde taşlar olduğu için kolye takmadım, o geceki aksesuarın sadece küpeydi.

Düğün zamanı insan ister istemez çok stres yaptığından sürekli zayıflıyor. Düğün günü Beymen gelinliği otele getirdi. Gelinliği düğün mekanına istemek önemli bir detay. Böylece hem kırışmıyor, hem onlar sizi giydiriyor, hem de onlar giydirmeden önce bir kez daha ütülüyorlar. Son bir hafta içerisinde yine zayıfladığımdan o gün gelinliği yine üzerime göre daralttılar. O yüzden de çiçeğin olduğu yerde bir potluk var. Resimlerde gördükçe sinir oluyorum. O kadar para ver, potlu gelinlikle geceyi geçir. Şimdiki aklım olsa düzeltene kadar terziyi göndermezdim.

Aynı terzinin provalar esnasında gelinliği çok kısaltıp (bariz ayaklarım gözüküyordu) bir de benimle hayır boyunu kısaltmadım diye iddialaşması da ayrı olaydı. Ben de çirkef bir insan olmadığımdan, bir de gidip gariban terziyi işinden etmek istemediğimden patırtı çıkarmadan bu işi nasıl halledeceğimi düşünürken Allah’tan oradaki yetkililerden biri duruma el koydu da sorun halloldu ama gelinliğin geçirdiği tadilattan hiç ama hiç memnun kalmadım. Beymen’e yakışmadı. Kanıt isterlerse bütün düğün fotolarımı önlerine sererim.

Ama arkadaşlarımla duvak kesim partisi yaptığımızda bize şampanya ikram ettiler, o gün güzeldi bak, bir de satış görevlisi Yeliz/Filiz (emin olamadım) vardı, o da çok tatlıydı.

Ayakkabı

Gelin ayakkabım Matraş’tan gümüş rengi bir ayakkabıydı. Bir daha asla giymeyeceğim bir ayakkabı. Çirkin değil ama normalde giymem. Normalde tasarımcı ayakkabılarını bol bol alan bir insan olmama rağmen, gelin ayakkabımda neden pintileştim hiçbir fikrim yok. Hala pişmanım, gidip doğru düzgün bir ayakkabı almadığıma. Zaten çok kısa bir süre sonra aykkabılarımı değiştirdim ama fotoğraf çekimleri için doğru düzgün bir şey alsaymışım keşke diyorum. Bir de altındaki kağıdı doğru düzgün çıkarmamışım ay fotograflarda ne çirkin duruyor. Pınar Arkun’dan beyaz dolgu topuklu bir ayakkabı almıştım bir de, nikahtan sonra onunla değiştirdim ayakkabı. Çok rahat ettim. Yüksekti de, malum kocam 1,94 babetle devam edemezdim geceye.

Özet olarak hayatınızın bu en özel gecesine içinizden geldiği gibi hazırlık yapın. İster nikah dairesinde bir nikah, ister büyük bir düğün… Yeter ki içinize sinsin, sonra ah şunu da yapsaydım demeyin. Bakmayın şunu şöyle yapmasaydım dediğime ben düğünümü çok sevdim, çok eğlendim, eşim de, konuklarımız da öyle. Hala daha rüya gibi, peri masalı gibi bir düğünümüz olduğunu düşünüyorum. Bugün olsa neyi farklı yapacağımı sizler için yazdım ki belki işinize yarayan bir fikir çıkar. Evliler siz de tecrübelerinizi yorumlarda paylaşın ki evlenmek üzere olanlar faydalansın.

 Bir ara da kına ve bekarlığa veda partimi de yazacağım. Evleneceklere kolay gelsin 🙂

Merhaba, Ben iki şehirden Zeynep. Kalbimin çeyreği 5 yıl önce ayrıldığım İstanbul'a ait. Sekizde biri büyüdüğüm Edirne'ye, geri kalanı da Vera kuşuma ve beyimle paylaştığımız evime sonra da Almanya'ya. Avukatım, Vera kuşumun anasıyım, beyimin karısıyım, büyük hayalciyim, çok gezerim, çok okurum, çok yazarım, bazen çok konuşur, bazen hiç konuşmam. Bazen şahane yazarım, bazen saçmalarım. Burası da benim her telden çaldığım kişisel günlüğüm gibi bir şey.

Yorumlar

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir