2 Cities 1 Woman

Çocukla Girit Tatili

Evimizdeki güneş sevmeyen bey kişisinin arzusu ile her yıl deniz tatilimizi Eylül’de yapıyoruz. Bu yıl da bu geleneğimizi bozmadık ve eylül ayı için bir Girit tatili ayarladık. Karar vermek hemen kolay olmadı tabi ben önce Kardamili’deki Elies Otel‘e gitmek istedim ama yer yoktu. Önümüzdeki yıla inşallah. Elies Otel beni Girit’teki Ammos Hotel‘e sürükledi. Orasını da beyim istemedi, nedense her şey dahili pek sever kendisi. Sonradan konuştuğumuzda inkar etti ama bir şekilde biz kendimizi Fuerteventura tatilimiz zamanı bize önerilen ikinci otel olan Grecotel Marine Palace’ta bulduk.  En son Marine Palace ile Hillside Beach Club arasında kaldık ama o sırada Almanya Türkiye arasındaki büyük kriz sebebiyle Girit’te karar kıldık. Buraya eninde sonunda gidecektik çünkü Fuerteventura tatili zamanı bu otelin meyve ve sebzesi kendi çifliğinden geliyormuş bilgisi beni cezbetmişti.

IMG_0774

Seyşeller‘de Vera’nın Kids Club sevgisi de bu kararımızı perçinledi. Seyşeller’de 2 haftalık tatilde 2 gün 2’şer saat kendi başına Kids Club’ta kalmıştı bu da bize ilaç gibi gelmişti. Yine bizi yanıltmadı ve yine neredeyse 2 haftalık tatilimizde 2 gün günde 2-3 saat kadar kids clubta yalnız başına kaldı.

IMG_0789

TUI aracılığı ile rezervasyonumuzu yaptırdık. Germania ile direkt olarak Heraklion’a uçtuk.  Çünkü bir de Hanya’da havaalanı var. Germania’nın koltuk araları iyidi, insan irisi beyim bile çok rahatsız olmadı lakin dönüşte bindiğimiz Small Planet üçağına ben bile zor sığdım.

IMG_0893

Marine Palaca oteli demeyeyim aslında bir tatil köyü Heraklion havaalanına bir saat kadar uzaklıkta, şipşirin Panormo köyünün 700 m dışında. Bu itibarla otelin yerini çok beğendim çünkü yürüyerek bir köye varabilmek, eczaneye gidebilmek vs çok güzeldi. Ayrıca Hanya ve Heraklion’un neredeyse tam ortasında yer aldığından civar gezileri için de lokasyonu uygundu.

Panormo

Panormo

Ayrıca otelin karşısında market, çeşitli turlar düzenleyen bir acente ve kiralıka araba firmaları da vardı. Otelin içinde de Europcar ve TUI’nin acentesi de vardı ama kesinlike dışarıdakilerin iki katıydı fiyatlar. Biz otelin karşısındaki ofisten iki gün için bir jip kiraladık ve çok memnun kaldık. İki gün için tam kapsamlı sigorta ve çocuk koltuğu dahil toplam 140 Euro ödedik ki en pahalı arabalardan birini kiralamıştık çünkü beyim ufak arabalara sığmiyi yoksa onlar günlük 40 euroydu. Öyle lüküs jip sanmayın yüksekçe Jeep marka bir jip, rahattı temizdi vs. Bu arada Yunanistan’da çocuk koltuğu işi ya çok ciddiye alınıyor ya da ciddiye alan Avrupalı turistler sebebiyle böyleler bilmiyorum ama araba kiralama ofislerinde dizi dizi eli yüzü düzgün oto koltukları vardı. Şahsen İstanbul Atatürk Havalimanı’ndaki Sixt’ten kiraladığımız çocuk oto koltuğunun halinin içler acılığını düşününce komşimizi bu konuda takdir ettim.

IMG_0836

Gelelim otelin kendisine. Biz aile odası istemiş, muvaffak olamamıştık. Varınca kardeş bize bir aile odası ayarlayın parası neyse vericez dedik sağolsunlar bizi otelin en güzel suitlerinden birine up grade ettiler ve de cüzi bir fark aldılar.

IMG_1030

Suitler otelden ayrı bir bölümde. Söyle diyeyim deniz kıyısında bir yamaçta tatil köyü var. Zaten bu tatil köylerini neden hep yamaçlara yaparlar ki analar ordan oraya yürürken bir de bayır tırmansınlar kızanlarla diye mi? Neyse otelin girişindeki yolun diğer tarafında da suitler var. Orada da bir adet yüzme havuzu ve restaurant var. Sabahları kahvaltımızı bu restaurantta yaptık. akşamları da a la cart Asya Restaurantına dönüştü. Yamaçtaki odalarda da üç adet havuz ve dört adet restaurant vardı. Yani anlayacağınız odalara homojen bir şekilde havuz ve restaurant dağıtmışlar. Herkes ana restauranta gitmek zorunda kalmıyordu.

IMG_0898

Sabah kahvaltılarından çok memnun kaldım çünkü lokma tatlısı vardı, çünkü incir vardı çünkü krep vardı, beyaz peynir vardı, domates vardı, vardı da vardı. Anamgil Yunanistan göçmeni, ben zaten Edirne’li severim yani ben Yunan mutfağı. Doyamadım öyle diyeyim hala yiyesim vardı dönerken. Çok kilo almadım çünkü yokuşlu tatil köyü.

IMG_0767

Öğle yemeklerini biz hep deniz kenarına yakın Yunan tavernasında yedik. Orda da açık büfe salata, mezeler, mutlaka ızgara et/balık vs olduğu için memnun kaldım. Öğle yemeği için bir İtalyan restaurantı bir de ana restaurant vardı.

Akşam yemekleri ana restaurant, artı haftada sadece iki tanesine rezervasyon yaptırabileceğiniz a la cart restaurantlar vardı. Benim favorim öğlenleri yediğimi taverna ve Asya restaurantı oldu.

IMG_1146

Amaa yine de açık büfe tatil köyü yemekleri hiçbir zaman benim yüksek beklentimi karşılmaz. Bu da fena değildi. En lüksleri dahil hiçbiri wow diye etkilemedi beni. Kahvaltı güzeldi ama bak. Ah o kahvaltı. Kahvaltı benim en sevdiğim öğün demiş miydim? Hem hazırlaması hem yemesi. Bugüne kadar favori kahvaltılarım da Hiltonlar ve Sabrina’s Haus’tur söyleyeyim onu da.

IMG_0736

Şaraplar hep çok güzeldi.

Türk kahvesi vardı ama orda ona Yunan kahvesi diyorlardı, ağrıma gitti dostum bir Yunan kahvesi ver demek. Ama onu da turistlere göre hafifletmişler bana yetmedi ama yine de içtim. Baya espresso gibi yapıyorlardı, su kaynamadan olmuyor zaten o bilemiyorum Arçelik bir le atsın Telve satsın bütün Yunanistan’a biz de rahat edelim. Yalnız yerel tavernalarda şöyle adam gibi okkalı kahveler içebildim. Frappe de içtim elbet bol bol, dondurmalı kahve de, bol bol krep yedim, kek yedim ama en çok incir. Bir oturuşta beş tane.

IMG_0845

Tamam tamam yemek faslını kapatıyorum.

Girit ilk gittiğimiz gün muazzam rüzgarlıydı. Havuz başında yanarken deniz kenarında üşüdüm. Şöyle bir aman bunaldım bir yüzeyim hissiyatım olmadı. Püfür püfür, serin serin oturduk. Şanslıydık ki diğer günler bir daha öyle rüzgar olmadı ama dikkat edin Girit için genelde herkes çok rüzgarlı diyor.

IMG_1156

Deniz çok ama çok güzeldi, berrak ve buz gibi. Ben ki soğuk deniz severim Vera hiç yüzmedi. Antalya’da sudan çıkaramadığımız çocuk yüzmedi. Bu da beni üzdü açıkçası demek ki Antalya gibi sıcak denizli yerlere götürmek lazım bu çocuğu. Var mı başka öneriniz?

Plaj küçüktü o yüzden çok gürültülüydü, sürekli çocuklar ağlıyordu, kafam şişti.

IMG_0905

Yan tarafta başka bir plaj vardı, bir gün gittim parasıyla kahve içtim kafamı dinledim. Yan masadaki İngilizlerin yediklerinden gördüğüm kadarıyla yemek de güzeldi. Ağaç altı gölgesinde bir huzur buldum ki anlatamam. Hiç çocuk yoktu, şahneydi. Doyamadım. Girit’e giderseniz gidin o küçük plaja. Panormo’da Marine Palace otelinin yanındaki plaj.

Havuzların çoğu deniz suluydu ama ben havuz sevmem o yüzden yüzmedim.

Aquapark vardı Vera bizi yer her gün dedim ama babasıyla gittiklerinde büyük kaydıraktan kaymışlar korkmuş bir daha gitmek istemedi. Biz bir gün gittik ama bizim büyük oğlan istedi. O kendini eyledi biz de Vera kuşumla gölgede oturduk.

IMG_0884Akşamları çocuk diskosu vardı, ilk bir kaç akşam hoşuna gitti sonra çok yorulduğundan ona da dayanamadı. Kids Clubu çok sevdi ama mız mız olduğundan pek yalnız kalmak istemedi, o yüzden beraber gittik. Sahilde arkadaş yaptı Mikol, Mikol’le denk gelince işte iki kez tek başına kaldı. Yetti valla bize de neticede biz de çocuğumuzla tatil yapmak istiyoruz sürekli kids clubta durmasına da gerek yok ama aralarda biraz nefes almak da iyi geliyor.

IMG_1160

Gitmeden önce kişisel bakımlarımı yaptıramadığımdan otelde mani pedi ağda vs yaptırdım. Şunu diyeyim Girit’in her yeri aynı New York gibi manikürcü ve pedikürcü dolu ve iyiler. Oteldekinden de çok memnun kaldım. Burdan daha güzel yaptılar hatta Türkiye’deki kadar iyidi bence kız.

Masaj da yaptırdım ama hiç memnun kalmadım hatta o kadar rahatsızlık vericiydi ki bize her akşam a la carte restaurant fişi verdiler özür için.

IMG_0892

Bir gün de otelin sahiplerinin çiftliğine gittik. Pazartesi akşam ya da ğerşembe öğleden önce otobüzle ücretsiz gezi düzenliyorlar. Çiftliği gezip (bazen workshoplar da oluyormuş) akşam/öğle yemeği yiyorsunuz. Biz perşembe 11:00’de gittiğimiz için öğle yemeği yedik. Tek kelimeyle muazzamdı. Bir kere çiftlik çok ama çok güzeldi. Muhteşem bir taş binası vardı, avlusu, zeytin ağaçları, üzüm bağları, hepsi muhteşemdi. Zaten oteldeki bütün şaraplar ve zeytinyağları çiftliktendi. Hatta şampuan vs gibi güzellikl setleri bile. Grecotel grubunun adada toplam üç oteli var ve hepsinin yüzde seksen meyve sebzesi de çiftlikten geliyormuş.

IMG_1162

Çtlikteki çğle yemeği ise basit, sadece ve tek kelimeyle muazzamdı. İlk vardığımızda zaten söğüş domates, salatalık, peynir, zeytin vs vardı orda br daldım ben. İşte bana böyle butik ve ufak şeyler lazım. Önden iki çeşit zeytin, zeytinyağı ve ekmek. Sonrasında kabaklı omlet, Yunan salatası, güveçte patatesli tavuk. Tam annemin yaz menüsü bu, Patatesli tavuk ve Trakya’nın muazzam domatesleriyle çoban salata. Ale’ye dedim ki bak bu bizim yazlık menümüz, benim çocukluğum, öyle çok severim. Tatlı olarak yine Almanya’da bulamadığımız lezzetlerde karpuz ve kaun. Üzerine adı rakı olan ama bizim rakıyla aynı olmayan bir likör geldi. Kahve yine tatmin etmedi tabi.

IMG_1164

Şimdi Girit’i biraz bilen biri olarak şunu söyleyeyim illa tatil köyü istiyorsanız Marine Palace iyi bir seçim. Lakin Panormo veya Hanya’da deniz kenarında herhangi bir eli yüzü düzgün mekan yeterli gelecektir bence. Çünkü tavernaların hemen hemen hepsinde yemekler çok güzel. Deniz her yerde çok güzel. Hatta çocuksuzsanız ya da yok biz iyice gezentiyiz derseniz Heraklion’a uçup bir kaç gecede bir lokaston değiştirerek tüm adayı gezebilir ve Hanya’dan geri uçabilirsiniz. Ama ben şimdilik onu tercih etmem. Ben Girit’e yeniden gitmek istiyorum ama bu defa kesin Ammos Hotel’e giderim. Biraz da oraları gezerim.

IMG_1150

Maalesef son günlerimizde hafta hep yağmurluydu ama biz de araba kiralayıp adayı gezdik. Ama bu yazı çok uzun oldu. Onları da sonra anlatayım. Varsa sizin de Girit tavsiyelerinizi iliştiriverin bir zahmet.

IMG_1163

Özetle Girit’te fazla risk yok. Yemek içme güzel, deniz güzel, insanlar güzel. Güzel 🙂

IMG_1165

Yalnız burası çok büyük bir ada olduğundan öyle Simi’ydi, Santorni’ydi gibi bir ada beklemeyin. Yer yer çirkin yerleri de var.

IMG_1166

Mutlaka araba kiralayın ve dağlara doğru gezin. Etraf nasıl da yeşilleniyor ve dağlar, ormanlar nasıl güzel gözüküyor anlatamam. Hele o köyler, hele o köylerdeki küçük tavernalar. Bak yine ağzım sulandı.

IMG_1173

Bol bol da çok lezzetli zeytinyağları, eczaneden de Korres’in Almanya’da olmayan envai çeşit kozmetiğini, Santorini volkanik bilmem nesinden başka kozmetikleri aldım. Keşke biraz daha zeytinyağı alsaymışım hatta dedim.

IMG_1184

Ben daha önce Yunanis’tan ilk defa 200 yılının Eylül ayında gitmiştim. Atina ve Olimpia’da iki haftadan fazla kalmıştım. En son da beş yıl önce tekneyle Simi’ye gitmiştik Ale ile ve bir gece kalmıştık. Girit’i de çok farklı bulmadım ben Yunanistan’ı çok seviyorum.

IMG_1195

IMG_1197

IMG_1109 IMG_1110

Merhaba, Ben iki şehirden Zeynep. Kalbimin çeyreği 5 yıl önce ayrıldığım İstanbul'a ait. Sekizde biri büyüdüğüm Edirne'ye, geri kalanı da Vera kuşuma ve beyimle paylaştığımız evime sonra da Almanya'ya. Avukatım, Vera kuşumun anasıyım, beyimin karısıyım, büyük hayalciyim, çok gezerim, çok okurum, çok yazarım, bazen çok konuşur, bazen hiç konuşmam. Bazen şahane yazarım, bazen saçmalarım. Burası da benim her telden çaldığım kişisel günlüğüm gibi bir şey.

Yorumlar

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir