2 Cities 1 Woman

Emzirmek Ya Da Emzirmemek İşte Bütün Mesela Bu Değil Aslında

Bu hafta emzirme haftasıymış. Ben de iki kelam laf etmek istedim.

Emzirmek de emzirmemek de bir kadının kendi seçimidir. Ne devletin, ne kocasının, ne toplumun, ne de korkularının. İnsanlar emzirsin emzirmesin beni ilgilendirmez. Fikrimi, tecrübemi soranla paylaşırım. Sormayanın işine burnumu sokmak istemem. Bu emzirme konusu da dahil olmak üzere anneliğe ilişkin konular çok hassas konular. Bilmeden ve istemeden karşısınızdakini yaralama ihtimaliniz yüksek. O yüzden en güzeli sorulmadığı sürece bu konularda yorum yapmamak. Yaparken de biraz empati kurmak.

Emzirmek isteyen kişinin desteklenmesi arkadaş, elti, görümce vs desteğinden öte bir konu elbette. Devletin ve yasaların desteği olmadan her şey afaki. 4 ay sonra işe dönmek, mesai yapmak zorundaysanız, süt izninizi kullanmanıza izin verilmiyorsa yapacak pek bir şey yok.

Hamile kaldığım, yaşadığım ve emzirdiğim memlekette durum söyle:

Almanya’da ücretli izin 6 ay. 6 ay – 1 yıl arası yarı maaşınızı alarak izinlisiniz. 1-3 yıl arası ücretsiz izin alabiliyorsunuz. Part time çalışabiliyorsunuz, evden çalışabiliyorsunuz. Hemen hemen her sektör için geçerli. Mümkünse tabi doktor evden nasıl çalışsın misal 🙂

Almanya’da ilk 6 ay emzirme kuvvetle destekleniyor. Eve gelen ebem olmasa ben sütümü artıramaz ve istediğim halde emzirmeye devam edemezdim belki. 6 aydan sonra emziren az, 1 sene üzeri genelde ve hatta bazı doktorlar tarafından da tavsiye edilmiyor. Anneler de benim bir hayatım var yaklaşımında.

3df5b4b594991b002fba644d97d393b9

Bizdeki 2-3 yıllık kampanyalar burada yok. Emzirme konusunda asla hiçkimseden baskı yok. Hastanede doğumdan sonra emzirmek isteyip istemediğiniz gayet objektif bir şekilde soruluyor. Emzirmek istiyorsanız size destek için herkes elinden geleni yapıyor. Emzirmek istemiyorsanız kimse size bir mimik imasında bile bulunmuyor. Sosyal hayatta da kimse emzirip emzirmediğinizi, sütünüzün yetip yetmediğini falan sormuyor. Almanya ile ilgili en sevdiğim özelliklerden biri bu, kimse kimsenin anneliği hakkında tek bir yorum yapmıyor.

Gördüğünüz üzere siz Türkiye’de istediğiniz kadar 2-3 yıla kadar emzirin kampanyası yapın, 4 ay sonra işe dönmek zorunda olan bir kadın, işe part time dönemeyen bir kadın, evden çalışamayan bir kadın nasıl 2-3 yıl emzirsin. Çocuğunu devlet okuluna göndermek istemeyen bir kadın nasıl çalışmasın mesela?

Almanya’da tanıdığım pek çok kadın 6-8 ay civarı emzirdi. Ben 1 yıl emzirdiğimi söylediğimde insanlar şaşırdı ki bu yadırgayan veya yargılayan bir şaşkınlık değil düpedüz şaşkınlıktı.

Alman bir tane arkadaşım var hiç emzirmemiş çünkü kocası istememiş.

Bir arkadaşım da doktoru tavsiye etmese de çocuğu istediği için 2 yıla yakın emzirdi.

Hollanda’da da Almanya’ya benzer şekilde yaklaşım olduğunu biliyorum. Belki okuyan arkadaşlar da kendi ülkelerinin tecrübelerini paylaşırlar.

Fransa’da yaşayan bir arkadaşım emzirmek istediği halde sütü azaldığı için 3 aydan fazla emziremememişti. Fransa’daki durumun emzirmek istemeyen adına özgürlük mi yoksa toptan desteklememek mi olduğunu merak ediyorum açıkçası. Çünkü Almanya’da da emzirmek istemeyen kadına asla hiçbir yerden baskı yok ama devlet ve sağlık politikası emzirmek isteyenleri çok destekler nitelikte. Dolayısıyla kendi arkadaşımın özelinden gidersem Almanya’da olsaydı emzirmek istediği gibi daha uzun süre emzirebilirdi bence.

Türkiye’deki toplumsal baskıya ise girmek bile istemiyorum. Her konuda eğitilimli eğitimsiz herkesin ne maydonoz olduğu hepimizin malumu. Vera küçükken her gittiğimde Allah burada çocuk büyüten arkadaşlarımın yardımcısı olsun deyip dönüyordum. Anne/kadın faşizmi Türkiye’de had safhada.

Bunun yanında ise, Türkiye’de emzirmek isteyen annelerin devlet politikası/yasalar ve özel sektör yaklaşımı bağlamında pek desteklenmediği ortada. Herkes lafla peynir gemisi yürütmeye çalışıyor. Vakti zamanında internetten okuduğum yorumlarda ise hastane personelinin daha ilk geceden bebeğe mama vermeye çalıştığı sıklıkta rastlanan bir durum galiba.

Bir de işin kapitalizmin hepimizin üzerinde yarattığı güzellik ve seksapellik boyutu var. Bazı kadınlar da emzirmek istediği halde kilo almaktan, göğüslerinin sarkmasından, kocasının ilgisini kaybetmekten vs korkuyor. Bu korkuları sebebiyle de emzirmek istemiyor.

İşte emzirme haftasında bence toplumun her kesimindeki bu kadınları kucaklamamız gerektiğini hatırlamalıyız. Korkuları olan kadını emzirmeye teşvik etmek baskı değildir ama kendi iradesi ve bilinçli  ile emzirmek istemeyen kadını yargılamak bir baskıdır bana göre. Önce anne ve kadın faşizmini biz bırakalım. Onu bırakmadan ve birlik olmadan ne toplumda, ne kapitalizmde  ne de devlet politikasında bir değişiklik yaratabiliriz. Başkalarının bizler için biçtiği rolü oynayarak hayatımızı geçiririz.

Not: Anne olmuş bir kadına destek olmak istiyorsanız, az laf çok iş, yemek yapın, yemek götürün, evini toplayın, bebeğine bakın biraz bir duş alsın bir kahve içsin. Ondan sonra belki biraz tavsiye vermeyi hakedersiniz 🙁

İsteyenler benim emzirme serüvenimi şuradan okuyabilir.

Önce kocaman plazalarda çalışan işkolik bir avukattım. Yüksek ökçelerim üzerinde ise tam bir “Sosyal Kelebek“. Sonra aşık oldum, Ale’ye… Evlendim… İstanbul’u bıraktım, Bremen’e taşındım. Bir de baktım “Domestik” olmuşum. Sonra ise anne… Vera’nın annesi… Şimdi yeniden hayata karışma zamanı. Ve işte karşınızdayım, iki şehirden Zeynep, anne, kadın, avukat, insan, okur yazar, öğrenmeye aç, seyahate aşık...

Yorumlar

  • Berna

    Mahmut’ta Simge’nin -Simiole- bununla ilgili bi yazısı var, sadece emzirme değil ama Fransa’da işlerin nasıl yürüdüğüyle ilgili biraz fikir verebilir. Sevgiler 🙂

    | Cevapla
    • 2 Cities 1 Woman Yazının Yazarı

      Ya sizin Mahmut’u okumayı seviyorum ben ama bloglovinde yok ya çok nadir okuyabiliyorum o yüzden. bloglovine eklesenize Berna bir sürü insan için düzenli okuması kolaylaşır. Bakacağım. Sevgiler,

      | Cevapla
  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir