2 Cities 1 Woman

Çalışan Anne Çalışmayan Anne

Geçenlerde üyesi olduğum bir grupta bir anne, çalışan bir anne, derdini paylaştı. Bunu yaparken çalışmayan annelere laf söylemek istemiyorum lütfen bu algıyla okuyun yazıyı diye de bir açıklamada  bulunmuş. Her ne kadar böyle dese de aslında çalışmayan annelerin pek çoğunun kalbini kıracak kadar ağır şeyler de yazmıştı. Ama aslında amacının o olmadığı da bir o kadar açıktı bence. O kadar yorgun ve yılgındı ki, hassasiyet gösteremeyecek kadar hem de, içinden geldiği gibi yazmıştı. Oysaki o sadece anlaşılmak istiyordu. Hepimiz gibi.

Onun, oradaki amacının çalışmayan anneleri eleştirmek olduğunu görmeyen pek çok kişi de ona sert yorumlar yazdılar. Benim için açıktı çünkü ben de zaman zaman anlaşılma isteğimi agresif yansıttım. O yüzden biliyorum. O yüzden benim için açık. Özellikle anne olduğum ilk yıllarda, çok ama çok yorgunken, çok ama çok yalnızken, çalışmak istediğim halde çalışamıyorken, bu konuda çok yaralıyken pek çok iyi niyetli ve de kötü niyetli yoruma karşı hassasiyet gösterdim. Ve de mesela Yabancı Bir Ülkede ve Yalnız Çocuk Büyütmek yazıma da bazı yardımcısı olan arkadaşlarım alınmıştı.

c2ca51f7589f3a6ee069628eb3ab22ca

Halbuki aslında hepimiz bambaşka koşullara sahip bambaşka insanlarız. Hepimiz anlaşılmak istiyoruz. Çalışsak da çalışmasak da, yardımcımız olsa da olmasa da, hepimizin koşulları farklı. Her aile farklı, her çocuk farklı. Hepimiz kendi hassasiyetlerimize göre zaman zaman alınganlık ediyor, zaman zaman da başkasına ağır gelebilecek sözler edebiliyoruz. Ya da başkasının derdini küçümseyebiliyoruz.

Ben genelde derdi küçümsenendim. O yüzden kimse beni anlamadıkça daha agresif ve daha fazla kendimi savunur oldum. Siz de farklı açılarıdan anlaşılmadığınızı düşündünüz kimbilir?

Yazıyı yazan anne çalıştığı için eleştirilmiş mesela. Çalıştığı ve iyi anne olmadığı için. Ben çalışmadığım için eleştirildim. Ya da hayatım görece olarak başkalarına göre daha rahatken neden söyleniyordum, ya da neden agresiftim, gibi gibi…

01d2d6531764d2626ab6fb680a2bbc6f

Aslında hepimiz kendi yaşadığımız gerçekliğe göre çok yorulabiliyoruz. Hepimizden daha iyi durumda olanlar, hepimizden daha kötü durumda olanlar var. Her zaman da olacak.

Bazen iyi ki çalışmıyorum dedim, bazen keşke çalışsaydım da benim de kendi hayatım olsa, ben olsam dediğim günler oldu. Çalışan arkadaşlarım bazen çocuklarını bırakıp gittikleri için ne kadar vicdan azabı çektiklerini söylediler, bazen de işe koşarak gittiklerini çünkü orada dinlendiklerini.

Ne çalışmayan annelerin hayatı aynı ne de çalışan annelerin. Kimisi çalışıyor ama dostlar alışverişte görsün hesabı ofise gidip geliyor, kimisi para bile kazanmadığı işler uyduruyor kendine sırf şu toplumun baskını hissetmemek için. Kimisi insanların hayatını kurtarıyor, kimisi temizliğe gidiyor, kimisi çocuğunu kayınvalidesine bırakıp başka birinin çocuğuna bakmaya gidiyor.

Kimisi ev hanımı ama kocasının tüm sülalesine hizmet ediyor, kimisinin kocası çalışmasına izin vermiyor, kimisi iş bulamıyor, kimisi bütün gününü kuaförde geçiriyor.

Kimine hayat başka şekillerde kolay, başka şekillerde zor. Herkes kendince bir seçim yapıyor ve farklı şekillerde bedeller ödüyor. Biz bunu dışarıdan bazen görüyoruz, bazen görmüyoruz.

Aslında çoğu zaman kimseyi eleştirmek, yargılamak istemiyoruz. Kimse bizi eleştirmesin, kimse bizi yargılamasın istiyoruz. Sadece anlaşılmak istiyoruz.

ea922673ec957b792f7e592fce42b79f

Çok yorgun olduğumuz o zamanlarda, bütün dünya bizi eleştiriyor zannettiğimiz o zamanlarda işte diğer tarafın, bizim sahip olmadığımız şeye sahip olan kişinin hayatı daha güzel, daha iyi, daha rahat zannediyoruz.

Birilerinin hayatı da hakikaten her zaman bizim hayatımızdan daha iyi oluyor, hep oldu, yine olacak. Ama aynı zamanda birilerinin hayatı da her zaman bizimkinden daha zor. Hep oldu, yine olacak. Zaten hayat adil değil. Kim öyle olduğunu söyledi ki? Hepimizin yolculuğu farklı.

Ha o sizi hiç anlamayan gerçekten de hep eleştiren insanlar var ya işte onların asıl dertleri kendileriyle. Kendileriyle yüzleşemedikleri için sizi bir kalkan olarak kullanıyorlar. O yüzden siz kendinizi de yırtsanız onların nezdindeki imajınızı değiştiremeyeceksiniz. Kendilerini kötü hissettikleri meselelerde sizin üzerinizden kendilerini temize çekiyorlar. O sizi hiçbir zaman anlamayacak. Onların gözünde her zaman çalışmadığı için dertsiz, çalıştığı için çocuğuyla ilgilenmeyen, bakıcısı olduğu için rahat anne olarak kalacaksınız. Sizin yaşadığınız kendi başlarına geldiğinde bile anlamayacaklar. Çünkü onun derdi kendiyle, sizinle değil.

Ama güzel olan ne biliyor musunuz? Hepimiz bunları yaşıyoruz, hiçbirimiz yalnız değiliz. Benim o huncarca kendimi eleştirip, başkaları eleştiriyor zannnettiğim günlerde biri bana böyle şeyler söylese çok mutlu olurdum. Biri benim derdimi küçümsemese, haline şükret demese, beni sadece dinlese ve anlasa çok mutlu olurdum. Haksızlık etmeyeyim diyenler de oldu ama benim kendimi eleştirdiğim iç sesim o kadar yüksekti ki onları duyamadım.

Anne olmak zor, kadın olmak zor. Ama bir o kadar da güzel. Anne olmayan kadın eksik değil elbet. Bence sadece anne olan kadın doğumla gücünün sınırsızlığını görme şansına daha kolay sahip oluyor ama bu demek değil ki anne olmayan kadınların gücü sınırsız değil ya da onlar bunu göremiyor. Elbette değil.

Bütün toplum ve hatta kadınlar bir olmuş bizi çalışmayan kadın hiçtir, anne olmayan kadın hiçtir, çalışan kadın kötü annedir, kadın ottur, kadın boktur, analar böyledir şöyledir diye eleştirirken ayakta kalmak bazen çok zor. Özellikle yorgunken, omuzlarımızda bir sürü sorumluluk varken. Ama her zaman ayağa kalkıp mücadeleye devam ediyoruz.

Bence hepimiz kendimizle gurur duyalım. Bir de ağzımızı açmadan önce karşımızdaki kişinin de aynı bizim gibi anlaşılmayı beklediğini unutmayalım. Enerjimizi birbirimizi aşağı çekmek yerine birbirimizi yukarı çekmek için kullanalım. Ama yine de kimse sıvazlamazsa biz sıvazlayalım sırtımızı. Derdiğimizi de sorumluluğumuzu da paylaşalım. Şimdi göremeseniz bile huzurlu güzel günler deliksiz uykuların sabahında. Hepinize kocaman sarıldım. Hiçbiriniz yalnız değilsiniz.

Merhaba, Ben iki şehirden Zeynep. Kalbimin çeyreği 5 yıl önce ayrıldığım İstanbul'a ait. Sekizde biri büyüdüğüm Edirne'ye, geri kalanı da Vera kuşuma ve beyimle paylaştığımız evime sonra da Almanya'ya. Avukatım, Vera kuşumun anasıyım, beyimin karısıyım, büyük hayalciyim, çok gezerim, çok okurum, çok yazarım, bazen çok konuşur, bazen hiç konuşmam. Bazen şahane yazarım, bazen saçmalarım. Burası da benim her telden çaldığım kişisel günlüğüm gibi bir şey.

Yorumlar

  • Yeşim Selçuk

    Bolugunu ve isntagram hesabınıtakip etmeyi çok seviyorum 🙂
    Şimdi yazını okurken aklıma ”Big Little Lies” dizisi geldi 🙂
    YAŞASIN KADIN DAYANIŞMASI

    | Cevapla
  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir