2 Cities 1 Woman

Canım Sevgilim İnes

Ruhlar Evi adlı romanıyla lisedeyken tanıdığım Isabel Allende benim en sevdiğim yazarlardan. Okumadığım çok az kitabı kaldı. Paula’yı bitiremedim ne yalan söyliyeyim, artık kızım da oldu hiç elime almam. Zira kızı Paula’nın komadaki günlerini anlattığı bir kitap. Kızının akibeti ne olmuş ona bile bakamadım.

IMG_9561

Canım Sevgilim Ines, orijinal adıyla ”Ines del alma mia”yı çok sevdim. Son cümlesinde gözyaşı döktüm. Beğendiğim kısımların altını çizip burada sizinle paylaşamayacak kadar bir çırpıda okudum.

Şili’nin fethi ve kuruluşuna tanıklık ettiğimiz, gerçek belgelere dayanan bu destansı roman bana göre feminizmin kalelerinden bir kitap. Rahmetli güzel Özgecan öldürüldüğünde kadınlar olarak ne söylediysek Ines Suarez’in ağzından duyuyoruz. Ines’in başına öyle bir trajedi gelmiyor merak etmeyin ama 16 ncı yüzyılda aslanlar gibi canının istediği gibi giyinmiş ve yaşamış, hayran olunası bir kadın İnes.

Ines de Suarez, İspanya’nın Extremaduma kasabasında yaşayan mütevazı bir terzidir. Adeta bir Don Juan olan çapkın Malagalı Juan’a aşık olur, hatta evlenmeden de gizli gizli sevişir, hem de en alasından. Sonra evlenirler, Malagalı Juan altın hayalleriyle Atlantik’in öbür tarafındaki İspanyol sömürgelerine gider. İnes de kendisinden beklenen yaslı dul hayatını yaşamaktansa özgürlüğü için, Malagalı Juan için değil, o da bir gemiye atladığı gibi soluğu güney yarımkürede alır. Bir kaç destinasyon değişikliğinden sonra Peru’da, Peru fatihi İspanyol kumandan Pizarro’nun subaylarından Pedro de Valdivia ile tanışır ve ikili destansı bir aşk yaşar. Malagalı Juan’dan öğrendiği tüm hünerleri Pedro’ya öğretir. Kocasını hiçbir zaman bulamaz ama öldüğünü öğrenir. İnes özgür bir duldur ama Pedro’nun İspanya’da bir karısı vardır. Bu da onları zinacı konumunu sokar ama nedense sadece İnes bunun için cezalandırılır. Ama merak etmeyin o erkeklerin beklediği gibi düşmez, mutlu bir evlilik yapar kurtulur.

Bu destansı aşkların gerisinde vahşetle ve şiddetle dolu bir Şili fethi var. Ne kadar çok şiddet, ne kadar çok kan ve ne kadar çok gözyaşı var herkes biliyor zaten ama bu kadar detaylı okumak insanın yüreğini acıtıyor. 16 ncı yüzyıldan beri ne kadar medenileştik derseniz bence bir arpa boyu yol alamamışız.

Pedro ile birlikte Şili’yi fetheden ve kuran İnes diyor ki ”Herhalde meydanlara benim heykellerimi dikecekler, adımı taşıyan sokaklar ve şehirler olacaktır, aynı Pedro de Valdivia ve diğer fatihler gibi, ama erkekler dövüşürken kasabalar kuran yüzlerce yiğit kadın unutulup gidecektir”.

Neden bilmiyorum İspanyolca, İspanya, İspanyol ve Latin kültürü ve Güney Amerika ile aramda inanılmaz bir bağ var benim. Belki de o yüzden latin edebiyatına bunca düşkünlüğüm.

Latin edebiyatına benim kadar düşkün olun ya da olmayın bu kitabı okuyun derim. Herkesin seveceği, okurken İnes’e hayran kalacağı, insanoğlunun zalimliğine lanet edeceği bir solukta okunacak, tarihe ışık tutan destansı bir roman bu.

Tutku hayatımızdan eksik olmasın.

Merhaba, Ben iki şehirden Zeynep. Kalbimin çeyreği 5 yıl önce ayrıldığım İstanbul'a ait. Sekizde biri büyüdüğüm Edirne'ye, geri kalanı da Vera kuşuma ve beyimle paylaştığımız evime sonra da Almanya'ya. Avukatım, Vera kuşumun anasıyım, beyimin karısıyım, büyük hayalciyim, çok gezerim, çok okurum, çok yazarım, bazen çok konuşur, bazen hiç konuşmam. Bazen şahane yazarım, bazen saçmalarım. Burası da benim her telden çaldığım kişisel günlüğüm gibi bir şey.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir