2 Cities 1 Woman

Bizim Girit Gezi Rehberimiz

IMG_1035

İlk yazım Çocukla Girit Tatili’ni okumayanlar varsa önce oraya tık tık. Burası bizim otelimizin olduğu Panormo sokakları. Minicik bir köy Panormo. Müthiş güzel denizi, minik plajı, bir kısım cafeleri ve tavernaları ile kallavi de bir eczanesi var. Hanya’ya pazar günü gittiğimizden başka eczana göremedim ama burası nefsimi köreltti.

IMG_1039 En sevdiğim gölge asmaaltı gölgesi.IMG_1045 Burası da tipik kıraathane ama nasıl güzel.IMG_1048 IMG_1049 Şurdan sola dönünce eczane hemen orada.IMG_1054 IMG_1058 IMG_1060 Oasis Cafe’nin ağaç altı gölgeleri muhteşem.IMG_1061 IMG_1065 Bütün Girit kedi dostu zaten.IMG_1072Denizi muazzam demiştim değil mi? Panormonun içindeki küçük pansiyon veya dairelerden birinde çok rahatlıkla kalınabilir bence. Hepsi denize yakın, tüm cafelerde kahvaltı var güzel yemekler yapan tavernalar var, deniz muhteşem. Daha ne olsun?

IMG_1230

Yağmur yağan günlerden birinde Panormo’da bir cafeye sığındık.IMG_1258

Yağmurun yağdığı bir başka gün araba kiralayıp Arkadi Manastırına gittik. IMG_1259 Bana kalırsa burası mutlaka görülmesi gereken bir yer. Bir kere yolu çok güzel. Yemyeşil dağlara tırmanıyorsunuz. IMG_1261

İkincisi manastır çok güzel. Bahçesine aşık oldum resmen manastırın.  IMG_1265

Besmelemi çeker her kilisede bir dua ederim kardeş.IMG_1266

Üçüncüsü bu manastır bizim tarihimiz açısından da önemli bir mekan.IMG_1270

Malum Girit Osmanlı egemenliğinde kalmış bir ada. İşte Girit’liler Osmanlı’ya yar olmamak için bu manastıra sığınmışlar ve en sonunda ele geçirilmektense barut deposunda herkes ve her şeyi havaya uçurmuşlar. Bu güzeller güzeli manastırın sonu Osmanlı’nın elinden olmuş anlayacağınız.IMG_1271

Yalnız broşürlerde soykırım falan diyor, iş o boyutta mı bilemiyorum. Yani bize anlatsalar şunu tarih dersinde bilsek de bizim de bir lafımız olsa edecek. Yani ben öyle kör gözüne milliyetçi değilim ama soykırım mıdır bilemiyorum, neticede benim annemin ailesi de Yunanistan göçmeni. Onlar da zevklerinden göçmemişler elbet. Bu işlerin iç yüzünü öğrenmek isterim elbet ama biraz tarafsız bilgi de nerde bulunur bilmem. Var mı sizin Yunan Türkiye tarihine lişkin tavsiye edebileceğiniz güzel bir kitap?

IMG_1272 Soykırım ya da değil burada yüzlerce insan ölmüş. Çoluk çocuk insanı utandıran, üzen şeyler. Ben utandım yani gezerken. Üzüldüm de.IMG_1273 IMG_1274 IMG_1275 IMG_1277

Burası keşişlerin özel alanıymış. Meditasyonlarını da burada yapıyorlarmış. Hayalimdeki yazlık ev bahçesi. Güzelliğini, dingilliğini sözlerle tarif edemem sanırım. Ha keşişler de ne kadar dingin ne kadar ermiştir bilemem Umberto Eco Gülün Adı’nda bize başka şeyler anlattı misal.

IMG_1285

İşte burası da olayın meydana geldiği barut deposu.IMG_1286 IMG_1288 IMG_1290 IMG_1291 IMG_1292 IMG_1296 IMG_1297 IMG_1298 IMG_1300 IMG_1307 IMG_1316 IMG_1269

Dışarıda bir şapelin içinde de ölen kişilerin bazılarının kafatasları sergileniyor. Çok rahatsız ediciydi.IMG_1283

Çıkışta Melidoni mağarasına gittik. Devasa bir mağaraydı, Vera kuş da mağara neymiş öürenmiş oldu.
IMG_1323

Melidoni köyü inanılmaz tatlı bir köy. Meydandaki tavernadaki tombul komşu teyze tadındaki teyze ve yemekleri de şahaneydi. IMG_1338

Lakin biz yemek yiyemedik, neden çünkü cenaze yemeği gibi bir şey vardı, tüm yemekler onlara gitti.IMG_1337 IMG_1336 IMG_1335

Biz çoban salataya ekmek bandık donduk.
IMG_1325 IMG_1339 IMG_1340

Bir de şu minik çiğ böreğimsi şeyden tırtıkladım bir tane. Kız bir tane ver tadayım dedim kıyamadı verdi. İçi peynirli ve adı Kalitsounia. Elbetteki benim gibi hamuişi sever bir insan için muazzam bir lezzet.IMG_1344

En iyi kahveyi burada içtim. Bu köy ve bu taverna da mutlaka görülmeli bana kalırsa. Manastır ile Melidoni arasında çömlekleri ile ünlü bir köy daha var. Adı Margaritas idi sanırım. Biz içinden geçtik ama fazla turistik geldi, zaten yağmur da yağıyordu durmadık, bu köye ise dibim düştü.

Biz çocuklu olduğumuzdan bir günde bir manastır ve bir mağara ancak gördük. Siz normal insanlar daha fazlasını görebilirsiniz elbet.
IMG_1357

Başka bir gün yine araba kiralayıp Hanya’ya gittik. Hanya’yı ve Konya’yı görmekte ki Hanya evet bildiniz.IMG_1358

Ay orası ne tatlı ne güzel bir şehirmiş öyle. Gerçi sürekli yağmur yardığı için pek orayı da gezemedik. Yağmurdan nefret ediyorum. Bu yaz tiksindim ben yağmurdan yine buldu beni. Bakın şu üstteki cafe pek güzel duruyordu. Oturun derim. Alkol olur kahve olur. Manazara da güzel.IMG_1359

Arabamızı parkettik ve saçakların altına sığına sığına eski şehre doğru yürümeye başladık. O sırada beni olduğum yere mıhlayan bir müzik duydum. İlk önce bir dükkandan geliyor sandım gidip sormam lazım bunu kim bu derken bir baktım minicik bir kız söylüyor, yanında da üç dört tane oğlan çocuğu çalıyor.
IMG_1365

Olduğum yerde kalakaldım. Dondurma istiyorum diye susmayan Vera, yağmurun altında Vera’nın arabasını itekleyen Ale olunca yola devam etmek zorunda kaldım ama o an hayatım böyle bok gibi geldi bana. Sadece küçük bir an böyle orda tutku var, hayat var ve ben oraya gidemeden yoluma devam etmek zorundayım gibi hissettim.IMG_1366

Geçimini sokakta şarkı söyleyerek sağlayan minicik bir kızın o muazzam sesi ve mızılayan Vera ve durmayan yağmur. O anda sadece oturup o müziği dinlemek istedim. Keşke zengin olsaydım ve şu an bir albüm yapsaydım şu çocukları ve sürekli dinleyebilseydim onları diye düşündüm.
IMG_1367 Videoyu maalesef yükleyemedim buraya ama instagramda paylaştım, oradan dinleyebilirsiniz minik kızı.IMG_1371 IMG_1372 IMG_1375 Hanya’nın eski liman bölgesi burası. Buranın arka sokakları daracı, çok güzel, mimari ya Osmanlı ya Venedik mimarisi. Her sokak aval aval bakınarak gezilecek kadar tatlı. Gözünüze güzel gelen her taverna güzel muhtemelen.IMG_1377 IMG_1378

Bakın şuarada yukarıda köşede bir otel ve altında restaurant var. Çok güzel gözüküyordu.IMG_1379

Biz arka sokaklarda bir taverna bakalım derken yine yağmur başladı ve şekerden yapıldığımız için sahildekilerden birine oturduk. Kötü müydü? Hayır. Olsa olsa fazla turistik ve biraz daha pahalıdır.

Tavsiyem arka sokaklara dalın ve bolca Yunanca konuşmaların geldiği bir tanesine oturun. Çocukluysanız zaten nereyi bulursanız oraya çökeceksiniz muhtemelen. Bir arkadaşım Ta-mam diye bir yer önermiş bu arka sokaklarda ama aklımdan çıkmış. Sonradan gördüm. Siz giderseniz yazın bana da nasılmış diye.

IMG_1380 IMG_1384 IMG_1387 IMG_1390 IMG_1396 Hanya dönüşü Kournas Gölü’ne gittik. Bu gölün suyu hem içilebiliyor hem de gölde yüzülebiliyor.IMG_1399 Benim telefonumla çektiğim dandik resimlerden pek belli olmuyor ama gölü ilk gördüğümüz noktada karı koca ”wow”ladık.IMG_1402 IMG_1404

Hakikaten inanılmaz berrak bir su ki o gün güneş yoktu.IMG_1407 IMG_1420

Pedallı botlardan kiralayıp minik de bir tur yaptık. Neden minik? Çünkü bizim minik daha fazlasını istemedi.

Girit’e tekrar gidersem bu göle mutlaka tekrar giderim ve yüzerim. Gölün etrafında pek çok taverna var ve tavernaların hepsinde çocuk oynama köşesi ve trambolin var.

Girit’te görülecek çok fazla şey var. Mesela Vera’nın fit bir zamanı olsaydı kanyonlara trekkinge de gitmek isterdik. O yüzden Girit’te aklımda kalan pek çok yer oldu gezilip görülecek. Bir dahaki sefere Hanya civarındaki Ammos Hotel’e giderim geçen yazımda da belirttiğim gibi. Melidoni köyüne tekrar gider ve meydandaki tavernade öğle yemeği yerim. Hanya’yı biraz daha fazla dolaşırım. Kanyonlarda trekkinge giderim. Bot turuna çıkarım. Kourna gölüne gider yüzerim. El Greco Müzesine giderim. Sipili köyüne giderim. Rethymno şehrini gezerim ki bizim dibimizdeydi resmen zaman kalmadı. Preveli Plajına giderim.

Daha önce de dediğim gibi Girit’te fazla risk yok. Bookingte vs olumlu yorumlar almış herhangi bir düzgün mekanda kalabilirsiniz, gözünüzün beğediği herhangi bir tavernada yemek yiyebilirsiniz. En kötü muazzam domatesli Yunan salatasına muazzam ekmekleri banarak karnınızı doyurursunuz.

Girit’i düşündükçe hala ağzım sulanıyor. Yunanistan benim ikinci vatanım sanki öyle bir evde olma hissi. Teyzeme gitmişim gibi. Varsa sizin de Girit tavsiyeleriniz şuraya bırakıverin lütfen.

Kış geldi bu yazı da arada bakmalık dursun burda.

Önce kocaman plazalarda çalışan işkolik bir avukattım. Yüksek ökçelerim üzerinde ise tam bir “Sosyal Kelebek“. Sonra aşık oldum, Ale’ye… Evlendim… İstanbul’u bıraktım, Bremen’e taşındım. Bir de baktım “Domestik” olmuşum. Sonra ise anne… Vera’nın annesi… Şimdi yeniden hayata karışma zamanı. Ve işte karşınızdayım, iki şehirden Zeynep, anne, kadın, avukat, insan, okur yazar, öğrenmeye aç, seyahate aşık...

Yorumlar

  • duygu

    Girit’in guney kismi da cok guzelmis diye duyuyorum, aklinda olsun. Ben de Almirida’dan baslayip, Heraklion, Agios Nikolaos ve Sitia’ya gitmistim. Oyle buyuk ki ada, ciddi zaman gerekiyor. Bu dedigim rotayi 3 haftada yapip oradan Rodos’a gectim. Senin kadar cok cok etkilenmesem de, sevmistim. Yollar uzun ve yorucuydu ve deli gibi kullaniyorlar. Turist batagindan kurtulmak icin cidden ugrasmak, bilip arastirip gitmek gerekiyor bence Yunanistan’a. English breakfast’i kil payi gectim bazen 🙂

    | Cevapla
  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir