2 Cities 1 Woman

Çocuğum Yemiyor

Malum sağlıklı beslenmeye özen gösteriyorum ve zaman zaman burada görüşlerimi sizlerle de paylaşıyorum. Şimdi sağlıklı beslenme üzerine daha profesyonel yazılar paylaşacağız sizinle. Evet ben değil biz çünkü bu işin profesyoneli arkadaşım Ceylan zaman zaman bizim için sağlıklı beslenme üzerine yazılar yazacak.

Ceylan Bakkalbaşıoğlu Sensin benim İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden arkadaşım. Görseniz gerçekten de ceylan gibi bir kızdır. Tabi o hukuk değil psikoloji okumuştu. Mezuniyetten sonra Kasımpaşa Askeri Hastanesi ve Şişli Etfal Hastanesinin Psikiyatri Kliniğinde asistan psikolog olarak çalışırken aynı zamanda Hanna Nita Scherler’in iki yıl süren Gestalt Terapi eğitimini tamamladı. Etiler Terapi Merkezin’de çocuk ve ergen danışanlarla, yetişkin grup terapilerinde de co-therapist olarak çalışmış. İstanbul’da çeşitli özel okullarda ‘Okul Psikoloğu’ olarak görev aldıktan sonra Londra’da Beslenme ve Yeme Bozuklukları konusunda uzmanlık eğitimini tamamlayarak, beslenme alışkanlıklarının ve kültürel farklılıkların hayatımıza olan etkilerini incelemeye başladı. Görüldüğü üzere hem psikoloji hem de beslenme üzerine eğitim almış bir profesyonel kendisi. Aynı zamanda da bir anne. Ceylan’a bize vakit ayırdığı için bir kez de huzurlarınızda teşekkür etmek isterim. Kendisini daha yakından tanımak isterseniz web sayfası için buraya tıklayabilirsiniz.

IMG_3441

Çocuğu yemeyen, yemek seçen, daha sağlıklı beslensin isteyen anneler. Buyrun burdan.

Çocuklar için yemek pişirmek, onlara yemek yedirmek bir çok aile için sorun teşkil edebilmektedir. ”Yemeğini güzel yedi mi, yeterli yedi mi, bugünlerde çok yemek seçer oldu, ahh sormayin bizimki çok iştahsız hergün makarna versem onu yiyecek”. Bu cümleler size de tanıdık geliyor mu?

Yemek yemek bir bebeğin doğduğu günden itibaren en temel ihyiyaçlarindan biridir. Yemek alışkanlığını çocuğumuzun hayatına doğru bir şekilde yerleştirmek de biz anne ve babaların önemli görevlerinden biridir. Bunu yapmak kimi zaman zor gibi görünse de kaygılarımızdan ve ön yargılarımızdan uzaklaşarak çocuğumuzun yemekle olan ilişkisini sağlıklı bir hale getirebiliriz. Burada önemli olan çocuğa iştahsız, yemek seçen, ağzında tutan gibi yakıştırmalar yapmaktansa çocuğu tüm davranış biçimleriyle bir bütün olarak değerlendirmektir. Altta yatan bir alerjisi var mı, hasta mı veya hasta olabileceğine dair belirtiler mi var, onu mutsuz edecek veya çok mutlu edecek bir olay oldu mu? Eğer çocuğunuz bu mini testinizden başarıyla geçtiyse yani ortada hiçbir uyaran yokken de yemek yemiyorsa o zaman çocuğa iştahsız çocuk diyebiliriz.

İştah bir yemege olan istektir. İştahsızlık ise yeme isteğinin azalması veya yok olmasıdır. İştahın gereğinden az ya da çok olmasının altında sadece fizyolojik bir durum yoktur, çoğunlukla ruhsal durumumuza ilişkindir iştahımız. Tadını sevdiğimiz, düşündükçe tükürük salgımızı artıran her yiyecek iştahımızı tetikler ancak bazen bu tetiklemeler her zaman vücutta istenilen miktarda gıda alınmasını sağlamaz. Çok güzel bir yiyeceğe duyulan haz yemeğe başlandıktan kısa bir süre sonra kaygıyla son bulabilir ve genelde bu kaygıyı çocuklar iki lokma yedikten sonra doydum diyerek dile getirirler. Bu noktada yemek ve iştah artik duygusal bir boyut kazanmıştır. O tabak bitecek tehditleri akla gelmeye, su son lokmanı da yersen suraya gideceğiz tavizleri ve en kötüsü de bu tabak bitmiyorsa seninle konuşmuyorum cümleleri akla gelmeye baslar. Peki ne yapacağız?

IMG_3731

Literatürde ailesi yanında açlıktan ölen çocuk yoktur. İletişiminizi olumsuz etkileyecek bu cümlelerden uzak kalıp acaba çocuğumun duygusal dünyasında neler oluyor diye düşünmek için bir nefes alma vaktidir belki. Sonra, sizin yemekle ilgili olan kaygılarınızın üzerine düşünmeye devam edebilirsiniz. Ardından çocuğunuza sağlıklı beslenmenin önemini anlatabilirsiniz. Küçük porsiyonlarla önce sevdiği yiyeceklerle tabağındakini bitirebilme sevincini yaşatıp, gereksiz ödüller vaad etmeyerek veya tehditlerde bulunmayarak destekleyici olabiliriz. Ara öğünleri atlamadan, sık sık yemek yemek metabolizmayı hızlandırmaktadır. Yemek yemiyor deyip sabah ile öğle yemegi arasina 4-5 saat ara vermek; cocugun zaten az gelen bir gıdayla yavaşlamış olan metabolizmasının daha da yavaşlamasına sebep olabilir.

Mutlu, huzurlu, sofralara oturmaniz dilegiyle…

Ceylan Bakkalbaşıoğlu Sensin’i sosyal medya hesaplarından takip etmek isterseniz

instagram / twitter / Facebook 

Merhaba, Ben iki şehirden Zeynep. Kalbimin çeyreği 5 yıl önce ayrıldığım İstanbul'a ait. Sekizde biri büyüdüğüm Edirne'ye, geri kalanı da Vera kuşuma ve beyimle paylaştığımız evime sonra da Almanya'ya. Avukatım, Vera kuşumun anasıyım, beyimin karısıyım, büyük hayalciyim, çok gezerim, çok okurum, çok yazarım, bazen çok konuşur, bazen hiç konuşmam. Bazen şahane yazarım, bazen saçmalarım. Burası da benim her telden çaldığım kişisel günlüğüm gibi bir şey.

Yorumlar

  • Ogrenen Anne

    Güzel bir başlangıç yazısı olmuş, umarım devamı da gelir. Meslekdaşımın, hem de bu konuda uzmanlaşmış bir anne olarak, daha ayrıntılı ve derin fikirlerini duymak isterim çünkü “olay annenin kafasında bitiyor, rahat annenin çocuğu yiyor” türü halk ağzıyla yapılan yorumlardan bıktım. Evet o çocuklar yiyor gerçekten ama ne yiyor, veriyorlar eline ekmek, ucundan meyve, hep klasik tencere yemekleri çorbalar, yiyor çocuk, üstüne de poğaça börek 😀 Bizim ihtiyacımız olan dediğin gibi sağlıklı beslenme alışkanlığının kazandırılması ve bu yolda atılacak uzmanca adımlar, yoksa al sana bol kepçe lokantasından tarifler.. Herkes çok biliyor bu konuda ama bakalım uzmanı ne diyor..

    | Cevapla
  • Geri İzleme: Sağlığımız İçin Ara Ögün | 2 Cities 1 Woman

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir