2 Cities 1 Woman

Cem‘in Uykusu

Deniz, Ali‘nin kuzeni Cem‘in annesi. Tanidiğim en sakin ve sabirli insanlardan biri ve bütün Alman Türk melezleri gibi çok güzel bir kız, arada Vera‘mi da övdüm kusura bakmayin 🙂 Üniversite eğitimini Londra`da tamamladıktan sonra memleketi Antalya’ya döndü, evlendi ve Ağustos 2013’te Cem’i dünyaya getirdi. Cem‘in neredeyse doğduğundan beri kendi kendine uyuyor olması bizim için adeta bir şehir efsanesi. O yüzden ricamı kırmayıp tecrübelerini bizimle paylaştığı için Deniz’e çok teşekkür ederim. Yeni anneler buraya Deniz’in anlatacakları var.

IMG_20140921_181434

“Düzenli uykuyu sevdiğim için doğacak bebeğimin de düzenli bir uyku alışkanlığı olmasını istemiştim. Antalya’da yaşayan biri olarak, ilk sorunumuz ağustos sıcaklarında Cem’in odasını nasıl serin ama yeni doğanı üşütmeden tutmak olmuştu. Cem’in odasını 26 dereceye getirip 2. gün itibariyle odasında yatırmaya başladım. Bu zamanda en iyi dostum Samsung Baby Monitor idi. Cem kendi gazını uzun uğraşlar sonucu kendi çıkaran bir bebek oldu hep. Yatağında sürekli bir “ıh-mıh” sesleri geliyordu ve bunu kameradan duymak beni hiç rahatsız etmiyordu. Yanımda yatırıyor olsaydım bu seslerle uyuyamazdım. Ne zaman gerçekten bir derdi olursa (acıkma, gaz sancısı vs.) o zaman ağlamaya başlıyordu ve odaya gitmem gereken zamanın geldiğini anlıyordum. İlk haftalar geceleri yatak odası-mutfak-Cem’in odası üçlüsü benim tek güzergâhım olmuştu. Önce mutfağa gidip sütü sağıyordum, oradan Cem’in odasına gidip karnını doyuruyordum. Sütüm o kadar çoktu ki her kalktığımda ekstra olarak süt sağıp buzdolabına koymam gerekiyordu. 1 hafta içinde 3 kere mastit olduğum için, mememde süt birikmesi düşüncesi artık kâbusum olmuştu. Bütün hayatım geceleri bu kadar sık kalkarak mı geçecek düşüncesi beni de buldu. Saat başı, iki saatte bir acıkan bir bebek, gelecek gecelere çok umutla baktırmıyor insana. Ancak Cem gündüzleri o kadar güzel ve uzun uyuyordu ki geceleri bu kadar sık kalkması hiç gözüme batmamaya başladı. 2. ay itibariyle gece daha uzun uyumalar başladı. Gece emzirdikten sonra hemen altını değiştirip tekrar yatağına koyup odasından çıkıyordum, arada bir “bık bık” sesi gelince kameran bakıp tekrar uyuyordum. Artık gece ve gündüz ayrımını yapan, uzun ve derin uyuyan bebekle daha mutlu ve keyifli bir anne olmuştum. Biraz daha büyüyünce geceleri uyandığı zaman gözlerini açıp bana bakıyordu. Belki kulağa biraz acımasız gelecek ama gece o esnada kesinlikle göz kontağı kurmadan altını değiştirip yatağına koyup odadan çıkıyordum. Çünkü gözlerine baktığım zaman uyku sersemi de olsa gülümsemeye başlıyor, uykuyu açmak için benden küçük bir ışık bekliyordu. O yüzden size tavsiyem gece uyandıklarında (hasta veya özel bir durum olmadıkça) sözle ve gözle iletişime geçmeyin. Sadece karnını doyurup altını değiştirip hemen yatırın. Ben de işe hep yaradı, kaldığı yerden uykuya devam etti.

IMG_20130830_123903

Gündüzleri uyuturken Cem’i dizime yatırıp biberondan sütünü verip uykuya dalmasını bekliyordum. Gündüzleri uykuya dalması biraz uzayınca dizimi hafifçe bir sağa bir sola sallamaya başladım, bu da uykuya daha hızlı geçmesini sağlıyordu. Daha çabuk uyuduğunu görünce bu sallama işi benim de biraz işime geldi. Geceleri de yatağında sütünü içerken kapısını kapatıp uykuya dalmasını bekliyor, kameradan izliyordum. Oh ne güzel bir düzendi, Cem yatağında kendi kendine uyuyor bütün alışkanlıkları düzenli bir şekilde ilerliyordu. Ve zor geceler geldi… Cem 10,5 aylık olmuştu, artık büyümüştü, aylardan haziran ve Ramazan’ın ilk günü geldi. Havalar ısınmaya başladığı için balkon kapısını açmaya başlamıştık. Cem’in odası yaşadığımız sitenin iç kısmına bakıyor, aşağıda olan herhangi bir ses odaya çok yankılı bir şekilde geliyor. Gece ramazan davulcusunu biz de duymuştuk, davulcu aşağıda o kadar uzun kaldı ve o kadar gürültülü bir şekilde davul çaldı ki, tam Cem’i uyandıracak şimdi demeye kalmadan çığlık çığlığa ağlamaya başladı, üzerine bir de ezan okunmaya başlayınca Cem’in çığlıkları ezan ve davulcu sesini bile bastırmıştı neredeyse. O geceden sonra ne yaptıysam yatağında kendi kendine uyuyamadı. Uyuncaya kadar yanında ben vardım ve ara ara sallayarak uyuttum. Bazı geceler uyanınca yanımızda yatırdık, bizimle uyudu. Hatta çok nadir de olsa sabaha karsı uyandığında hemen yanıma alıyorum çünkü yanımda yatınca hemen uykuya dalıyor ve sabahları onunla uyanmak ayrı bir keyifli oluyor. Şimdilik bu ara sıra yanımızda yatma işini alışkanlık haline getirmedi. Artık büyüdüğü ve birçok şeyi anladığı için, uyku-yatak kurallarına da ayak uydurmuş durumda. Şuan 17,5 aylık olan Cem 13. aydan bu yana gündüzleri sadece 1 kere 2,5-3,5 saat arası uyuyor. Çalışmaya başladığım ve akşam eve geç geldiğim için uyku saatini biraz daha geç saate kaydırdım. 21.30 gibi yatıyor ama derin ve deliksiz bir uyku çekip sabah erkenden kalkıyor. Yatmadan önce pijamalarını giydirip, ellerini yıkayıp, dişlerini fırçalaması için yardım ediyorum. Bunları yapınca uyku vaktinin geldiğini anlayıp eline yastığını alıyor. 

IMG_20130820_205921

Bebek bakımı-uyku düzeni konusunda uzman değilim ama edindiğim tecrübelerden yola çıkarak söyleyebilirim ki bebeğinize hangi rutini uygularsanız bebek ona alışıyor. Çok küçük anlamaz demeyin, bir uyku arkadaşı alın, 1. aydan itibaren kolunun yanına koyun onunla uyusun. Ya da yatağına koyun çok ağlamadığı sürece çıkardığı “ık mıh” sesleri duymayın, o şekilde kendi kendine uyumasını bekleyin. Bizler bebek doğar doğmaz sallamayı, pışpışlamayı seviyoruz ama sonra bunlar bebeğin alışkanlığı olunca bebeği suçluyoruz. Alıştıran biziz. Sonra alıştığı düzeni çekip almaya çalışıyoruz. Yeni doğan bir bebek özel ve hassas durumlar olmadığı sürece kendi odasında, yatağında uyumaya alıştırılmalı bence, bu benim kendi düşüncem tabi. Hiç bir anneyi çocuğuna karşı sergilediği tutumla davranışla, seçtiği eğitim şekliyle yargılamak bize düşmez. Anne nasıl mutluysa öyle yapsın. Çünkü bence sağlıklı mutlu bir bebek, ruh ve bedeni sağlıklı, mutlu bir anne ile olur. Eğer çocuk annesinin koynunda daha uzun uyuyor ve bu anneyi öyle mutlu ediyorsa bırakın anne mutlu olsun. Başka annelerle kendinizi kıyaslamayın, kendinizi eksik ya da kötü anne olarak görmenizi sağlamayın. Her annenin mutlaka kusursuz ve harika olduğu bir konu vardır. Sizi ve çocuğunuzu ne mutlu ediyorsa o şekilde davranın.” 

 

Herkese mutlu bir anne-çocuk ilişkisi dilerim.

Önce kocaman plazalarda çalışan işkolik bir avukattım. Yüksek ökçelerim üzerinde ise tam bir “Sosyal Kelebek“. Sonra aşık oldum, Ale’ye… Evlendim… İstanbul’u bıraktım, Bremen’e taşındım. Bir de baktım “Domestik” olmuşum. Sonra ise anne… Vera’nın annesi… Şimdi yeniden hayata karışma zamanı. Ve işte karşınızdayım, iki şehirden Zeynep, anne, kadın, avukat, insan, okur yazar, öğrenmeye aç, seyahate aşık...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir