2 Cities 1 Woman

Bebekle / Çocukla Uçak Yolculuğu

Dünden beri yine hastayım gençler. Yani arada bir hafta iyi olup tekrar hasta olmalar, bir türlü düzelememeler nedir anlamadım ki bu kış? Bağışıklık sistemim zayıflamış demek ki! Babam bunu okuyup hemen telefonda nutuklara başlayacak diyet yapma diye ama zaten diyet yapmıyorum ben babacığım. Hala 56 kiloyum, gram vermiş değilim. Neyse bu konuları alkali diyette yazalım. Geçen hafta da gezentilikten çok yoğun geçince yeni post gelemedi. Bugün de hasta olduğum için taslaklarımdan birini yayınlayacağım bugün.

Vera şu anda 18 aylık ve tam 14 kez uçak yolculuğu yaptı. Henüz 12 aylık olmadan 12 tanesini yapmıştı bile. Bunların çoğunda ben Vera ile yalnızdım. Dolayısıyla bebekle yalnız uçak seyahatinin piri oldum mu, baya oldum ama top yuvarlaktır, bunlar da bebedir, yani ne olacağı belli olmaz. Bakarsın bir sonrakinde ortalığı inletir de elim ayağıma dolaşıverir.

1. Bremen – İstanbul Gidiş Dönüş (THY)

İlk uçak yolcuğumuz Vera 4,5 aylıkken Bremen’den İstanbul’a idi. THY ile uçtuk, yol 3 saat kadar sürüyor ve direkt uçuş. Geçen yıl canım Ayşe beni Bremen’de ziyaret ettiğinde, onun dönüşü ile bizim gidişimizi aynı tarihe aldık ki, ilk gidişimde yalnız olmayayım. İstanbul’dan Bremen’e gelen yolcular çıktıktan sonra hemen aynı uçak İstanbul’a gittiğinden olsa gerek uçak inanılmaz sıcaktı. Bebek oksijen maskesi koridor tarafında olmadığından bebekli yolcular ancak cam kenarı veya ortada uçabiliyorlar ki en nefret ettiğim kısım bu, bana afakanlar basıyor cam kenarında. Koridor olsa istediğin zaman kalk, çık, çok daha rahat. Neyse biz de ilk yolculuğumuzda yanımızda Ayşe ile cam kenarında oturduk. Ben çok stres yaptım, bir de sıcak, bana fenalık geldi. Bunu hisseden Vera da biraz ağladı. O ağlayınca ben daha çok stres yaptım ve daha çok sıcakladım. Yumurta tavuk gibi devam etti bu ama sanırım en fazla yarım saat ağladı. Yarım saat kadar da uyudu. Bir şekilde idare ettik. Yanıma aldığım yedek kıyafetleri kullanmama hiç gerek kalmadı ama çocuğu epey soydum. Yani kısa kollu veya kolsuz body giydirmekle başla.

Ders 1: Çocuğu kat kat giydir ki sıcakken bolca soyabilesin, soğukken bolca giydirebilesin. 

Ders 2: Hiç kullanmasan bile yanına yedek kıyafet al. Her zaman yanında yokken ihtiyaç hali doğar zaten.

Acil çıkışı bebekli yolculara verilmiyor.

FullSizeRender

İlk uçak yolculuğum olduğundan bir acemilik yaptım elbette. Bizim Bugaboo Cameleon iki parça diye almayayım dedim, arkadaşım ben sana benimkini altını veririm İstanbul’da dedi, ben de Maxi Cosi’yi ve Baby Björn Miracle’ımı alıp yola çıktım. Maxi Cosi ile çocuğu taşımak zulüm. Çok ağır. Allah’tan Bremen Havaalanı küçük. O zamanlar Vera daha küçük olsa da uzun süre Baby Björn ile taşıyamıyordum ki sonra Ergo Baby ile daha rahat ettiğimi de gördüm.

Ders 3: Tekerlek üzerinde giden bebek arabandan şaşma. Kangurunu her zaman güvenme. Ama yine de kangurunun yanında olması her zaman iyi.

Uçak kalkarken Vera’yı emzirecektim ama Vera hızlı emdiğinde, ben de panikle biraz erken davrandığımdan kalkış anında Vera’nın emmesi bitmişti. Aslında bakarsanız çoğu zaman emzikle geçirdik ya da tammaladık biz kalkış ve inişleri. Kalkış ve iniş esnasında hiç problem yaşamadık.

Dönüşte, kardeşimin o zamanlar çalıştığı şirket sebebiyle sahip olduğu kart ile, kardeşim uçağa kadar bize eşlik etti. Arkadaşımın Bugaboo alt kısmını orada Elif’e teslim edip uçağa bindiğimden havaalanında rahat ettim. Güvenlik kontrolünden geçerken Vera Maxi Cosi’de uyuyordu ve, uyandırmayan o güvenliğe bugün hala minnettarım. Uçakta tek başımaydım, Vera yine biraz mızırdandı, ben yine biraz stres yaptım (ama daha az), yemek geldiğinde uyudu ve ben de yemek yiyebildim, Vera’yı hostese verip tuvalete gidebildim. Dönüp baktığımda en zor uçak yolculuğum buydu çünkü ben kendi kendime stres yapmıştım. Zor olması için hiçbir sebep yok aslında şimdi olsa en rahat uçak yolculuğum olurdu. Ama yine de o zamanki halimi anlıyorum. Yine de iyi cesaret 4,5 aylık bebekle tek başına uçak seyahati.

Uçuştan önce THY’yi arayı beşik rezervasyonu istedik. Tamam dediler. Uçağa bir de gititk de yok, zaten uçak küçük uçak olunca beşik olmuyormuş. Telefondaki görevli de bize bu bilgiyi vermemiş. THY bazı konularda yüzümüzü kara çıkartıyor. Bu da onlardan biriydi. Hani Lufthansa İstanbul’a direkt uçsa galiba onu tercih edeceğiz. Ama THY’nin yemekleri çok güzelden başka bir şey diyemez olduk.

Dönüşte ve aslında her dönüşte Vera’nın eve adapte olması bir haftayı buldu. Yani dönüşlerde bir hafta hep çok ama çok zor geçti. Ama bir haftanın sonunda herşey normale döndü.

2. Bremen – İstanbul Gidiş Dönüş (THY)

İkinci seyahatimiz Vera 7 aylık olmaya yakınken yine Bremen İstanbul gidiş dönüş seyahati idi ve bu sefer tamamen tek başımaydım. Uçaktan inerken arkamızda oturan adam Vera’yı görünce aaa bebek varmış, hiç sesi çıkmadı diye şok oldu, düşünün. Yanımda da Türkiye’ye seyahate giden Türk bir abla kardeş vardı ki onlar da çok tatlı olunca hem sohpet ettik, hem arada bir kez ihtiyaç halinde Vera’yı kucaklarına verebildim, Vera uyurken kucağıma uzatınca ayakları kızın kucağına geldi biraz, kız hiç rahatsız olmadı falan derken o yolculuk rahat geçti. İşte benim kendime güvenimin geldiği ve artık hiç stres yapmamaya başladığım yolculuk bu oldu.

Ders 4: Bebek kavanoz mamaları ve içme suyu, uçağa girmesi yasak olan sıvı kapsamına alınmıyor. Sadece daha özel bir aletle inceliyorlar ve uçağa almana izin veriyorlar. O yüzden bebeğinizin mamasını yanınıza almaya çakinmeyin.

Ders 5: Uçaktaki mamalara güvenmeyin, bir THY’de sadece Ülker marka var ki bedava olduğu halde çocuğuma yedirmem, iki genelde uygunsuz aylar için ve sadece meyve oluyor. Dolayısıyla siz uçağa fazla güvenmeyin, kendi mamanızı getirin ama yine de ihtiyaç halinde uçakta da ek gıda var mı, var.

Dönüş yolculuğumuz yine aynı şekilde rahattı, hatta belli ki okul gezisine gelmiş liseli bir grup Alman ergeni Vera’yı görünce eyvah bebek tribine girmiş, ben de gururlu anne olarak merak etmeyin sessizdir diye hava yapmıştım, ki nitekim sessizdi de.

Bu sefer kendi bebek arabamın altı ve yine Maxi Cosi ile gittim.

Ders 6: Türkiye’de bebek arabası ile uçağa kadar gitmenize izin veriyorlar ama Bremen’de bekleme salonunda gelip alıyorlar. Bremen’de uçağa binene kadar Vera’yı kucağımda taşımak zorunda kaldım ve bebek çantası ile elbetteki çok zor oldu. Bu kez Baby Björn’ü almamıştım ve pişman oldum. Yani Ders 2 uyarınca hem bebek araban hem de kangurun yanında olsun.

3. Bremen – Frankfurt – San Francisco Gidiş Dönüş (Lufthansa)

Vera 8 aylıktı. Bu aktarmalı ilk uçuşumuzdu. Frankfurt sadece bir saat olduğundan acaba iniş kalkış kulaklarını çok etkiler mi dedim ama Allah’a şükür problem olmadı. Bu tabi ilk uzun yolculuğumuzdu. Ama bu sefer yanımda Ale de vardı. O yüzden tek başıma seyahatten sonra bu yolculuk bana pek de zor gelmedi. Ama çok uzundu. Vera giderken çok fazla uyumadı. Çok fazla uyumayınca çok fazla yedi. Çok fazla yiyince 5 kez kaka yaptı, evet Frankfurt San Fransisco arası 9 saatte 5 kez kak yaptı. Evde poposunu zeytinyağı ile sildiğimizden, burada ıslak mendille bu kadra çok silince poposu pişik oldu, hatta biraz kanadı. Vardığımızda oldu tabi ya da biz o zaman farkettik diyelim. Daha önce belirttiğim yapak ve benim meme ucu kremimle iyileştirdik pişiğini.

FullSizeRender-2

Lufthansa’da chekc in esnasında bebek arabası ile THY’nin verdiği naylon poşetlerden vermiyor. Aklınızda olsun. Almanya’da yok bu uygulama. Uçağa binmeden önce bebek arabasını alıp öyle cıbıl koyuyorlar bagaja ki bebek arabamızın alttaki sepetinin kumaşı yırtıldı bu uçuşta. Fakat San Fransisco’dan dönerken Lufthansa chek in esnasında bu naylonlardan verdi bize. THY’ninki kadar iyi olmasa da en azından korumalıydı.

Ders 7: Ne olur ne olmaz diye THY’den aldığınız naylonu atmayıp yanınızda bulundurun. Başka memleket ve başka havayollarında lazım olabilir.

Yedek kıyafetlerini değiştirmemize gerek kalmadı. Daha önce olduğu gibi bu sefer de öyle çok fazla oyuncakla oynamadı. Lufthansa’nın verdiği dandik Leylek kuklası ve leylak emzik askısı ile çok eğlendi ki o kuklayı hala çok sever hatta Bodrum’da o kuklayı çok seven bir başka küçük çocuğa vermiştik ikincisini.

Şimdi hiç bakıcım, hizmetçim yokmuş gibi çek pampa diyen sosyal medya anneleri tavrına girmeyeyim biz bu uzun uçuşta Business class uçtuk. Yani aman efendim pek de zor olmadı derken bu önemli bilgiyi vermekte de fayda olduğunu düşünüyorum. Ha şu anda gitme şansım olsa atlar ekonomi de giderim ben, öyle gezenti bir insanım. O yüzden yerimiz çok boldu, koltuklarımı tam yatıyordu, önümüzde Vera’ya beşik kurdular. Dolayısıyla oldukça rahattı ama ben henüz o zamanlar bebekle tatil konseptine hala alışamadığımdan bolca söylendiğimi hatırlıyorum. Neticede yer bol olsa da çok uyumayınca onu eylemek lazım. Evde bile büyün gün çocuğu eylemek zorken 9 saatlik uçuşta öyle pek de kolay olmadı. Bazen gezindik uçakta, kucağımızda falan bir şekilde geçti bu yolculukta. Fakat dönüşte 4-5 saat uyuduğu için vallahi nasıl geçtiğini anlamadık, o kadar rahattı. Azıcık şampanya bile içtim.

FullSizeRender-1

Amerika’da business class yolcuları için ayrı pasaport sırası yok. Uzuuun bir sıra var hazırlıklı olun.

Alakasız ek bilgi: İnternetten kiralamış olsanız bile San Fransisco’da kiralık araba kuyruğu fecahat. 1,5 ya da 2 saat bekledik sanırım. Beklerken bir baktım bir grup taş gibi çocuk. Aaaaa Amerika’lı gençler ne yakışıklıymış, hata mı ettik Alman’la evlenmekle derken, baktım yanımda oturan çocuk Türk.e bir şey söyledi, konuşmaya başladık, meğer kendisi olimpiyatlara hazırlanan bir yüzücüymüş, Turkcell sponspormuş kendilerine, o gördüğüm taş çocuklar da Michael Phelps ve başka dünya şampiyonlarıymış, hep birlikte Rio olimpiyatlarına hazırlanıyorlarmış. Aferin Turkcell’e, bizi düdükleyerek kazandığı onca parayla bir hayır işlemiş sonunda.

Giderne hem bebek arabamızı hem de maxi cosimizi aldık ve max cosi’yi check in esnasında verdik çünkü kiraladığımız araba ile nasıl bir oto koltuğu geleceğini bilmediğimizden riske atmak istemedik.

Gittiğimizde Vera ilk üç gece gecenin köründe uyandı. Ben hiçbir zaman çocuk gece uyandığında onu eylemeyen bir insan olduğumdan yne öyle yaptım. Vera’yı aramıza aldık, orda döndü döndü ama kanalıkta yatmaya devam ettik hepimiz. Galiba iki üç saat sonra tekrar uyudu. Üç gece sonra düzene girdi ama mesela bizim odamızda olmasına rağmen evdeki gibi kesintisiz uyumadı. Gece uyandı biz de aramıza aldık ama sonra uyumaya devam etti. Yani jat lag durumu 3 günün sonund ageçti Babası daha fenaydı. Gündüz bunlar akşamüzeri bir uyuyorlardı ki, uyandırana kadar canım çıkıyordu. Sorumluluk sahibi anne olarak ben hiç uyuyamadım tabi 🙂

Ders 8: Jat lag çocuğunuzun, yeni ülkenin saatine göre elbette, rutini devam ettirmeye çalışın. Yani öğle uykusunu çok uzun uyumasına izin vermeyin, akşam aynı saatlerde uyutmaya çalışın ve gece uyandığında kesinlike ışığı açıp, oyun oynamayın, hatta ışığı açmasanız da oyun oynamayın.

Dönüş yolculuğu dediğim gibi çok daha rahattı çünkü Vera uzun süre uyudu. Fakat eve vardığımızda kabus başladı ve tam bir ay sürdü. Ale’nin bir arkadaşı dedi ki, kaç saat fark varsa o kadar gün sürüyormuş çocuğun normale dönmesi. 9 saat fark için 9 gün olması lazımdı ama bizim iki hafta sürdü. Üçüncü hafta biraz hastalandı, dördüncü hafta ne oldu hatırlamıyorum ama totalde dört hafta çok ama çok zor geçti. Hastalanmasa belki sadece iki hafta sürecekti. Gece birimiz yanında olmadan aslan uyumuyordu tüm bu süreçte. Çok zordu ama hakikaten o da geçti, yani bizimle uyumaya alışmadı, dönemsel bir zorluktu.

4. Bremen – İstanbul – Bodrum Gidiş Dönüş (THY)

Vera 11 aylık olmak üzereydi. Biz o sırada bilmiyorduk ama 6. hastalığı geçiriyormuş ve yola çıktığımız o gün Vera’nın da ateşi çıktı. İki uçuşta da bütün yol boyunca kucağımda uyudu. Ale olacak ne güzel rahat ederim diyordum ama olmasa da farketmezmiş. Allah korusun çocuğumu tabi hiç iyi değil ama ateşi olunca dediğim gibi sürekli uyudu ve tabi ki aşırı rahat geçti o yol.

IMG_6311

Yaz tatili olduğu için ve ben maxi coside uyumasını istemediğimden (terlettiği için) hem arabayı hem de maxi cosiyi aldık. Maxi Cosi’yi yine check in esnasında verdik. Bebek arabamızın kılıfı olduğu için ve de uyuması daha konforlu olduğundan sahilde falan hep onunla uyuttuk ve rahat ettik. Fakat Bodrum dönüşü ben iki hafta İstanbul’da kaldım ve taksiye inip binerken iki parça Bugaboo ile çok zorlandım. Bu konuda daha önce yazmıştım zaten şurada.

Ergo Baby de yanımdaydı, en çok onunla rahat ettim.

5. Bremen – İstanbul Gidiş Dönüş (THY)

Bu son uçak seyahatimizde Vera neredeyse 15 aylıktı. Üç saatlik yol onun öğle uyku saatine geldiği halde öldür Allah uyumadı. İkisinde de. Uyumaya zorlayınca ğladı ben de kasmadım. Nasıl oldu bilmiyorum ama bıraktım vallahi tamma uyumazsan uyuma dedim. Artık kucağımda oturmak istemediğinden emniyet kemerini taktırmak istemedi ve o sıra biraz cazırdadı. Ben de çareyi boş olan yan koltuğuma Vera’yı bana bağlı olarak oturmakta buldum. Kemerlerimiz çözmemimize izin verilince hemen çıkardım ve o da bütün yol boyunca koltukta dikilip uçaktaki herkele sohpet etti, kendince tabi. Hiç oyuncakla oynamadı. Vallahi hamal gibi her seferinde boşuna taşıyorum onları. THY ilk defa oyuncak verdi bize, onlarla oyalandı. Benimle bilrikte nomal yolcu yemeğini yedi.

Vera bu yolculukta emzik kullanmıyordu. Çok gerildim ne yapacağım diye hatta sormuştum da, pipteli Avent suluğu ile su içirdim bol bol, anlattım da içmezsen kulakların acır diye. Allah’tan sorun olmadı. Yol üç saat olduğu için uyumaması sorun olmadı ama uzun yola gidersek artık nasıl olacak bilmem. Gerçi bu yıl planladığımız uzun bir uçak yolculuğumuz yok. Seneye de büyümüş olacak bakalım belki kendi kendine uyur.

Daha önce yazdığım gibi bu sefer Chicco Lite Way ile seyahat ettim. Ergo Baby de yanımdaydı ama pek kullanmadım. Chicco ile çok rahat ettim.

Ders 9: Büyük de olsa tek bir bavulunuz (tekerlekli olmak şartıyla) olduğunda hem bebek arabası hem de bavulu itmek zor olmuyor. Daha fazla eşyanız olursa her havaalanında bulunan bavul arabalarından alabilirsiniz. Hem onu hem bebek arabasını ittimek biraz zor olsa da yapılmayacak şey değil. 

Ders 10: Uçakta tuvaletin üzerinde alt değiştirme ünitesi var ama olmasa da biz heryerde alt değiştirebiliriz zaten öyle değil mi?

Ders 11: Bebek eşyalarını sırt çantasına koymak her zaman en pratik yok. Çapraz çanta tek omuza ağırlık yaptığından gereksiz yük olabiliyor bazen. Bazen de hem sırt çantası hem de pasaport, cüzdan vs koyduğum küçük çapraz çantamı aldım ki hem değerli eşyalarım güvende ve hemen elimin altında oldu, hem de bez çantasının içinde sürekli aranmak zorunda kalmadı.

Ders 12: Her zaman ama her zaman uçaktaki boş yeri sorup ya yanımdaki (ortada oturan) kişiyi oraya yollarım (zaten ortada oturduğu için daha kötü bir yere gitmez, ya da be yer değiştiririm. Böylece çoğu zaman yan koltuğum boş oldu ve çok daha rahat ettim. Hatta son yolculuğumda Vera sürekli ayakta olduğundan ben ortaya oturdum o da camla benim aramda olduğundan arada 10 dakika kadar uyuklamışım bile.

Bizim Vera ile uçak yolculuğu tecrübelerimiz böyleydi. Sizinkiler nasıldı anne okuyucularım?

Önce kocaman plazalarda çalışan işkolik bir avukattım. Yüksek ökçelerim üzerinde ise tam bir “Sosyal Kelebek“. Sonra aşık oldum, Ale’ye… Evlendim… İstanbul’u bıraktım, Bremen’e taşındım. Bir de baktım “Domestik” olmuşum. Sonra ise anne… Vera’nın annesi… Şimdi yeniden hayata karışma zamanı. Ve işte karşınızdayım, iki şehirden Zeynep, anne, kadın, avukat, insan, okur yazar, öğrenmeye aç, seyahate aşık...

Yorumlar

  • Cana

    Bu tabi bebise göre degisen bir konu simdiye kadar cok sükür hic sorun yasamadik biz. Batu da gidis dönüs 4 kez Istanbul yapti 1,5 aylikken – 6 aylikken – 8 ve 10 aylikken. Cogunda minimum 2 saat uyudu, emzirdigim icin rahatti o dönemler cünkü memede uyuyordu. 4 hafta sonra tekrar gidecegiz ilk kez emzirmeden ucakta bakalim nasil olacak diye geriliyorum biraz ben de.
    Bu bebek sepeti ve THY konusunda ben cok sansliydim sanirim cünkü bu ucuslarin 2 sini thy ile yaptim ikisinde de hem giderken hem dönerken sepetteydi rahat rahat uyudu ben de hem film izledim hem yemek yedim. Diger ucuslar Pegasus ve Sunexpress, kucakta olmasina ragmen rahattik ama bir thy degil tabi.

    Stefan da yorumuma katkida bulundu az önce, onun icin bebekli yolculukta en büyük problem hosteslerin gelip gecerken bebegini sevip oksamasi dokunmasi (sormadan) imis. Hatta ay siz rahat edin biz sunu bir sevelim!! diye kucagimdan alip (koparip?) ortadan kaybolan da oldu. Ben de kizdim ama biraz daha anlayisliyim bu konuda sanirim kültürel bir sey, benim hosuma gidiyor tabi cocugum seviliyor falan diye sanirim ama o alip gitme fenaydi gercekten, (allahtan yabancilayan cigligi basan bir bebek degil). Cat! diye cep telefonunu cikarip fotograf cekmeleri de cabasi. Evet sanirim bizim en olumsuz ucus deneyimimiz bunlar!! 🙂

    | Cevapla
  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir