2 Cities 1 Woman

Alakasız Konular Topluluğu ile Yeniden Merhaba

Uzun bir ara oldu. Bu aralar biraz ipin ucunuz kaçırdım. Normal rutinim devam ederken planlı yaşamımı sürdürmek kolaydı da misafirler, hastalıklar derken biraz düzenim şaştı. Olur o kadar yani düzen şaşmasın diye robot gibi de yaşayacak değiliz. Aslı’yla bol bol alkol aldık, pizza yedik, pasta yedik, oh sefamız olsun.

Dün kayınvalidem döndü, Vera hastaydı iyileşti kreşe döndü, ben de bir gün devrildim mide bulantısı ile şimdi ben de iyiyim. O zaman tekrar toparlanma zamanı. Yogaya ise en fazla iki gün ara verdim. Yoga devam ettikçe ayağa kalkmak, toparlamak vs her zaman daha kolay oluyor bence.IMG_3667

Yine ordan burdan bir yazı olacak hazır mısınız? Mart Nisan’dan daha sıcak geçti biliyor musunuz? Mart’ta kısa kollulara geçmişken Nisan’da kışlık montlara geri döndük. Güney Almanya’da kar yağdı hatta. Ulm’de baya tuttmuştu Elif’ten gördüğüm kadarıyla.

Güneşi gören her Alman gibi biz de kendimizi güneşe vermiş, elimize de dondurmamızı almıştık elbette. Ta ki Nisan’a kadar.

IMG_3665

Marion’la güneşli bir günde dışarıda oturmuş Asya yemeği yemiş ve kahve içmiştik. Şaka gibi yahu.

IMG_3663

Flow dergisini çok seviyorum. Hatta aşağıda görceksiniz dergiden çıkan el işi ile Vera’yla aktivite yaptık ve de odasını süsledik.

IMG_3630

Vera’nın bahar resimleri buzdolabımızın üzerinde yerini aldı. Biz İstanbul’dan dönünce ikinci buzdolabımız da sonunda geldi. Bu ne saadet sevgili dostlar. Allah başka dert vermesin 🙂

IMG_3643

Mutfakta küçük bir duvarı ve Vera’nın odasında küçük bir duvarı kara tahta gibi boyattık. Şahane bir fikirmiş Vera çok eğleniyor. Sadece Vera mı ben de 🙂 Hatta kendime ”Chalk Lettering” kitabı aldım ama henüz pek pratik yapamadım. Vera yanımdayken üzerini boyuyor/karalıyor, o yokken de benim aklıma gelmiyor.

Kumdaki çukurlarımı bozuyor, boyama yaparken illa benimkine salça olup bozuyor, kara tahta denemelerimi de bozuyor. Bu üçüne de ben çok bozuluyorum ama ses etmiyorum tabi ne diyecen çocuğa.

IMG_3644

Heh işte bunlar da Flow dergisinden çıkan donutlar. Vera’nın en sevdiği renk yeşildi. O yüzden odasındaki baskın renk beyazdan sonra yeşil. Yatağını yeşil istedi, bir duvarını yeşil istedi. Şu an itibariyle yani 3,5 yaş itibariyle resmen pembe sevdası başladı bir haftadır falan. Neyse ki odasını hala seviyor.

IMG_3604

Yoga gibi bol sebzeli meyveli kahvaltılarımız da hala devam ediyor. Hepimiz için haftaiçi özellikle güne birlikte kahvaltı ederek başlamak iyi oluyor. Malum biz akşam yemeğini genelde beraber yiyemiyoruz.

IMG_3583

Chalk lettering kitabı almak da şurdan aklıma geldi. Arkadaşım kitaba bakarak yazmış bunu, sen de yaparsın diye gazladı beni ama bilemiycem biraz pratik yapmam lazım bunun için.

IMG_3562

Sonradan daha fazla yumurtamız oldu ama paskalya süslerimiz böyle başladı.

IMG_3532

Biz Vera’yla ikimiz biraz evde yaptık, biraz da Vera anaokulunda yapmış epey şenlendi. Hala da duruyor vallahi dallar bozulunca kaldırırım herhal.

IMG_3535

Herkeste bir kambucha merakıdır diyor ben de kusur kalmadım pazarda görünce aldım. Bu güllsünün tadını beğendim ama aklıma gelmiyor içmek, o yüzden bir daha almam sanırım.

IMG_3518

Ben her hafta taze çiçek alıyorum eve. Geçen haftasonu arkadaşlarımla Groningen’e gittik. Bremen’de kız kıza haftasonu alışverişe gitmek ancak iki seneden sonra mümkün olmuştu. Burda  4 üncü ayda mümkün oldu. Yeni şehrimi seviyorum 🙂 Neysem Groningen bize 1:20 saat uzaklığında bir Hollanda şehri ve çok güzel. Tek kelime ile bayıldım. Cafeler, pazarlar, dükkanlar, binalar, insanlar. Ayrıca anlatayım Groningen’i ama meyve, sebze ve çiçeklerinin ucuzluğuna ağzım açık kaldı. 3 avokado 99 cent diyeyim anlayın. Almanya’da 35 euro olan devasa buketler 5 euroydu. Yine gidecek ben.

IMG_3508

Bazen işlerimin arasında bir kahve molası vermek şahane bir şey. Yeni şehrimin de cafeleri de kahveleri de çok güzel.

IMG_3496

Güzel günler göreceğiz güneşli günler? mi acaba?

IMG_3431

Mart böyleydi işte, sürekli bahçede.

IMG_3432

Tatlı hardalı çok seviyorum. İlk defa Munih’te bir sabah kahvaltısında beyaz sosis, bretzel ve bira ile yemiştim. Evet ilk önce tuhaf bulduğum bu kahvaltıyı çok sevmiştim. Evde pek sosis yapmam ama salata soslarına koyuyorum tatlı hardalı.

IMG_3439

Evde ise genelde Türk kahvesi. En sevdiğim fincanlarımdan birinde. Bende biraz fincan hastalığı var galiba. Tek tek bir sürü fincanım var. IMG_3464

Bir fincan iki de sepet. Ömrümü sepetle geçirebilirim.

IMG_3399

Atelier Rebul’un Istanbul kokularını çok beğeniyorum. İlk defa geçen Eylül’de Müge’de görmüştüm. Hem el kremini hem de oda kokusunu aldım. Her gelen soruyor ve evimde sorulan her şey hep Türkiye’den.

IMG_3407

Portakallı kolonyayı kardeşim almıştı daha önce. Narenciye en sevdiğim kokulardan zaten.

IMG_3566

Fırında tatlı patates ailemizce çok seviliyor. Hem normal patatese göre de biraz daha sağlıklı. Adaçayı da çok yakışıyor.

IMG_3526

Brüksel lahanasının tarifini daha önce şurada vermiştim. IMG_3522

Vera yemiyor Brüksel lahanası ama patatesle balığını yemesi yeterli 🙂

IMG_3520

Parkta montlarımızı çıkaracağımız günler çabuk gelsin.

IMG_3420

Önce kocaman plazalarda çalışan işkolik bir avukattım. Yüksek ökçelerim üzerinde ise tam bir “Sosyal Kelebek“. Sonra aşık oldum, Ale’ye… Evlendim… İstanbul’u bıraktım, Bremen’e taşındım. Bir de baktım “Domestik” olmuşum. Sonra ise anne… Vera’nın annesi… Şimdi yeniden hayata karışma zamanı. Ve işte karşınızdayım, iki şehirden Zeynep, anne, kadın, avukat, insan, okur yazar, öğrenmeye aç, seyahate aşık...

Yorumlar

  • Cana

    tam nerelerdesin diye söylenmeye hazırlanıyordum ki gördüm, hadi yırttın bu sefer. Yazısız bırakma bizi 😘

    | Cevapla
  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir