2 Cities 1 Woman

Bakıcılı Anneden Mektup Var

Türkiye’den bakıcılı bir annemizden mektup var. Aslı benim üniversiteden dostumdur. İki oğul anası, başarılı bir avukat, güzel bir eş, vefakar ve iyi bir dost. Hamilelikteki zor günlerimde ben yatakta yatarken what’s app’teki yegane eşlikçim. Yağlı saçlarımızla finallere çalıştığımız günlerden emzirme tüyoları paylaştığımız günlere geldik (Geldik de nasıl geldik bir de bize sorun :)). Aslında haksızlık etmiyeyim bana hep çok zor bir iş başardığımı söyleyen dostlarımdandır kendisi. Hatta İrem’le ikisi beni baya gazlamışlardır yılın annesi, anaların anası diye 🙂

Benim Yabancı bir Ülkede ve Yalnız Çocuk Büyütmek yazımdan sonra ”bakıcıma özenme, bak o işin aslı nasıl ben sana anlatayım” dedi ve kendi bakıcılı tecrübesini yazdı sağolsun.

Bu arada hemen belirteyim yazımın üzerine pek çok destek mesajı aldım. Hepiniz çok sağolun. Ama içinizi ferah tutun, benim ilk yılım çok zordu. Ama 1 yaşından sonra, hele de kreşle artık herşey daha farklı. Ben de bu memlekete biraz daha alıştım, analığa alıştım, Vera büyüdü, artık hayat zor değil eğlenceli. Baya baya güldürüyor kızım beni. Ben de Türkiye’ye gide gide aslında kazının ayağının göründüğü gibi olmadığını gördüm. Karışan görüşen, ulaşım, yollar, bakıcılar derken hep koşa koşa döndüm Bremen’e. Hatta geçtiğimiz aylarda iyi ki çalışmıyorum cümlesini bile kurdum Alexander’a. O yüzden aklınız bende kalmasın 🙂 hepiniz sağolun varolun.

Şimdi, İstanbul’da iki oğlu, eşi ve bakıcısı ile yaşayan Aslı’nın hayatına biraz yakından bakalım.

d8071e9b6ce58226b0e462f86553f4ce-2

Bebek bakıcısı ile hayat  kolay mı sanıyorsunuz?

Ben bakıcı yardımı ile büyüyen yaramaz, uyku düzeni olmayan zor bir bebekmişim. Anneme göre benim yaradılışım buymuş. Ama kendi çocuklarımı büyüttükçe aslında bunun yaradılıştan çok biraz da bakıcı ile yetiştirme tarzından kaynaklandığını farkettim…

Evlenmeden önce eşime, çocuk sahibi olacaksak mutlaka yatılı bakıcı istediğimi belirtmiş ve bunu şart koşmuştum. Allahtan eşim de ben de tarz olarak çok domestik insanlar değiliz. Evet çocuklarımız olmalı ama bir yandan da kendi hayatımızı eskisine oranla az da olsa yaşamalıydık. Neyse evlendik ve 2 sene sonra ilk oğlum doğdu. Evde iki kişi rahat ve özgür olarak yaşamaya alışmış eşim ve ben, bir anda eve gelen minik bir bebek ve bakıcı ile ilk sarsıntımızı böylece yaşamıştık. Bakıcı eve geldiği gün salonun başköşesine geçip bizimle birlikte oturunca eşim deliye döndü. İlk günün şokunu böyle yaşarken aslında bunun küçük bir artçı sarsıntı olduğunu anlamamız uzun sürmedi. Malum bebek ilk doğduğunda annesi ile bir bütündür emzirme uyutma vs. Bakıcıya da kirlileri toparlama yemek yapma gibi ev işleri düşer. Bizde de başta öyle oldu. Ama oğlumun çok uykusuz bir bebek olması nedeni ile bazı geceler bebeği bakıcıya vermek istedim. Zira o aslında bebeğe bakmak için vardı. Ama saolsun bakıcımız oğlum ağladığında uyanıp onu uyutmak yerine kendi ağır uykusundan uyanmıyordu bile. Aklınıza hemen işten çıkar bu kadını gelmiştir. Ama öyle olmadı maalesef. Allah için benim bakıcımım tek iyi huyu oğlumu en az benim kadar sevmesidir. Bazı annelerin bebeklerini bu yüzden kıskanıp bakıcılarını işten çıkarmışlığı bile vardır. Lakin benim bu bakıcıya yıllardır dayanmamın tek sebebi oğluma zarar vermeyeceğinden adım gibi emin olmamdır. Beni evhamlı olan annelerin anlayabileceğini düşünüyorum. Böylece “Stokholm sendromum” yüzünden eşimin tüm ısrarlarına rağmen bu kadınla yıllardır beraberiz. Çünkü çevremden dinlediğim hikayelerde bakıcıların çocuklara nasıl davrandığını duyuyordum. Birkaç ay sonra işe başlayacaktım ve annem de oğluma bakabilecek durumda değildi. Onun için ben bakıcıya muhtaç hale gelmiştim.

Oğlum 40 günlük olduğunda onu alıp Antalya’ya tatile gidelim dedik. Bu bakıcılı ve bebekli ilk tatilimizdi. Bebeğe bakıcı bakarken biz de biraz tatil yapacaktık. Tatile gittiğimiz ilk gün bebek deniz kenarında uyurken ben bakıcıya; “hadi sen de gir denize, keyfine bak” dedim. Gidiş o gidiş. Kadın saatlerce ortada yoktu. Ben delirmiştim ama eşimin ben sana demiştim demesini çekmeme adına susuyor ve bir Pollyanna edasıyla eşimi sakinleştiriyordum. Otelde kadını ararken bir baktım ki kadın denize girmiş, sonra güzelce yağlanmış şezlongda sere serpe güneşleniyor. Deliye döndüm, kadına “napıyorsun kaç saattir burada” dediğimde “eee sen git demedin mi” diye pişkin pişkin üste çıktı. Daha sonra tatilimizin de mutlu mesut geçtiğini düşünmeyin, böyle bir sürü hikaye yaşadık. Ama ben her seferinde “yazık kadına, o da özendi işte” diye, kendimi ve eşimi avuttum. Ama tatil dönüşü bombayı patlattı sevgili bakıcımız. Antalya’nın en iyi otellerinden birinde kalmamıza rağmen kendisi oteli hiiiiç beğenmediğini söyledi. Evet, haklısınız ben bu kadına niye katlanıyorum, dediğim gibi oğlumu çok sevmesi ve sevgili oğlumun da bu anlayamadığım şekilde bu kadını çok sevmesi. Neyse bu olaydan sonra kendisini hiçbir tatile bir daha götürmedik tabi. Zira çocuğa hem biz bakıp bir de kadına tatil yaptırıp paramızla rezil olmayacaktık tabi. Gördüğünüz gibi bakıcılı hayat sandığınız kadar kolay değil işte.

Bizim evde yemekleri bakıcı yapıyor. “Aman ne güzel” demeyin. Bol kepçe bakıcımızı biraz tutumlu olmakla uyarınca cimrilikle suçlandım. Evet ben yemek yapmayı bilmiyorum ve Allah için de yapmayı da hiç sevmiyorum. Bunun için bakıcının kurallarına böylece uymak zorunda kalıp, mutfaktaki bütçe açığına da katlanmak zorundayım.

Eşimle cuma, cumartesi akşamları dışarda yemek yiyoruz. Bakıcı olmasının en rahat özelliği bu. Özgürsün, istediğin zaman sokağa çıkabiliyorsun. Ama bu sefer de aklın hep evde oluyor. Kadına güveniyorum zaten sırf bunun için de hala bizimle değil mi? Lakin gene de elde telefon devamlı kamerayla evi kontrol etmenize engel olmuyor bu. Yani bedenen dışardasın ama kafan bakıcın da olsa hep evde.

Bakıcı ile bebek büyütmenin en zor olayı da uyku ritüeli. oğlumu belli bir uyku düzenine alıştırmak için gecelerimi verdim. Evet, oğlum artık geceleri yatağında kendi kendine uyuyordu. Kolay olmadı tabi ağlama krizleri direnmeler ama sonunda zafer benimdi. Ama sadece bir günlük bir zafer. Gecelerce  sinirlerim heba olarak düzenli uykuya alıştırdığım oğlum, ben işe gidince öğle uykusunda bakıcısı tarafından sallanarak uyutuluyordu. Bunun için kıyametler kopardığımda sebep; bakıcının ona göre ağlatmaya kıyamadığı ama bana göre de sallayarak uyutmanın kolayına gelmesiydi. Bakıcıyı sert uyarmalarımda bir işe yaramadı ve oğlum gene sallayarak uyutulan bir çocuk oldu.

Başka bir bakıcı bulsam, yerine gelecek bakıcının daha iyi olacağının da garantisi yok. Bir de çalışıyorum, yeni bakıcıya alıştırmak için bir süre işe gitmemem gerekiyordu. Ve ben bunu yapamazdım onun için katlanmaya devam.

Bakıcı ile yaşamanın burada sayamadığım bir çok dezavantajı var, yedirme dediklerini sen yokken yedirmesi veya yedir dediklerini yedirmemesi,  devamlı izin almak istemesi, çocuğa devamlı tv seyrettirmesi, (Zeynep olarak lafa karışıyorum, vallahi ben gördüm öyle çizgi film falan değil baya Mahmut Tuncer show tadında programlar seyrediyor kadın bütün gün) eşimle başbaşa tatile gittiğimde annemlerde veya kayınvalidemde kaldıklarında, kaldığı yerden memnun olmaması ve kaprislerini çekmek, sabaha kadar uyumayan çocuğumu sabah olduğunda bakıcıya verip “biraz uyuyayım” hayaliyle odama döndüğümde kasten yapılan gürültüler nedeniyle uyuyamam….. Biliyorum herkesin benim gibi problemli bakıcısı yok. Ama emin olun ki çoğunluğu defalarca bakıcı değiştirmekte veya bu tarz başka problemler yaşamaktadır. İnanın en iyisi bile problemli oluyor. Düşünün bir kere; insan kardeşi bile aynı evde yaşamakta zorlanırken bir de elin kadınıyla aynı evde yaşadığınızı ve canınızdan çok sevdiğiniz çocuğunuzu ona emanet ettiğinizi.

Diyeceğim odur ki, bakıcısı olmayan anneler ve bebekleri aslında çok daha şanslı. Çünkü bebeklerini çok zor da olsa kendi istedikleri gibi yetiştirebiliyorlar. Anne olarak her kararlarını kendi verebiliyor ve uygulayabiliyorlar. En önemlisi de bakıcıdan en az sizin kadar bunalan eşleri ile de kavga etmek zorunda kalmıyorlar.

Şimdi ikinci oğlum doğdu. Bu sefer de düzenim değişmesin diye gene aynı kadınla devam ediyoruz. İşe başladım. Evet, haklısınız bana herşey müstehak. Ama ikinci çocuğum da büyüyüp abisi gibi okula başladığında ve artık bir bakıcıya ihtiyacım kalmadığında o bakıcıyı keyifle göndereceğim gün için yaşıyorum artık ben….

Bu nedenle bakıcısı olan annelerin sandığınız kadar rahat olmadığını ve sizin kadar zor bir süreçten geçtiğini unutmayın. Önemli olan bir bebeği büyütmek. Ve ister 5 bakıcısı olsun veya ister yanınızda kendi anneniz olsun, bebeği asıl büyütürken tüm zorluklara katlanana sadece ve sadece annedir…..

Mahremiyet sebebiyle daha önce koduğum fotograf ve isim bilgilerini çıkardım.

Merhaba, Ben iki şehirden Zeynep. Kalbimin çeyreği 5 yıl önce ayrıldığım İstanbul'a ait. Sekizde biri büyüdüğüm Edirne'ye, geri kalanı da Vera kuşuma ve beyimle paylaştığımız evime sonra da Almanya'ya. Avukatım, Vera kuşumun anasıyım, beyimin karısıyım, büyük hayalciyim, çok gezerim, çok okurum, çok yazarım, bazen çok konuşur, bazen hiç konuşmam. Bazen şahane yazarım, bazen saçmalarım. Burası da benim her telden çaldığım kişisel günlüğüm gibi bir şey.

Yorumlar

  • Yeşim Çağlar Özbek

    Merhaba ben de bakıcılı ve çalışan bir anneyim… Ve de bakıcıya süper davranan, hediyeler alan, masasına oturtan vs…belli bir süre bu tarz şeyler yaşadım sonra ben kovmamama rağmen şartlar öyle geliştiği için ilki ve ikincisi gitmek zorunda kaldı ve 3.den itibaren nasıl seçilir konusunda uzmanlaştım; size yardım etmek istiyorum naçizane, çünkü sinir içinde okudum yazdıklarınızı:
    1- bu zamanda bulduğunuz hiçbir dadı eski yabancı filmlerde gördüğünüz matmazel dadı’lardan yani çocuğa terbiye veren cinsinden olamaz, çocuğunuza sadece ve sadece siz/babası terbiye verebilirsiniz… Bu gerçeği kabul ettiğinizde dadının her türlü yanlış şeyi de yapabileceğini de kabullenmiş oluyorsunuz… Bundan sonrası ise şöyle işliyor sizin söylediğiniz her seye tam itaat edecek biri olmalı ki onun üzerinden de terbiye verebilin…
    2- Sizden yaşlı birisi ile kesinlikle çalışmayın…çok nedeni var, isterseniz telefonda anlatayım, bu şekilde yazmak benim için rahat değil;)
    3- dadıyı göndermekten korkmayın, yeni dadıya 2 günlük yani cmt-pzr eğitimi hızlandırılmış şekilde yeterli gelecektir, stres olmayın, zaten sizin de kamera sisteminiz var, sorun yok yani… İçiniz rahat etmiyorsa 1 gün de işten izin alıp direksiyonu ona vererek diz sadece gözlem yapıp bir simülasyon yapabilirsiniz.
    Burada kilit nokta merhametli ve itaatkar bir dadı bulmak, bunun için acele etmeden ve halihazırdakine hissettirmeden arama yapabilmek…
    Çok anlatacak şey var ama iPhone dan yazmaktan yoruldum, size iyi dadı bulabilecek süper bir kişi de biliyorum, benimkileri hep o buldu, yüzünü hiç görmedim ama arkadaş olduk, sıkışınca arıyorum.. Benim rastladığım tek eğitimli acenta sahibi… Gamze hn isterseniz telefonunu verebilirim… Bu arada aramaktan çekinmeyin, daha detaylı konuşuruz…

    | Cevapla
  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir