2 Cities 1 Woman

Çay

Bu yazıyı okurken aşağıdaki şarkıyı dinleyin lütfen.

Bahsettiğim içilen çay değil. 90’lı yıllarda ergen olanlar bilir eskiden diskolar/gece klüpleri gündüzleri alkolsüz olarak ergenlere disko hizmeti verirdi.

Biz de kah evdekilere haber vererek, kah vermeyerek bolca giderdik bu çaylara. Cumartesi ve çarşamba günleri öğleden sonra olurdu. Bildiğin bar ortamı ama alkolsüz. Tiffany kazaklarımız veya Benetton gömleklerimiz ve Levi’s pentelonlarımıza giderdik biz çaylara. Öyle bir yaşam 🙂 Edirne’nin güzide barları Bar Mar, Kervan ki kendisi Kervansaray oteli olur, bir zamanlar belki de atların bağlandığı ahırda dep dep az tepinmedik biz, ve de Address bizim ilk gençlik yıllarımızda Tarkan figürlü danslarına sahne olmuştur.

Şimdi böyle uykusuz ve yorgun anneler olarak dansedesimiz var ama halimiz yok ya yine yapsalar keşke böyle gündüz diskoları falan. Reina falan sözüm size zavallı anneler eğlense biraz 🙂

Önce kocaman plazalarda çalışan işkolik bir avukattım. Yüksek ökçelerim üzerinde ise tam bir “Sosyal Kelebek“. Sonra aşık oldum, Ale’ye… Evlendim… İstanbul’u bıraktım, Bremen’e taşındım. Bir de baktım “Domestik” olmuşum. Sonra ise anne… Vera’nın annesi… Şimdi yeniden hayata karışma zamanı. Ve işte karşınızdayım, iki şehirden Zeynep, anne, kadın, avukat, insan, okur yazar, öğrenmeye aç, seyahate aşık...

Yorumlar

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir