2 Cities 1 Woman

Dort Yaşa Bir Hafta Kala

Selam gençler,

Tatilden döndük, Girit yazısı da yazmaya başladım hatta bakalım ne zaman bitecek? Tatil genel olarak güzel geçti fakat tahmin ettiğimiz gibi biraz da zor. Biz gitmeden önce Vera öpücük hastalığı geçirmişti. Öpücük hastalığı EBV (Epstein-Barr virus) adında bir virüs. Çocuklarla 15-20 gün yetişkinlerde 40 gün kadar kuluçka süresi var, yani Vera hastalığı Türkiye’de kapmış. Bu kış bizim İrem geçirmişti bu hastalığı da ondan duymuştum ilk kez ve doktorlar günlerce sebebini bulamamışlardı. Onun ateşi 12 gün sürmüş ki yetişkinler çok daha ağır atlatıyormuş bu hastalığı.

Vera kuşumun tam 6 gün yüksek ateşi vardı ve çok halsizdi. Allah’tan doktoru şahaen bir kadın hemen teşhisi koydu. Türkiye’de zaten yorulmuştuk, dönüşte de bir hafta Ale yoktu üzerine hastalık derken hepimizin canı çıktı. Neyse ki Vera iyi. Ateş düştükten sonra 4 hafta boyunca fazla aktif olmaması gerekiyordu Vera’nın ki o dört hafta hala bitmedi ama burada sonbahar tatili var o yüzden bütün spor aktiviteleri de tatilde. Hastalığın dozuna göre değişiyor sanırım bu süre, bir tanıdığımıza 6 hafta demiş doktor, başka bir arkadaşımın arkadaşının çocuğuna 6 ay demişler gibi gibi. Bizim doktorumuz da tatilinizi erteleyebiliyorsanız erteleyin sonra daha iyi bir tatil geçirirsiniz dedi ama hem Girit’te hava soğuyacaktı hem de ben çalışmaya başlayacaktım falan. Zaten eve tıkıldık kaldık orda sakin takılırız diye kalktık gittik. Vera’nın ateşinin düştüğü dördüncü güne tekabül etti bu. Halsiz olacağından bebek arabasını da bizimle aldık iyi de etmişiz yokuşlu tatil köyünde ordan oraya giderken rahat ettik. Vera etti yoksa beni zorladı 🙂 Çünkü yokuşta 17 kg artı araba itmek.

Dolayısıyla tatilde Vera epey mızmızdı. Bir ara hatta ”Vera seneye seni kaportacının yanına çırak vericem madem tatilde mutlu değilsin bari hakkını verelim” dedim ama bence anlamadı. Gerçi çocuğun ne kabahati var yazık. Ama bir gün güzel bir çiftlik gezmeye gitmiştik aman Allahım o ne mızmızlık anlatamam, en sonunda öğle yemeği yerken ”Vera yeter artık ağzının ortasını vurucam şimdi mızmızlanıp durma” dedim. Herkes Alman olunca tabi rahat oldu Türkçe aynı gizlice alttan çimdiklemek gibi gizlice höt höt hötlendim. Ben de insanım la kafam şişti ne yapayım. Ale sonsuz sabır gösterirken ben bunu yaptım lakin işe yaradı. Şen şakrak gibi oldu evlatçığım günün kalanında. Bazen diyorum biz mi fazla kapıldık bu iknaydı, her şeyi açıklaydı akımına. Arada bir böyle kararlı bir ses tonuyla yeter mi demek lazım acaba? Bir gün bir uzman da çıksın hani şu imamların ”karılarınıza hafifçe tokat atabilirsiniz” dediği gibi ”çocuklarınızı sinsi sinsi çimdikleyebilirsiniz ya da arada sert yapabilirisiniz” dese keşke yahu.

Ama dediğim gibi kötü bir tatil değildi. Olur o kadar durumları vardı bu ufak çemkirmem dışında güzel idare etti bence.

Dönüşte uçakta Aletha J. Solter’in Çocuğunuza Kulak Verin kitabını yeniden okudum. Çok uzun zaman olmuştu çünkü. Aynı yazarın Bilinçli Bebek kitabı benim en beğendiğim ebeveynlik kitaplarındandı çünkü. Vera küçük bir bebekken Aletha’cığım bana kendi içime dönüp bakmayı öğretmişti. Anne olmak zaten insanın çocukluğunu, kendi anne ve babasıyla olan ilişkini getirip salonun ortasına bırakıp gidiyor. İşte o zaman o dağınıklığı toplamak için Biliçli Bebek kitabı bana rehber olmuştu. Ne zaman kızsam sinirlensem beni tetikleyen duyguların neler olduğuna bakmamı, aslında sorunun Vera ile ilgili değil kendimle ilgili olduğunu anlamamı sağlamıştı. Fakat araya zaman girince ben bunu biraz unutmuşum.

Ne zaman yeniden hatırladım biliyor musunuz? Vera’nın uykusu ile ilgili dertlendiğim bu son yazımdan sonra. Bu yazımdan bir süre sonra Vera hastalanmıştı ve doktordaydık. Neyse biz konuşurken ben doktora uyku meselesinden bahsettim, acaba bir pedagogla mı görüşsem dedim, o da gerek yok Vera her anlamda gayet sağlıklı deyip bir kaç tavsiyede bulundu bana. Çizelge verdi tutun isterseniz falan diye ama ben bu kısımları flu hatırlıyorum. Ne dedi derseniz hayal meyal hatırlıyorum çünkü o sırada bir aydınlanma yaşadım. Bütün bunların ne kadar saçma olduğunu farkettim. Eskiden de hep yazdığım ve yine unuttuğum ”uyku konusundaki tutarsızlığımı” hatırladım, Ale ile farklı yaklaşımlarımızı hatırladım, yalnız bir gurbet annesi olarak Vera küçükken o uyuduğu zaman kendime azıcık zaman kalacağı ve dinleneceğimi bildiğim için onun uykusundan ne kadar büyük beklentim olduğunu, o uyumadıkça nasıl gerildiğimi hatırladım. Sorunun tamamen bende olduğunu yeniden ama bu sefer daha da bilinçli olarak farkettim.

Sonrasında Vera’nın ana okulundaki öğle uykusunu kestik ve zaten Vera akşamları saat 7’de baygın uyumaya başladı. Bir süredir kendi kendine uyumaya başlamıştı zaten. Hastayken hep benimle yattı, şimdi o uyuyana kadra yatağının altında bekliyorum. O zaman yazdığımda bana sonucu bize de yaz demiştiniz, özetle sorunu çözmek için kendimi değiştirdim, bakış açımı değiştirdim. Sonra dört beş aydır aslına bakarsanız hayatımda sorun olduğunu düşündüğüm her şey için işe yaradığını görüyorum. Elbette aralarda sorunlar çıkıyor her şey güllük gülüstanlık olmuyor ama genel olarak bariz bir iyileşmeden gönül rahatlığıyla bahsedebilirim.

Hatırlar mısınız Vera ilk doğduğu aylarda kendimi sevmeye bağlamış ve kendimi sevmeyi öğrenmiştim. Kendime kıymet vermeyi. O dönemde en büyük önderim Vera idi. Hatta koç arkadaşım Ayşe de bana destek olmuştu.

Bu sefer başka bir adıma geçtim. Adını henüz tam olarak koyamıyorum. Sanıyorum ki bu yaz yaşadığım şey de yeni bir sayfa açmanın sancısıydı. Ben değiştim. Olumlu anlamda. Son Türkiye seyahatimde gördüm ki artık eskisine nazaran daha az önemsiyorum başka insanların ne düşündüğünü. Eskisine nazaran daha az savunuyorum kendimi ve daha sakinim.

Adını tam olarak koyamıyorum ama farkındalığım arttı, yaşadığım duyguları daha fazla anlıyorum galiba. Bu da beni sakin yapıyor çünkü duygunun kaynağını ve neyi tetiklediğini biliyorum.

Vera’nın doktoruyla olan görüşmemden sonra ben Türkiye’deki eski terapistimle kontağa geçtim ve kendisiyle yeniden görüşmeye başladım. 3 haftada bir skype üzerinden görüşüyoruz. Sanıyorum ki dört veya beş görüşme yaptık bugüne kadar. Bu sefer de yolumu aydınlatan terapistim var. Bu sayede kendimile olan serüvenim biraz daha kolay ilerliyor.

(Babama not: şimdi terapi görüyorum diye endişenme bir sorun yok Vera için daha iyi bir ben daha iyi bir anne olmak için hep bu çabalarım. Ben ne kadar kendimi tanırsam onun ihtiyaçlarına o kadra daha iyi cevap verebilirim çünkü o zaman kendi ihtiyaçlarımı işi içine daha az karıştırırım falan filan. Özetle her şey yolunda, çok iyiyim 🙂

IMG_9646

Vera pazar günü 4 yaşını dolduracak. Benim onu büyüttüğüm kadar o da beni büyüttü. İyi varsın Vera, iyi bizim kızımız olmuşsun, iyi ki bizi seçmişsin, iyi ki seni doğurmuşum. Seni hiçbir kelimenin tarif edemeyeceği kadar, her halinle, koşulsuz çok seviyorum. Her zaman.

Ben başka bir şey anlatacaktım yahu nasıl vardım bu duygusal sona. Burda bitirsem daha iyi olurdu aslında ama durun anlatıcam, tutmayın çıkacak.

Şimdi uçakta kitabı okuyunca çocuğun ağlamasının kötü bir şey olmadığını hatırladım. İnsan nasıl da her şeyi unutuyor hayret bir şey. Çocuğun ağlayarak stresini attığı ve sakince ağlamasını sakince beklemeyi, susturmaya çalışmamanın önemini unutmuşum.

Zaten tatilde dinlendik pamuk gibi olduk, yüzdük, yedi içtik, güneşlendik vs vs üzerine kitabına da okudum ve uçan bir ana gibi indim uçaktan.

Şimdi ara bilgi vereyim bizim evde televizyon çok nadir açıktır o da akşamları Vera uyuduktan sonra. Vera’nın zaman zaman çizgi film izlemesine tabi ki izin veriyoruz ama o da tabletten bizim ayalardığımız bir çizgi film. Bu aralar bu Peppa Pig ve Connie. Peppa Pig ile ilgili şöyle bir bilgi duydum. Youtube’da aynı Peppa Pig gibi görünen ama çocukları üzen/korkutan veya başka türlü uygunsuz içerik barındıran çizgi filmler varmış. Doğrusunu araştırmanım bu bilgiyi Ale’ye verdim o da ”cep telefonumdan izletyemeyeceğim yani Vera’ya öyle mi” dedi evet dedim ve bu bilgi benim için yeterli. Ben Netflix veya Amazon Prime’dan izletiyorum. Download da edebiliyoruz üstelik.

Neyse Türkiye’de gittiğimiz evlerin çocuğunda tüm gün sürekli açık olan televizyonlar, 6 gün süren ateş ve sonrasında 4 gün sakinlik zamanı 10 gün evde tüm gün olmasa da neredeyse her gün çizgi film izlemek, tatilde babasının ne zaman isterse eline telefonu tutuşturması ile 4 senede ilmek ilmek ekransız, delirme pahasına ekransız, büyüttüğüm çocuk 1,5 ayda ekran bağımlısı oldu. Yuh arkadaş. Neyse ki ablanız olaya el koydu.

Şimdi biz tatilden döndük, hani ben uçaktan uçarak inmiştim. eve girdik. Vera eve girer girmek Peppa Pig izlemek istediğini söyledi, ben de ”hayır, tatil bitti, evdeyiz artık oyuncakların burada vs vs” dedim. Hayır dedim yani özetle. Bizimki bir ağladı. Yarım saat benim kucağımda. Kitabın da gazıyla ben bunu severek kucağımda tuttum, çok sakinim. Ale geldi, o çocuğu niye ağlattığıma anlam veremedi, anlamadı, biz biraz atışır gibi olduk falan filan böyle aralıklı olarak Vera uyuyana kadar ara ara çizgi film için ağladı. Gergin bir kaç saatin sonunda Ale’ye kelamımı anlattım beni anladı. Vera bizi üç gün falan yokladı böyle ve ağladı. Stresini attı rahatladı 🙂 Normale döndü.

Şimdi böyle rahat anlatıyorum çünkü yorgun değilim. Yorgunluklara hep çözüm bulmak lazım.

Anaokulunu özlemiş severek ve isteyerek gidiyor ki bu yaz sabahları gitmek istemiyorum diyordu.

Kendi kendine çok daha fazla oynamaya başlamış.

Şimdi sıkı durun bombayı veriyorum, kıçınızı kaşıyın maşallah diyin.

Bu haftasonu klasik haftasonları gibi zor geçmedi. Bizim kız resmen büyümüş. Ara ara gitti kendi kendine oynadı odasında yani ne bileyim hayat normale döndü arkadaşlar. Yani 3 yaş bir milattı bana göre hatırlarsanız 3 yaştan sonra yapılan tatiller tatil gibi oluyor demiştim. 4 yaş da başka bir milatmış evde de artık normal zaman geçirmeye başladık. Mesela plajda Vera kumda kendisi oynadı biz şezlongda kitap okuduk. Normalde ben onunla ilgilenmek ışında ya da ev işi yapmak dışında kendi keyfim için başka bir şey yaparsam hemen taş koyardı. Babasıyla bizi iki çift konuşturmazdı. Haftasonları sürekli bir kaos hali geçerdi. Haftasonu kaosu da bitti. 4 yaş da bunun miladıymış sanırsam.

Vay anasını. Maşallah. Kıçını kaşı kıçını.

Merhaba, Ben iki şehirden Zeynep. Kalbimin çeyreği 5 yıl önce ayrıldığım İstanbul'a ait. Sekizde biri büyüdüğüm Edirne'ye, geri kalanı da Vera kuşuma ve beyimle paylaştığımız evime sonra da Almanya'ya. Avukatım, Vera kuşumun anasıyım, beyimin karısıyım, büyük hayalciyim, çok gezerim, çok okurum, çok yazarım, bazen çok konuşur, bazen hiç konuşmam. Bazen şahane yazarım, bazen saçmalarım. Burası da benim her telden çaldığım kişisel günlüğüm gibi bir şey.

Yorumlar

  • Kubra

    Bence siz bir an once ise baslayin. Daha once aktif hayatlari olan kadinlar evde oturunca bence kafayi her seye takip deliriyorlar. Iyi ki basliyorsunuz ise. Banyonuzu da detay detay paylastiginiza gore sinira yaklasmissiniz bence. O bos instamom melodili konusmalar filan 🙂 sizin gibi daha ince basarili bir avukat hanim, bunlari ancak sikintidan yapar. Seviniyorum ben sizin yeni baslangiciniza. Hayirli olsun

    | Cevapla
    • 2 Cities 1 Woman Yazının Yazarı

      Kimseyi kınamayın Kübra Hanım başınıza neler geleceğini bilemezsiniz. Ben sınıra yaklaşmışsam da bu benim derdimdir kimseyi ilgilendirmez. Bence herkes önce haddini bilsin. Sonra her şey hallolur.

      | Cevapla
  • Aslı

    Sevgili Kübra Hanım,
    Zeynep i gerçekten tanımadığınız gerçekten çok belli. Yorum yapmak tabiki doğal bişey ama beni üzen hiç tanımadığınız bir insana bu şekilde yüklenmek. Zeynep, okul hayatında çok başarılı bir öğrenci, avukatlık hayatında mesleğinin zirvesinde bir insandır. İşine zirvede ara vermek ve kendi başarısını bu sefer evinde ve anneliğinde göstermek severek ve isteyerek yaptığı bir tercihdir. Kaldı ki, bunu da hiç bilmediği bir ülkede yardım edeni olmadan yapan biri olarak bu girişimi de gene başarı ile sonuçlandı.(siz bu değişimleri yaşasayddınız, sizin tabirinizle kafayı ne şekilde yerdiniz acaba, çok merak ettim.) Kaldı ki, instagram ve blog hayatında da doğallığı, paylşımcılığı ile gene başarılı ki, sizin gibi hiç tanımayanlar bile onu takip ediyor.
    Zeynepcim,sen yıllardır süre gelen başarılarını devam ettirdikçe bizler seni gene gururla takip ediyoruz. Senin doğallığın, samimiyetin çok az kişi de var. Ben Kübra Hanımın ne iş yaptığını. Ve kendisinden de böyle evini, yaşadıklarını samimi olarak herkesle paylaşabilecek şekilde bir özgüveni olup olmadığın merak ettim.
    Sen, imrenerek bakılan hayatını böyle en güzel şekilde yaşamaya devam et ve böyle haksız eleştiriler yüzünden bizi o samimi ve sürükleyici paylaşımlarından mahrum etme lütfen 🤗

    | Cevapla
  • Öğrenen Anne

    Öpücük hastalığını duymuştum ama 12 gün ateş yaptığını bilmiyordum Zeynep çok geçmiş olsun! Ay bu uçak yolculukları sonrası hep birşeyler kapıyoruz biz de ama işte özlem de var, yine de gidiyoruz 🙂
    Bu arada çok haklısın, bakış açısını değiştirmek sanki birden insanın kafasında bir ampül yakıyor bazen. Biliyor musun ben de oğlanın bu uyku problemini aynen dediğin gibi, kendimi biraz dışarı alıp bakınca çözdüm galiba yaaa 😀 Ama totomu kaşıyorum, uykusuz günler ve geceler geri gelmesiiiin!

    | Cevapla
  • Obur Sincap

    Üçüncü paragrafa çok güldüm. MODEREN zamanlarda böyle şeyler yazmak cesaret ister. Ben tebrik ediyorum şahsen.

    | Cevapla
  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir