2 Cities 1 Woman

Temizliğe Gelen Adam

Yahu hanginizin gözü kaldı, temizlikçimiz hastanelik oldu, poşetlediğim eşyaları yıkama zamanı geldi çamaşır makinesi bozuldu, ya Vera hastalanıyor evde kalıyor ya ben hastalanıyorum ya bitleniyoruz. Bitmedi derdimiz. Kutular olduğu gibi duruyor haftalardır onlara sıra gelmedi resmen. Haftada iki gün çalışmak yalan oldu. Haftada iki gün günde dört saat alt tarafı yardım, kıskanılacak bir hayatım yok ayol.

Daha ziyade çocuğuyla çok uzun zaman geçiren her evde oturan anne gibi pelte bir beynim ve kazan gibi bir kafam var. Şu satırları 19:30 itibariyle yazıyorum. Bu akşam babasıyla uyuyacak ve babası bu işi hep yavaştan alıyor. Ayol al çocuğu çık yukarı 🙂 5 saattir susmayan ve sürekli ahtapot gibi kıpır kıpır üzerimden inmeyen bir çocukla beraberim. E hani iyiydi çok tatlıydı bugün, diyor beyim, evet öyle zaten de işte 5 saat diyorum sana ben de insanım neticede. Geçen cumadan beri bir yetişkinle sohbet etmedim mesela. Bugün çarşamba. Alexander’la da edemiyoruz çünkü mümkünü yok bizi konuşturmuyor ve babasını özlediği için ekstra ağlak oluyor. Babası 19:00’da geldi misal son yarım saatteki gürültü kadar gürültü olmadı evde. Başım döndü valla.

IMG_0163

Bir o kadar da çok tatlı tabi, tam bir bıldırcın, ”anne seni çok seviyorum” diye boynuma sarılmıyor mu? Cancağızım benim.

Kaç akşamdır Vera uyuduktan sonra oturmak istiyorum ama hep Vera’yla birlikte uyuya kalıyorum. Sabahları 09:00-14:00 arası kendime ait zaman. Fakat mutlaka yapmam gereken bir şey oluyor. Market alışverişi, yemek pişirme, evi toplama, çamaşır yıkama, yıkananları asma, kuruyanları toplama, katlama, yerlerine yerleştirme, biraz sosyal medya ve hop zaman bitti. Evden çalışmaya çalışmak korkunç bir şey. Biri workshop falan yapsın ”ev işine dalmadan evden çalışma” diye lütfen.

Canım Simge geçenlerde benim astrolojik haritamı çıkardı. İşimin başlangıcı için 29-30 Ocağı tavsiye etti ama nasıl yetişeceğim bilmem. Bak hala yukarıdan pijama giyme pazarlıkları, havada uçuşan ”nein”ler. Hayır ben bu çocuğa blöf yapıyorum çünkü günde beş saat diyorum, haftasonu full time. Sen eve geleli 45 dakika oldu neyin blöfü be adam?

Bu satırları bu saatte yazdığım için bu yazı bu kadar isyankar tabi. Yoksa modum iyi aslında 🙂

Bu arada temizlikçimiz hastanede olduğundan temizlik şirketinden başka birini göndermelerini istedik. Geçen haftalarda bir gün camlarımızı temizleyen bir adam vardı o geldi. Kız bildiğin adam geldi eve temizliğe. Neyse vallahi bugüne kadar gelen bütün kadınlardan daha iyi, daha özenli temizledi gitti. Helal olsun valla. Kendi bezleriyle geldi. Bu Almanlara hayranım valla ne bir lak lak ne bir goy goy. İşini yaptı gitti adam. İçeceklerini bile yanlarında getiriyorlar. Yani düşünüyorum da bizim Türkiye’de kadınlar tüm gün kalıyor ama 4 saat böyle efektif çalışıyorlar mı? Sanmam. Bizimkiler gelince mutlaka çay demler kahvaltıya oturulardı önce çünkü. Burda da kaç tane Türk gelse hepsi eltisi görümcesi kızı gelini dertleşti, ağlayan mı dersin. Kahve sigara molaları gırla. Hayır saat ücreti olmasa takılmayacağım ben bunlara ama saat bacım saat. Neyse diyeceğim o ki Almanya’da temizliğe adam gelirse çekinmeyin vallahi güzel temizliyorlar 🙂

Önce kocaman plazalarda çalışan işkolik bir avukattım. Yüksek ökçelerim üzerinde ise tam bir “Sosyal Kelebek“. Sonra aşık oldum, Ale’ye… Evlendim… İstanbul’u bıraktım, Bremen’e taşındım. Bir de baktım “Domestik” olmuşum. Sonra ise anne… Vera’nın annesi… Şimdi yeniden hayata karışma zamanı. Ve işte karşınızdayım, iki şehirden Zeynep, anne, kadın, avukat, insan, okur yazar, öğrenmeye aç, seyahate aşık...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir