2 Cities 1 Woman

Çocuktan Sonra Gelişen Yetenekler

Çocuk dediğin en güzel kişisel gelişim sebebi. Hem manevi anlamda hem de bazı yetenekler anlamında.

Mesela müzik. İlkokul ve lisedeyken sesim güzeldi benim, hep koroda yer aldım, şarkı söylemeyi de severdim, kulağım da iyiydi, sonra ne oldu bilmiyorum baya detone bir insan oldum çıktım. Ta ki Vera’ya kadar, şan hocası gibi eğitti beni kızım. Ha şimdi bülbül gibi şakıyorum sanmayın ama eskisinden halliceyim. Şarkı/ninni söylerken sesimi beğenmeyince bildiğiniz susturuyor beni kızım. Çok komik biliyorum ama doğru. O yüzden zamanla daha iyi söylemeye başladım.

Bebek konuşması diyeceğim ama ”bebek gibi konuşan şımarık kadın” konuşması gelmesin aklınıza. Vera ilk doğduğu günlerde el kadar bebeyle avukat gibi konuşuyordum ben. Mesela benden 3,5 ay önce doğum yapmış arkadaşımın çocuğu ile olan diyalogları çok hoşuma gidiyor ama ben yapamıyordum. İşte zamanla insan bebekle/çocukla nasıl konuşuluru da öğreniyor. Hala çok başarılıyım diyemeyeceğim ama oldukça ilerledim. Zaten bizimki de ciddi çocuk fazla laubaliliği sevmez, o yüzden idare ediyoruz.

Fiziksel aktivite yeteneği. Benim yükseklik/düşme arası bir korkum var. Tam yükseklik değil de yüksekten düşme korkum.  Bizim kaydırak sevdalısı ve büyük çocuklar için yapılmış macera parkı gibi kaydıraklar yüzünden ne hallerde bir de çocukla yürümeye başladım. Allah’ım yeni nesil siz ne manyak insanlarısınız, o nasıl parklar öyle? Wipe Out gibi park yapmışlar biz de ana kız kusur kalmıyoruz.

14e5c02e0da067bde1a6bc3941205f73

Bence herkesin hayal gücü geniştir de Türk eğitim sistemi ile kurumsal hayatın arasında bir yerde kayboluyor o, ta ki çocuk sahibi olana kadar. Çocuk sahibi olmak bütün o kaybettiklerinizi geri getirmeye başlıyor. Bir kere yavaşlıyorsunuz. Ve eğer yeterince yavaşlarsanız, yolda durup neleri inceliyor, neler ilgisini çekiyor dikkat ederseniz siz de hayatı yeniden keşfetmeye başlıyorsunuz. İlk zamanlar resimli kitaba bakarken çocuk kırmızı çorap giymişten öteye gidemezken, zamanla harikalar diyarına sokulmaya başlıyorsunuz.

Bir de pratik zeka gerçeği var ki bazen kendi kendimle bir gururlanıyorum ki anlatamam. Hala balık hafızalı olduğumdan örnekler aklıma gelmiyor. Hülya demişti bana hamilelikteki unutkanlık hiç geçmiyor diye, geçmiyormuş hakikaten. Ama sonuç olarak saçma sapan ortamlarda saçma sapan sorunlara acayip çözümler bulan kişiye anne denir. Hayal gücü ve pratik zeka bir birine paralel gelişir. Çocukla ne kadar zaman geçirirse geçirsin bu gelişmeler babalarda fazla gözlenmez.

Anemin beni çok şaşırtan bir yaratıcılığı ile konuyu kapatmak isterim. Kardeşimin bir balığı vardı. Audrey. Kocaman gözlü çok güzel bir balıktı. Gitti küçüğünden de aldı. Fakat Audrey küçüğü ısırmaya başladı. Bir gün eve bir geldik kardeş kardeş takılıyorlar. Annem küçüğü almış başka kaba koymuş. Akvaryuma yapıştırmış başka kabı da. Audrey küçüğe saldırmaya çalıştıkça cama çarpmış. Sonra annem küçüğü akvaryuma geri koyunca da aynı koşullanma ile Audrey ufaklığa yaklaşmaz olmuş. Bu seviyeye ulaşacağım günlerin umuduyla esenlikle diliyorum.

Önce kocaman plazalarda çalışan işkolik bir avukattım. Yüksek ökçelerim üzerinde ise tam bir “Sosyal Kelebek“. Sonra aşık oldum, Ale’ye… Evlendim… İstanbul’u bıraktım, Bremen’e taşındım. Bir de baktım “Domestik” olmuşum. Sonra ise anne… Vera’nın annesi… Şimdi yeniden hayata karışma zamanı. Ve işte karşınızdayım, iki şehirden Zeynep, anne, kadın, avukat, insan, okur yazar, öğrenmeye aç, seyahate aşık...

Yorumlar

  • elif

    ay ne güzel yazmışsın =) beee, yerim o herşeyi inceleyen veruşun anneannesine benzeyen kıvrık saçlarını mimiklerini,

    | Cevapla
  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir