2 Cities 1 Woman

Dresden 4. Gün

Dresden yazılarımın hepsini taslak olarak daha önceden hazırladığımdan o gün yazdığım dille duruyor, şimdi detaylandırıp yayınlıyorum ama o günkü dilimi yine de değiştirmiyorum, affınıza sığınarak 🙂

Bu sabah erkenciyiz. Gece de geç uyumuştum aman Allah’ım geberiyorum yorgunluktan. Bugün Dresden’e yarım saat mesafedeki Meissen şehrine gidiyoruz. Benim şu dibimin düştüğü porselenler var ya hani, hah işte onun şehrine.

Bu arada Vera büyüdüğünden mi, bu kadar çok arabada olmaktan mı bilmiyorum ama artık arabada gitmek eskisi kadar sorun değil. Alman şarkıları CD’si ki geceler boyu rüyalarımda çalıyor, aman Allah’ım, vs derken maşallah diyeyim gayet güzel geçiyor vakit. Gezenti kızım mutlu ondandır belki de 🙂

Burası ortaçağ kasabası gibi. İnanılmaz güzel. Kocaman bir kale görüyoruz şehrin girişinde. Ale Meissen porselenlerini gezelim önce, sıra olabilir diyor, ama yok, şanslıyız. Burada bir cafe, müze, dükkan ve outlet var.
Ale telefonunu unutmuş, arabaya döndü, ben de o arada Vera’yla müzeye bakayım dedim ama bizim kız bir şeyler kıracak diye aklım çıktı. Ay ne büyük stres burda olmak hemen çocuk odasına geçiyorum kalem kağıt var, Ale gelene kadar ana kız orada takılıyoruz.
IMG_9879
Şu gördüğünüz iki kişilik kahve seti 27.000 Euro. Şu dünyada misafire sunmak için değil de kankisiyle veya manitasıyla baş başa kahve içmek için bu parayı iki kişilik kahve takımına ödeyen insanlar var. Allah hizmetçilerine acısın, büyük stres. Fakiriz lan biz.
IMG_9873
Sonra tura katılıp bir parçanın mesela nasıl hayat bulduğunu görüyoruz. Hepsi elbette ki el yapımı. Bu da bir sanat aslında sadece kap kacak gözüyle bakmamak lazım. Müze ücretsiz ama tur ücretli. Tabi ki Vera’nın uyku saati geldiğinden Ale ve Vera daha ilk odada turu terkediyorlar.
 IMG_9877IMG_9876
Çıkışta cafede bir şeyler yiyip kaleye doğru yola çıkıyoruz.
IMG_9886
Her zamanki gibi Vera uyusun diye Ale ve Vera araba ile geziyorlar ben de kaleyi gezmeye gidiyorum.  Resimde görünen yüksek kuleler katedral. Mavi binanın içerisine giremedim ne olduğunu bilmiyorum ama diğer taraftaki bina şu anda bira müzesi. 1000 yıllık bir bira markasıymış ama açıkçası bira müzesini gezesim gelmedi. Fakat içeri girince beni sarmalayan kahve kokusuna karşı koyamadım ve oturup biraz yavaşladım, sakinledim ve kahvemi içtim. Yanlız binanın ihtişamı muhteşem. Kale içi yıkılıyor güzellikten. Adeta Game of Thrones setindeyim.
IMG_9889
Katedrale giriyorum, orası da oldukça güzel. Hatta önce avluya giriyorsun, ki kendimi bir an Gül’ün Adı romanının içerisinde hissettim. Katedrale giriş ücretli, saçma geliyor bana dini binaların girişlerinin ücretli olması ama güzel bir tarihi bina olduğundan giriyorum.
IMG_9890
IMG_9891
IMG_9893IMG_9894
Sonrasında şehri gezmeye devam ediyorum. O kadar güzel ki, masal gibi bir şehir. Şehrin güzelliği insanın nefesini kesiyor bence ya da mistikliği, tarihselliği. Tabi benim amatör fotoğraflarım şehrin güzelliğini ve ruhunu yansıtmakta çok başarılı değil.
IMG_9898IMG_9905
IMG_9906
IMG_9907
IMG_9899
IMG_9901IMG_9904
IMG_9908
Sonrasında Moritzburg’daki Moritzburg kalesine gidiyoruz. Dresden ve Meissen Saxony yani Saksonya eyaletinde bulunuyor. Eskiden Saksonya Prensi Moritzburg’da ava gidermiş. Bu da kale prensin av köşkü. Downton Abbey’e hoşgeldiniz 🙂 Burası Dresden’e 20 dakika kadar uzaklıkta. Biz geç kalmışısz içerisini gezemiyoruz. Sadece biletisz girilebilen tuvalet kısmında bir kaç par.a var onları görebiliyoruz.
IMG_9909
Bu arabanın ne kadar büyük olduğuna inanamazsınız. Zamanının limuzinleriymiş bunlar yahu 🙂
IMG_9915
Koskoca Prens elbettki Meissen porselenleri yiyecekti 🙂
IMG_9916
Bakır mutfak eşyalarına dibim düştü.
IMG_9917IMG_9918
IMG_9919 IMG_9920
Sonra bu kalede yer alan Moritzburger Schloss Restaurant’ta akşam yemeğimizi yedik ama ben pek beğenmedim. Bu kale gezmeye gelinir kesinlikle ama burda yemeyin bence.
IMG_9923IMG_9925
Bu sefer başka bir yerel bira olan Meissner Schwerter Privat Brau içtim ama Radeberger kadar çok beğenmedim bunu. Vera yine birama sulandı.
Dresden maceralarımız henüz bitmedi, şehrin çocuğunu göremedik ama hala anlatacalarımız var.  Diğer Dresden yazıları için şuraya ve şuraya tık tık.

Merhaba, Ben iki şehirden Zeynep. Kalbimin çeyreği 5 yıl önce ayrıldığım İstanbul'a ait. Sekizde biri büyüdüğüm Edirne'ye, geri kalanı da Vera kuşuma ve beyimle paylaştığımız evime sonra da Almanya'ya. Avukatım, Vera kuşumun anasıyım, beyimin karısıyım, büyük hayalciyim, çok gezerim, çok okurum, çok yazarım, bazen çok konuşur, bazen hiç konuşmam. Bazen şahane yazarım, bazen saçmalarım. Burası da benim her telden çaldığım kişisel günlüğüm gibi bir şey.

Yorumlar

  • Geri İzleme: Walgut Kalesi’nde Bir Haftasonu | 2 Cities 1 Woman

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir