2 Cities 1 Woman

14 Kubat

Biz 14 Şubat sevgililer gününü kutlamıyoruz. Çok cool insanlar olduğumuz için değil. Bugünün bizim için gerçekten anlamı olmadığı için. Biz çok şık restaurantlara/otellere gideriz, bir birimize çok anlamlı, çok güzel, çok şık veya çok pahalı hediyeler de alırız. Çok romantik zamanlar da geçiririz. Ama bunları canımız isteyince yaparız. Özel günlerde pek yapmayız. Özellikle değil, denk geldiğinden sanırım. Doğum günlerimizde evde birbirimize yemek pişiririz mesela, eğer ne alacağımızı bulamamışsak çok özel bir günde bile hediye almadığımız olur. Sırf almış olmak için almayız. Sonra çok özel bir şey görünce mesela sıradan bir gün olsa da hediye alabiliriz. Ale ile 4 sevgililer günü geçirdik birlikte, hiç hediye almadım ona. İlk yıl o bana kalem almıştı sonra o da bıraktı 🙂 hiç kutlamadık. Kutlamayı da düşünmüyorum ama kutlayanların 14 kubatı kutlu olsun.

1794684_10151931071297227_2067445669_n

Bu vesileyle de şunu söylemek isterim, aşkın ömrü üç yıl değildir. Gerçek aşk üç yıl sonra daha da alevlenir. Evet bazı şeyler biraz monotonlaşabilir zamanla, bazı akşamlarınızı o televizyon karşısında siz bilgisayar başında da geçirebilirsiniz, bazen yorgunluktan saçma sapan kavgalar da edersiniz ama bir dokunuşu bile dört sene sonra içinizi titretiyorsa, siz akşamüzeri uykusuna yattığınızda, o evden çıkarken, siz uyandığınızda karanlık olacağı için ve korkacağınızı bildiği için salonun ışığını açık bırakıyorsa, ona benzemesinden gurur duyduğunuz bir çocuğunuz varsa, sıcak bir eviniz varsa ve yorganın altında ayaklarınız birbirine değiyorsa, şarkı söyleyen miniğinize aynı anda kahkahalarla gülüyorsanız ben başka hiçbir şey istemem bu dünyada. Allah herkesin sevdiğine sağlık sıhhat versin.

6d598753e6a7cd65399f671de98a561b

Ama önce kendinizi sevmeyi unutmayın. Siz kendinizi sevmezseniz başkası neden sevsin? Siz kendinizi sevmezseniz çocuğunuz kendini sevmeyi kimden öğrensin?

Sevgiyle kalın,

Merhaba, Ben iki şehirden Zeynep. Kalbimin çeyreği 5 yıl önce ayrıldığım İstanbul'a ait. Sekizde biri büyüdüğüm Edirne'ye, geri kalanı da Vera kuşuma ve beyimle paylaştığımız evime sonra da Almanya'ya. Avukatım, Vera kuşumun anasıyım, beyimin karısıyım, büyük hayalciyim, çok gezerim, çok okurum, çok yazarım, bazen çok konuşur, bazen hiç konuşmam. Bazen şahane yazarım, bazen saçmalarım. Burası da benim her telden çaldığım kişisel günlüğüm gibi bir şey.

Yorumlar

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir