2 Cities 1 Woman

Çocuksuz Tatil

Daha önce de konuk yazarımız olan Şeyma, Leyla’sız ilk seyahatini bizler için yazdı.

IMG_0598

Çocukla birlikte yeni nesil ailelerin hayatlarında en çok şikayet ettiği değişiklik sanırım akşamları dışarı çıkamama ve seyahat özgürlüklerinin sınırlanması. Bizde de 16 aydır “en zoru, en vazgeçmen gerektiği” ile başlayan cümlelerim uyku ve bu bahsettiğim eve bağlılık durumu. Akşam çıkmaları çok önemsemiyorum. Ama seyahat biraz zorlayan bir konu. Çocukla seyahat edilmez mi, edilir elbet. Bizim ilk tatilimizin 3 günü sebebi bilinmeyen ateşten dolayı hastanelerde, geri kalan 3 günü de bu ateşin verdiği huzursuzlukla geçti. Belki bunun da etkisiyle ve tabi en onemlisi analı kızlı (dogrusu kızın zoruyla anasının mecburiyeti) geceleri halen uyumadığımızdan anneanne – babaanne ziyaretleri haricinde tatil kısmını o aralar pek düşünmedik. Bu arada da eşim iş için sık sık bazen süresi 10 günü bulan seyahatler ediyordu. Hatta bu sebepten delilik ile akıl arasındaki ince cizgiyi görecek noktaya gelerek Leyla 5 aylıkken on gün yalnız kaldım (gerçekten yalnız, konuşmayı falan unutacak düzeyde tek başımaydım). İşte bu kadar yorgunluğun üzerine eşimden gelen kendisinin işle birleştireceği bir haftalık başbaşa tatil teklifi kafamı cok karıştırdı. Leyla 16 aylık oluyordu ama nasıl olacaktı, bana bağlıydı, geceleri zaten uyumuyordu bir başkasıyla daha da zor olur muydu. Üstelik rotamız Çin olduğundan en az bir hafta kalacaktım. Annem de öyle her aradığımızda gelebilecek imkana sahip değil. Hani ertelersek kimbilir annem bir daha ne zaman müsait olacaktı. Eksiler ve artılar olunca kararım netleşinceye kadar belki kırk kere bir geliyorum bir gelmiyorum dedim.  En son annemin de ben geliyorum işte, bırak bir şey olmaz, bana aşina çabuk alışır gazıyla tamam dedim. Hem sonra düşündüm mutlu anne mutlu bebek demek. Dinlenmiş anne de mutlu anne bence 🙂

IMG_0593

Tam bu aşamada da bu yazıyı yazma sebebime geldim. Bebeksiz tatile giden anneler gerçekten bir canavar mıydı? İnternette baktığım kadarıyla özellikle forumlara göre bir zorunluluk yokken bebeğini hemen hemen her gün gördüğü annneanneye/babaanneye bırakan anneler dahi evet canavardı. Bu durumda benim statüm bir tık daha yukarda olmalıydı çünkü ailelerimizle aynı şehirde yaşamıyorduk, öyle her ay da görmüyordu.  Leyla anneanneye evet çabuk alışıyordu, benden ve haftada 4 gün bizimle olan bakıcısı Maya’dan sonra en kolay iletişim kurduğu kişi annemdi ama yine de alışması için zaman gerekiyordu ve benim içime sinecek bir zaman yoktu. İşte bebeksiz tatil o kadar az pozitif yorumlu yazı gördüm ki ben bile şaşırdım. Yok değil evet ama gerçekten az. İşte bunun üstüne kolları sıvadım ve yazıyorum.

IMG_0597

Ben cesaret ettim ve gittim. Leylayi bırakmadan 4-5 gün öncesinden her gün, babasıyla bir yere gitmemiz gerektiğini, gittiğimiz yerin ona uygun olmadığını, bir hafta olmayacağımı, anneannesinin geleceğini ve benim de bir hafta sonra döneceğimi anlattım. Ne kadarını anladı bilemem tabi ama hep usulca tekrarladım. Biz gitmeden iki gün önce de annem geldi. Ben varken anneme de daha öyle alışmadığından tabiiki önceliği bendim ama annemle ilişki kurmasına çalıştım. Biraz daha geri planda kalmayı denedim. Derken gideceğimiz gün geldi ve iste o gün çok zordu bana. Boğazımda bir yumruyla gezdim resmen tüm gün. Aksam uyuttum öptüm ama aşırı gergin ve duygusaldım. Gece uçağa bindiğimde hatta ertesi gün uçaktan inerken, ha ağladı ha ağlayacak bir haldeydim. Ama gittiğimiz gece aylardan sonra 7 saat deliksiz uyudum. Saati gördüğümde inanamadim. Bu sefer de nerdeyse mutluluktan ağlayacaktım. Kalkıp aynaya baktım gözlerim şişmiş. Buna da nasıl sevindiğimi izah edebilmem mümkün değil. İşte o dakika her şey yolunda giderse dogru bir karar aldığımı anladım. çünkü ne kadar uzun yol, yorucu gezi planı olsa da dinleniyordum. O gün akşam doğru mu yapıyoruz emin olmadan facetimedan aradık Leyla’yı. Babasıyla hep konuşuyordu ama benle ilk olacaktı. Neyse çok sevindi, çok koşturdu. Bir gitti bir geldi heyecandan. Sonra anneme sorduğumda telefonu kapattıktan sonra az biraz mızıltılandığını ögrendim. Mızıltılarla birlikte parka gittiklerinden sorun olmamış. Ertesi gün yine aradık, kapattıktan sonra bu sefer daha sorunsuz geçmis. Sonra hemen hemen her gün aradık ve telefonu kapattıktan sonra artık hiç sorun cıkarmaığını ögrendik.

IMG_0600

Bu arada biz de özgürce, bebek arabası itmeden, yemek-uyku saati düşünmeden, altına yapmış mı ya da altına öyle bir yapmış ki üstünü nerde değiştirelim demeden bir hafta gezdik. Ben de günde 7 saat falan uyudum. Hatta anne olduğumdan beri en büyük hayallerimden biri olan bir gün otelde tek basima, kimse ses etmeden kalmak istiyorum arzumu kısmen gerçekleştirerek bu isteğimi de ertelemis oldum 🙂 tabii bu arada cok özledim, her fırsatta resimlerine videolarina baktım. Gördüğüm her bebekte Leyla’yı hatırladım, gülümsedim.

Dönüşüm de bir problem yaşamadık. Sabah erken saatlerde eve geldim ve benden  kısa süre sonra uyandı. Yanına gittim, güldü kucağıma geldi hemen. Sonra da gün içerisinde arada bana naz yaptı, mızıltılandı ama o da çok normal. Zaten aynı gün akşam anneanneyi gönderdik ve ertesi gün de sanki hiç ayrı kalmamışız gibi normal hayatımıza döndük.

IMG_0601

Sonuç olarak, çocuğunuzu içinize sinen birisine bırakabiliyorsanız, tabii en önemlisi cocuğunuz da sizden ayrı kalabilecek mizaçta ve durumdaysa (anneye aşırı düşkünlüğü yoksa, hasta değilse) bir fırsatınız olursa kesinlikle gidin derim. Çünkü neye ihtiyacınız olduğunu en cok siz bilirsiniz. Eminim benim arkamdan da el kadar bebeyi bırakip gitti diyenler olmuştur. Ama hiç umursamadım, çünkü ne kadar yorulduğumu, özellikle uykusuzluğun beni nasıl yorgun, sinirli birisi yaptığını, bir molaya ne çok ihtiyacim olduğunu,  bana neyin ne kadar iyi geleceğini ve böylece kızımın da daha mutlu olacağını benden başka kimsenin anlaması mümkün değil. Şimdi Leyla ile birlikte olan hem yurtiçi hem de uzun uçak yolculuğu ile birleşen yurtdışı tatil planlarımız var. Umarım onlarda da basarılı oluruz da bebekle tatil ile ilgili de pozitif bir şeyler yazabilirim 🙂

IMG_0596

Şeyma’nın konuk yazar olduğu diğer yazısı için buraya tık tık

 IMG_0595IMG_0599

Merhaba, Ben iki şehirden Zeynep. Kalbimin çeyreği 5 yıl önce ayrıldığım İstanbul'a ait. Sekizde biri büyüdüğüm Edirne'ye, geri kalanı da Vera kuşuma ve beyimle paylaştığımız evime sonra da Almanya'ya. Avukatım, Vera kuşumun anasıyım, beyimin karısıyım, büyük hayalciyim, çok gezerim, çok okurum, çok yazarım, bazen çok konuşur, bazen hiç konuşmam. Bazen şahane yazarım, bazen saçmalarım. Burası da benim her telden çaldığım kişisel günlüğüm gibi bir şey.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir