2 Cities 1 Woman

Dizi dizi diziler

Bu aralar en çok dinlediğim müzik Big Little Lies’ın soundtrack’i. Bütün albüm çok güzel. Dizi de öyle. Bir de Fi’yi çok beğenerek izliyorum bu ara.  Black Mirror’u izledim. İki bölüme şans verdim. Fakat olmuyor. İzleyemiyorum. Tamam kaliteli, konular güzel falan fakat ben moral bozucu, rahatsızlık verici şeyler izlemek istemiyorum bir süredir. Ne kadar süredir? Anne olduğumdan beri bence. Yani zaten annelik biraz anksiyete biraz delilik. Gece uyanıp da uyuyamadığımı hiç bilmem ben, anne olduktan sonra o kadar sık başıma geliyor ki. Özellikle endişeli dönemlerimde. Endişe konusunda anne hayal gücü yeterince kuvvetli zaten. O yüzden destekleyicilere ihtiyacım yok. Şu an şansım olsa izlediğim tüm Haneke filmlerini, Otomatik Portakal’ı, Solo’yu, Irreversible’i falan hafızamdan tamamen silmek isterdim. Artık sadece umut dolu, sevgi dolu şeyler izlemek istiyorum. Evet öyle.

Önce kocaman plazalarda çalışan işkolik bir avukattım. Yüksek ökçelerim üzerinde ise tam bir “Sosyal Kelebek“. Sonra aşık oldum, Ale’ye… Evlendim… İstanbul’u bıraktım, Bremen’e taşındım. Bir de baktım “Domestik” olmuşum. Sonra ise anne… Vera’nın annesi… Şimdi yeniden hayata karışma zamanı. Ve işte karşınızdayım, iki şehirden Zeynep, anne, kadın, avukat, insan, okur yazar, öğrenmeye aç, seyahate aşık...

Yorumlar

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir